Ana içeriğe atla

ÇİZGİLİ PİJAMA ?


Pijama sıcak bir çay gibidir.

Her şey yolunda, parametreler stabil olacak ki rahat rahat bir bardak çay içebilesin. Savaşta çay içildiğini duydunuz mu, duyamazsınız.
Pijama da öyle, esasen huzuru ve doğallığı simgeler.
Akşam işten sonra, ya da bir Pazar sabahı hürriyeti ifade eder.

Rahatlıktır.
Çizgili pijama ise daha özeldir. Çok farklı anlamlar yüklüdür kendisinde. O da bilmez aslında neler anlatabildiğini. Anlattığını. Kime kimleri hatırlattığını.
Çocukluğumuzdaki yerini.
Sadece pijama olmaktan ötedir çizgili pijama.

Hala Sümerbank üretiyor mu bilmiyorum, ama bir dönem sümerbankın ürettiği bir pijamaydı.
Aile babasının en özgün pijamasıydı.
Türk aile babasının, klasik aile babasının pijamasıydı.
Esasen pijamadaki her bir paralel çizgi,bir sosyolojik etkeni anlatıyordu düşey bir şekilde.
Biraz da, az buçuk düşük ya da ortalama bir gelir düzeyini yansıtırdı. Memur pijaması diyebilir miyiz derseniz evet diyebiliriz.
Pikniğe bile onunla gidildiğini görmüşlüğüm vardı bir dönem.
Öyle ki, bir yerde çizgili pijama giyen birini gördüğünüzde, sümerbanktan aldığı belli olurdu.
Belli ki akşam işten geldikten sonra, estetiğe çok da önem verecek hali olmayan türk babasıydı çizgili pijama giyen babalar.
O dönemler henüz eşorfman dönemi başlamamıştı.
Bir de damat pijamasıydı çizgili pijama. Gerçi hala o amaçla kullanılmaktadır. İnsanlar bilmeseler de geçmişi yaşatma, klasik bir türk ailesi , bağlı bir babayı yaratma gayretidir aslında yeni evlilere alınan çizgili pijamalar.
Biraz da göbeklice olurdu çizgili pijama giyen aile babası.
Başka memleket ve diyarları bilemem ama türkiyede mutlu aile tablosunun bir değişik tezahürüydü çizgili pijama.
Vardır öyle takıntılarım herkesler gibi. Bebekken uyuduğum yastık hala saklanır. Yani onunla hala hala uyuduğumu bilirim.
Çizgili pijamalar tarih oldu aslında biliyorum, ama ben hala ve inatla çizgili pijama giyiyorum, büyük ihtimalle giymeye de devam edeceğim.

Çocuklarıma da giydireceğim. Geçmişlerini unutmasınlar ama unutmazken, varoş edebiyatı yapmadan bunu başarabilsinler diye.
Resim deki yeşil çizgili pijama,bizim evde şimdi kıymetlenecek bu yazıdan sonra belki ama, ben yine de kimseye kaptırmaya niyetli değilim onu.
Çünkü o sadece bir pijama olmaktan öte, bir dönemi yansıtır bizim insanımız için...

Selâmetle...
(fotoğraf:04.09.2005/pazar, yeniköy)
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …