Ana içeriğe atla

EMNİYET KEMERİNİN ZARARLARI


Emniyet kemerinin faydalarını çok dinledik. Peki emniyet kemeri zarar verebilir mi ?
Evet, adli tıpta emniyet kemerinin zararlarından da bahsediliyor.
Ancak "emniyet kemeri zararlıdır, sakın kullanmayın" gibi komik bir şey söylemiyorum elbette...
Sadece emniyet kemerinin olası zararlarını bilimsel bir şekilde anlatmaya çalışalım.
Emniyet kemeri kullanılması durumunda çok seyrek de olsa yaralanmalar yani vücuda zararlar olabilmektedir.
Bilindiği gibi, emniyet kemeri kullanılmaması durumunda, çarpma anında vücudunuzdaki iç organlarınızdan dalak, karaciğer gibi organlar,çarpmanın etkisiyle patlayabiliyor, yırtılabiliyor.
Emniyet kemeri bu noktada anılan iç organların yırtılmasını engelliyor.
Ancak dikkat; ince bağırsak, kalın bağırsak gibi organlar, emniyet kemeri kullanıldığında daha fazla tahrip oluyor.
Verilere göre, emniyet kemeri kullanımlarında bu içi boş organların yaralanmaları daha fazla artmış.
Sebebi ise: çarpma anında, karın duvarı yani karnımızın dış yüzeyi ve adları geçen iç organlarımızın, kemer ile omurga arasında sıkışması ve iç basınçlarının ani olarak artmasıdır.
Acil servis personelinin bile, düşük hızlı çarpmalarda bu tip hızlı ölümcül karın yaralanmalarına karşı uyanık olması gerekmektedir. Kaldıki bazı kadınlarda emniyet kemerinin normal kullanımında bile, meme basısı ve meme yaralanmaları olabilmektedir.
Bunun dışında, emniyet kemerini sırf takmış olmak için, uygunsuz bir biçimde çok acele bir şekilde sakın bağlamayın.
Çünkü bu seferde emniyet kemeri yemek borusunda yaralanmalara yol açabiliyor.
Umarım bu yazıdan şöyle bir sonuç çıkarmadınız : haaa demek ki emniyet kemeri zararlıymış, onca bilim adamı boşuna armut toplamış bu zamana kadar.
Elbette ki onu söylemek istemiyorum.
Sadece adli tıp biliminin literatüründe tartışılan bir alt başlık olarak, hatta hayat kurtarma gibi en önemli işlevinin yanında, zararları cihetinden hangi konulardan da bahsediliyor olduğunu bilebilmenizi sağlamaktı amacım.
Hayırlı yolculuklar.
Selâmetle...
(Kaynak : Adli Tıp ve Adli Bilimler, Şubat 2002 , I.Baskı,Prof.Dr.İ.Hamit Hancı, Seçkin Yayınevi, sf.62-63)
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …