Ana içeriğe atla

DİJİTAL MESAJLAR



Kandil,dini bayram ve sair özel günlerde cep telefonuma mesajlar alıyorum.
Ancak ben tarafıma cep telefonundan ulaşan dijital bayram mesajlarını iki kategoride değerlendiriyorum.
Eğer 2.(ikinci) gruba giren bir mesaj aldıysam, hem gerçekten bayramımın ya da özel günümün kutlandığını hissediyor, mutlu oluyor ve anında cevap yazıyorum,
Yok eğer 1.(birinci) gruba giren mesaj aldıysam, sadece yüzümde hoş bir tebessüm oluyor ama cevap yazmıyorum.
Birinci grup mesajlar : çoğunluğun yaptığı, beğenilen bir mesaj metninin, sim kartın ya da cep telefonunun hafızasında kayıtlı rehberde bulunan isimlere “toplu gönderim” şeklinde ulaştırılması.
Bu durumda cevap yazmıyorum. Zaten yazmak içimden de gelmiyor. Elbette ki, koşullar ne olursa olsun hatırlanmak güzel bir şey.
Ancak mekanik bir şekilde olunca pek de keyif vermiyor olabilir.
Tıpkı, 444’ lü bir numaradan gönderilen bilmem ne bonus’u kazandınız, yok YKM’ den yaptığınız her bir alışveriş için…ya da finansbank kredi kartıyla yaptığınız her alış veriş için şeklindeki mesajlar gibi geliyor bana…
Çünkü herkesin arasında kaynadığımı, kaynatıldığımı düşünüyorum. Elbette ki kendimi özel hissetmek gibi bir ruhi ihtiyaç içinde olduğumdan değil bu.
Ama gönderen kişi için, sadece alfabetik bir sıralama anlamında önem taşıyorsunuz böyle bir durumda.
A’ dan başlıyor, Z’ye kadar cep telefonunda münasip kim varsa o kişilerden oluyorsunuz.
Ama olamaz ki, bir insan herkese eşit uzaklık ya da yakınlıkta olamaz ki .
O zaman, aynı mesaj metninin , böyle bir günde de olsa, aynı anda, otuz kırk kişiye gönderilmesi anlamlı mı ?
Bence değil.
O yüzden mümkün olduğunca telefon açmaya,
Açamayacak durumdaysam da mutlaka kişiye özel mesajlar atmaya çalışırım.
Daha samimi, daha içten belki de daha dürüstçe.
Hepsinden önemlisi daha gerçekçi.
İkinci grup mesajlar : Örneğin geçen bayram “Bedrettin İncedayı’ nın” attığı gibi “baver…” diye başlayan mesajlar.
Okuduğunuzda, mesajın sizin için hazırlandığını anlayabiliyorsunuz.
Ortak bir değeri paylaştığınız arkadaşınızın sizi hatırladığını hissediyorsunuz.
Yani bir önceki mesaj gibi değil.
Gördüğünüz gibi, ah nerde eski bayramlar geyiği değil yaptığımız,
ya da “bayramlarda veya özel günlerde,cep telefonuyla mesaj göndermek ne kadar doğrudur” gibi bir tartışmaya girmeden, başka bir boyutuyla değerlendirme yapmak istedim.
Mesaj gönderin elbette, ama bana yazıldığını bildiğim mesajlar olsun.
Olur mu ?
Tüm dostlara selam.
Selametle…
4 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …