Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2005 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TUĞÇE KAZAS,TERCİHİ ve OLASI SONUÇLARI

Hazır bu ara konu mankenlerden açılmışken. Sırada tuğçe var. Sevgilisi yunanlı damadımız için, hristiyan olmuş. Kilise de dini nikah falan yapacakmış. Allah mutlu etsin tabii ki. Şimdi artistik yapmak için söylemiyorum, tuğçe kazasın yüzünü bilmem. Tanımam yani. Tıpkı bir dönem gamze özçeliğin değil yüzünü, ismini bile duymamış olduğum gibi. Övündüğümü zannetmeyin ama gerçek bu. Her ikisi de, ilkokulda adını unuttuğum, varlığından bile emin olmadığım sıra arkadaşlarımdan bile daha uzak iki insandı bana. Ama türkiyem işte. Olaylar öyle bir oluyor ki, hiç tanımadığın insanların,en tanınmadık tercihleri hakkında yorum yapmak zorunda kalabiliyorsun.
Tuğçe Kazas'ın sevdiği yunanlısı için din değiştirme hadisesi malumunuz. Anlaşılmayan şey, diğer mankenlere bu konu hakkında soru sorulduğunda, hepsinin türk standartları enstitüsünden çıkmışçasına "saygı duyuyorum" diye yorumlaması oldu. Ne yani, benim saygı duymadığımı mı düşünüyorsunuz ?
Şüphesiz ki hayır. Bana ne. Allah yolunu …

KÖROLASI ÇÖPÇÜLER

ağustos ikibinbeş yeniköy parkı-ist.

Bir çöpçüyle hiç sohbet ettiniz mi ?

Çok kolaydır sohbet etmek onlarla.
Hem konuşmaya girmek için olağanüstü bir malzemeye de

ihtiyacınız yoktur.
Bir çok kereler aynı üslupla konuşmayı başlattığımı hatırlarım.
Sadece "kolay gelsin" demeniz yeterlidir.
Bir bakarsınız ki,hemen konuşmaya başlamışsınızdır.
Esasen çoğu, sizin de onlarla konuşmanızı bekler zaten.Onlar bir figüran gibi görünürler.

Sadece çöp toplamaktır gayeleri öyle ya...
Konuşacak ne olabilir ki onlarla.

Aslında öyle olmadığını ben biliyorum.
Bizimle aynı filmi seyrederler onlarda. Hayat filmini yani.

Sokakta laf atılan bayanları onlar da görürler.
Ya da "bu gençlik nereye gidiyor" şeklinde onların da görüşü vardır.
Ancak pek görüşleri alınası bir kitleyi temsil etmezler.
İşini savsaklayan çöpçüyü hemen farkeder amirleri.
Çünkü herşey nettir.
Yol temiz mi değil mi üzerine kuruludur mesleki başarıları.
Özellikle çöp kamyonlarının arkasındakileri dikkatli izlediğinizde
bir film çev…

ÇİZGİLİ PİJAMA ?

Pijama sıcak bir çay gibidir.
Her şey yolunda, parametreler stabil olacak ki rahat rahat bir bardak çay içebilesin. Savaşta çay içildiğini duydunuz mu, duyamazsınız.
Pijama da öyle, esasen huzuru ve doğallığı simgeler.
Akşam işten sonra, ya da bir Pazar sabahı hürriyeti ifade eder.

Rahatlıktır.
Çizgili pijama ise daha özeldir. Çok farklı anlamlar yüklüdür kendisinde. O da bilmez aslında neler anlatabildiğini. Anlattığını. Kime kimleri hatırlattığını.
Çocukluğumuzdaki yerini.
Sadece pijama olmaktan ötedir çizgili pijama.

Hala Sümerbank üretiyor mu bilmiyorum, ama bir dönem sümerbankın ürettiği bir pijamaydı.
Aile babasının en özgün pijamasıydı.
Türk aile babasının, klasik aile babasının pijamasıydı.
Esasen pijamadaki her bir paralel çizgi,bir sosyolojik etkeni anlatıyordu düşey bir şekilde.
Biraz da, az buçuk düşük ya da ortalama bir gelir düzeyini yansıtırdı. Memur pijaması diyebilir miyiz derseniz evet diyebiliriz.
Pikniğe bile onunla gidildiğini görmüşlüğüm vardı bir dönem.
Öyle ki, bir yerde…

BEYAZ ŞOV VE ZAGA'YI ERKEKLER ARAYAMAZ

Zaga ve Beyaz Show’la ilgili yıllardır içimde kalmış bir ukteyi açıklıyorum. Canlı yayınlarda bayan izleyici dışında kimse telefonla bağlanamıyor. Tam tersini söylersem; ilgili canlı yayın programlarına erkek izleyicilerin katılması yasaktır. Herhangi bir kanun hükmünde kararname ya da tüzükle ilan edilmemiş olsa da, sadece program yapımcılarının zımnen onayladığı bir yasaktır.
Üniversite yıllarıydı.
Zaga’ya da , Beyaz Show’a da katılmıştım. Hatta bir tesadüftür ki, Zaga’nın Türk Televizyonlarında ilk yayınlandığı programdı katıldığım.
Zaga da sormadım ama Beyaz Show’da program yetkililerine sordum. Yani kameraman ne kadar program yetkilisi olarak kabul edilebilir bilmiyorum ama tek müsait muhatap onu bulmuştum gecenin ikisinde, canlı yayın reklam arasında.
Kameramana tam olarak sorduğum şey, neden Kanal D’ de yayınlanan Zaga ve Beyaz Show programlarına bay izleyicilerin canlı yayında telefonda katılamadığıydı.
Bana cevap olarak hangi okulda okuduğum soruldu. Ben de söyledikten sonra aynen…

DAHA KÖTÜ NE VARDIR ?

-Kilo almaktan daha kötü ne vardır ?
-Aldığın kiloları verememek !

-Anlayamamaktan daha kötü ne vardır ?
-Anladığını zannetmek !

-Ahmak olmaktan daha kötü ne vardır ?
-Ahmak görünmek !

-Kendini bir şey sanmaktan daha kötü ne vardır ?
-Kendini bir bok sanmak !

-Serseri olmaktan daha kötü ne vardır ?
-Müfteri olmak !

-Hastalanmaktan daha kötü ne vardır ?
-Düzelememek !

-Hata yapmaktan daha kötü ne vardır ?
-Tekerrür eden hata yapmak !

-Ölümden daha kötü ne vardır ?
-Herkesin senin ölümünü beklemesi !

-Dedikodu yapmaktan daha kötü ne vardır ?
-Kulağını kıçına koyup,senin için söylenenleri duymamak !


bir ağustos akşamı, beşiktaş, b.ergun

TÜKENMEZ KALEM Mİ ? DOLMAKALEM Mİ ?

Hepimizin kullandığı bir kalemdir tükenmez kalem. Tükendiği halde nedendir bilinmez adı tükenmez kalemdir.
Tükenmez kalemleri ikiye ayırırım. Gündelik hayatta kullandığımız, masamızın köşesinde,klavyemizin altında,ya da yerde gördüğümüzde bazen eğilip kaldırmadığımız tükenmez kalemler vardır. Tükenmez kalemdir o bizim için. Aslında pek de bir önemi yoktur. Çünkü genelde bir arada olurlar. Şu sözlere bakın mesela :
“Bana bir tükenmez versene” ya da “Tükenmez kalem yok mu yaaa ?”
Bana bir tükenmez versene dediğimizde, kaleme karşı bir hassasiyetimizin olmadığı bellidir. Öyle ki, tükenmez kalem bile demeyiz, kısaltır tükenmez deriz.
Tükenmez işte. Ver bi tane olsun bitsin. Yeter ki şu işim görülsün…
Diğer tip tükenmez kalemler ise biraz daha kaliteli olan tükenmez kalemlerdir. Bunlar içerik ve nitelik olarak bir tükenmez kalem olmalarına rağmen, dış yüzeyleri ve kaplamalarının yüzey kaliteleri o kadar pürüzsüz,kusursuz ve dikkat çekicidir ki, onlara günlük hayatta kullandığımız diğer tükenmez…

ANNENİZ EBE, BABANIZ HAKEM OLURSA

Ebelik mesleği ve hakemlik mesleği.
İkisi de ortak özelliği olan bir meslek aslında. Belki ebelik mesleği eskisi kadar revaçta olmayabilir. Öyle ya, yerini modern bilimin gerektirdiği koşulları içeren doğum yöntemlerine bıraktı. Ancak anadolumuzun muhtelif yerlerinde hala ebelik müessesesi dinamik yerini korumaktadır.
Ben futbolla pek ilgilenmem. Aslında hiç ilgilenmem.
Hakem.
Asgari 90 dakika koşuşturan 22 tane adamın arkasından koşturan tek adam.
Bu iki mesleğin ortak yönünü yavaş yavaş tahmin ediyorsunuz. En çok küfür yiyen meslek grubuna girer bu iki meslek. Hangimizin hayatının bir döneminde, "ebeni ..keyim" ya da "ebenin ...mna koyiim" lafı çıkmamıştır ki ?
Peki ya hakemlere söylenenler. Ben ki futbola Niagara Şelalesiyle, Tanzanya'daki Zürafalar arasındaki mesafe kadar uzak olan birisi olarak hakem diyince aklıma gelen tek şey : İbne Hakem ! tezahüratlarıdır.
Düşününce bile çılgına dönebiliyor insan. Binlerce,bazen onbinlerce insan aynı anda, sanki daha önceden…

ŞAKACIKTAN GÜVENLİK OYUNU

Oldum olası, akmerkez, makmerkez, metrositi, galeriyamsı gibi, adı alışveriş merkezi olan ama mağazalarından alışveriş yapma amacı dışında,birçok sebeple gidilen yerleri hiç sevmem. Sevmedim de hiç.
Sebebini bilmiyorum. Her şey yapay duruyor sanki. Gitmedim demiyorum. Hep bir zorunluluk olarak denk gelmiştir öyle yerlerde bulunmam. Yani hep oralara çok büyük önem veren insanlarla birlikte olmuşumdur belki de.
Bazen aradığım arkadaşlarıma nerdesin diye sorduğumda “Akmerkezdeyim” yanıtını aldığımda, sesinin derinliklerindeki garip bir onore oluşu sezinlerim inceden. Bana ne . Zaten ben hep bir tesadüflerle ortalama dört takvim yılında bir giderim öyle yerlere…Öyle güzel mimari dizaynı yapılmış su fıskiyeleri de cezbetmez beni.
Suni gelmez bana. Çünkü zaten varlığıyla sunidir.
Sahile vuran dalganın sesi ve taşların üzerindeki yosunlar her zaman daha değerli olmuştur benim için.
Bazı şeyler yapay olunca, bileşenleri de yapay oluyor.
Güvenlik kontrollerinde çok lüzumsuz sahneler görmüşümdür. Güv…

DİNAMİK

Dinamik sağlam demek değildir.
Yani zannedildiği gibi sağlam olmakla dinamik olmak aynı şey değil.

Günlük hayattaki yaygın ve yanlış kullanımı olan sağlamı bir kenara koyarsak, en azından ansiklopedik olarak sağlam gibi bir anlamı yok.
Dinamik, statiğin yani "durgun" , "durağan" olanın tersi, yani "hareketli" demek.

Yani dinamik=hareketli o da eşittir "canlı" anlamı var.
Yani "dinamik" bir şey, dediğimiz gibi mutlaka ama mutlaka "hareketli" ve "canlı" bir şeydir.

Ama bu, iddia edildiği gibi "sağlam" olacağı anlamına gelmez.
Tıpkı kırık dökük bir arabanın ya da motoru olmayan bir arabanın yokuş aşağı boş viteste inmesi gibi.
Motoru bozuk bir arabayı boşa alıp yokuş aşağı bırakırsan, teorik olarak araba o anda "dinamik" bir durumdadır.
Yani "hareketli" dir.
Ancak bu durum yani arabanın "dinamik" bir durumda olması asla ve asla "sağlam" olduğu anlamına gelmez.
Benzer düşünceden…