Ana içeriğe atla

ARKADAŞLIK ÜZERİNE BİR İLK


Arkadaşlık, dostluk, paylaşımcılık üzerine söylenmedik söz kalmamıştır herhalde.
Eskilerin bir sözü vardır. “Ağaç dallarıyla gürdür” derler. Benzer düşünceden hareketle, insan da arkadaşları ve çevresiyle vardır. Onlarla anılır, onlarla itibar kazanır ya da kaybeder. Çocukken büyüklerimden duymuş olduğum “bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” lafı hala kulaklarımdadır. Arkadaş önemlidir ya, peki her arkadaş aynı yakınlıkta mıdır ?
Elbette değil.
O zaman, mesafenin yakınlığı ya da uzaklığı, hangi kriterler referans alınarak belirlenmiştir ?
Bu yazımızda bu sorulara cevap bulacağız. Bunun içinde fazla zorlanmadan bilimsel bir tasnif yapacağız.
Arkadaşlığı sırasıyla on ayrı kategoride değerlendireceğiz.

1. Tek taraflı gündelik arkadaşlık
2. Çift taraflı gündelik arkadaşlık
3. Dönemsel arkadaşlık
4. Kötü yol arkadaşlığı (hempa)
5. Zorunlu arkadaşlık
6. Fikri ya da mesleki arkadaşlık
7. Hayat arkadaşlığı
8. Ehven-i şer arkadaşlığı
9. Bağlantı arkadaşlığı
10. En dürüst arkadaşlık


1.Tek taraflı gündelik arkadaşlık : Bu tip arkadaşlıklarda, her iki tarafta birbiriyle iyi geçiniyor gibi görünse de gerçekte durum böyle değildir. Aslında, ilişkinin özüne dikkatle bakıldığında, yapay bir yapıyla oluşturulmuş sözde arkadaşlık bağı hemen göze çarpmaktadır.
Bu tip arkadaşlık, genellikle mesleki alanlarda eşit olmayanlar arasında karşılaşılabilecek bir durumda oluşan arkadaşlıktır. Her hafta sonu memleketine giden bir üniversite öğrencisinin, otobüs terminalindeki bilet satış görevlisiyle arasında bir süre sonunda kurulmuş arkadaşlık, bu tip arkadaşlığa örnek olarak verilebilir.
Bu örneğimizde, terminal görevlisiyle, üniversite öğrencisi bir süre sonunda artık arkadaş olmuşlardır. Ancak gündelik arkadaşlıktaki ilişki çift değil, tek yönlüdür. Bu ne demek ?
Bu şu demek : İki taraf birbirine değil, taraflardan yalnızca bir tanesi, diğerine muhtaçtır. Elbette bu muhtaçlığı geniş anlamda değil, “yoğun günlerde bilet bulabilmesi ve mağdur olmaması gerektiği” şeklinde, dar anlamda düşünmeliyiz.
Rüşvet, adam kayırma ve şahsi çıkarların devreye girdiği, etik hassas dengelerin çok dikkatlice tetkik edilmesi gerekli arkadaşlık tipidir.

2. Çift taraflı gündelik arkadaşlık : Normalde hiçbir ortak yönü olmadığı halde “zorunlu bir beraberlik” temelinde gelişen arkadaşlık türüdür. Adı geçen zorunlu beraberliğin yönü ise yukarıda belirttiğimizin aksine “çift taraflı” dır. Yani aynı ortamda bulunduğunuz için, sizin o kişiye, o kişinin de size mutlaka ihtiyacı olabilecektir. Dolayısıyla, yapılması gereken en akıllıca iş iki tarafında birbirini idare etmesidir. Çift taraflı gündelik arkadaşlık, “gerektiğinde” ve hatta dengeli bir şekilde “çoğu kez”, tarafların karşılıklı olarak, kendilerinden ödün vermesini gerektiren bir ilişki biçimini yansıtır.
Ancak öyle bir an gelir ki, taraflardan biri, “yeter artık” der ve ensesinde boza pişirilen bir insanın öfkesiyle isyan eder. Diğer taraf bu duruma önce bir anlam veremez, ne oldu acaba diye düşünür ancak verilen tek taraflı ödünlerin sonucunda ulaşılan
kaçınılmaz sondur bu durum.
İş yerlerinde yaşanan arkadaşlık buna örnek olarak gösterilebilir.

3.Dönemsel arkadaşlık : Periyodik arkadaşlıkta denir. Bu tip arkadaşlıklarda ; bazen samimiyet temelinde bir arkadaşlık gelişmiş gibi görünse de, aslen böyle bir şey yoktur. Okul arkadaşlığı, bu tip arkadaşlığa güzel bir örnek olarak gösterilebilir. Okulu bitirdikten sonra, hala görüşme imkanı bulduğunuz arkadaşlarınız olabilir. Onlar müstesna olmak koşuluyla, okul arkadaşlığı dönemsel(periyodik) arkadaşlığa yerinde bir örnektir. Bir tatil köyünde, ortalama üç ay yaşanacak bir tatil döneminde tanışacağınız insanlar içinde bu tip arkadaşlığı örnek verebiliriz.

4.Kötü yol arkadaşlığı : Hempa arkadaşlığı da denir. Birbirleriyle ikili menfaat ilişkisinde bulunan tarafların sürdürdüğü arkadaşlık türüdür. Ancak hempa arkadaşlığından bahsedebilmek için, adı geçen menfaat ilişkisinin, illegal işlerden elde edilen menfaatleri temsil etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla örneğin bir fabrika işleten iki ortağın amacı kar elde etmek olduğundan ve bu amaç illegal olmadığından, her ikisinin de karşılıklı menfaatleri olmasına rağmen, bu arkadaşlık hempa arkadaşlığı olarak kabul edilemez. Ancak karısını aldatırken yalnız olmayıp da, gece kulüpleri, bar ve pavyonlara arkadaşıyla giden kişi, aslında arkadaşı değil,
hempasıyla birlikte oluyordur.

5. Zorunlu arkadaşlık : Birbirlerinin mevcudiyetinden bile bi haber olan tarafların, uzunca bir süre, ortak bir kaderi paylaşmaları sonucunda ortaya çıkan spontane arkadaşlığa zorunlu arkadaşlık denir. Bu tip arkadaşlığın en önemli özelliği, tarafların çok kısa bir zaman diliminde, birbirlerinin karakter özellikleriyle ilgili ipucu niteliğindeki kişisel ayrıntıları yakalayabileceği bir arkadaşlık türü olmasıdır. Hastane arkadaşlığı buna örnek olarak verilebilir. Aynı hastanenin çatısı altında, aynı odada yan yana yatan iki hasta aslında bir kader arkadaşı değil midir bir bakıma ?
Özellikle şehirler arası yollarda seyahat ederken yanınızda oturan kişi çok kısa bir süre sonra rahatlıkla arkadaşınız olabilecektir. Ama zorunlu arkadaşınız.

6. Fikr-i ya da mesleki arkadaşlık : Aynı dünya görüşünden olan ya da aynı meslekten olan bireyler arasında görülen bir arkadaşlık çeşididir. Meslek odalarında gelişen arkadaşlıklar ya da herhangi bir siyasi partinin olağan faaliyetlerinde tanışılan kişiler, bu tip arkadaşlıklara örnek olarak verilebilir. Ancak mesleki temelde gelişen arkadaşlıklar, fikr-i / ideolojik temelde gelişen arkadaşlığa göre daha rijit ve sarsılmaz bir yapı gösterir. Lakin ; fikr-i temelde gelişmiş olan bir arkadaşlıkta, ideolojiyi oluşturan bileşenlerden birinde gelişebilecek minimal bir sapma, iki tarafı bir anda kanlı bıçaklı olma noktasına getirebilecektir. Siyasi partilerin kongrelerinde sandalyelerin havada uçuşma sahneleri, fikr-i arkadaşlık tipinin olağan bir sonucudur. Yaşanan "de facto" durumu esas alarak kıyaslama yaptığımızda, aynı meslek grubundan olan kişilerin sergiledikleri arkadaşlıklar, fikr-i temelde gelişen arkadaşlıklara göre daha kalıcı olabilecektir.

7.Hayat arkadaşlığı : Evlilik birlikteliğinin halk arasındaki adıdır. Aslında kısmen ve bazen de tamamen, evlilikteki romantizmin platonizme dönüştüğü dönem ya da sürecin zımnen tanımlanması halidir.

8.Ehven-i şer arkadaşlığı : Ehven-i şer. Yani şer’in ehven olanı. Kötü ve hayırsız olanın en iyisi. Kötünün iyisi gibi. Veya boka göre tezek amberdir veciz sözünde ifade edildiği gibi. Hala mı anlatamadım ?
Peki ehven-i şer, yani kötünün iyisi. Örnek, karşınıza dört tane bayan getiriyorlar seç birini diyorlar. Bakıyorsun hepsi birbirinden kötü. Ne yapacaksın mecbur birini seçiyorsun. Neden diye sorulduğunda da : hepsi kötüydü ama hiç değilse bunun çorapları kokmuyor diyorsun. Kötünün iyisi anlamında yani.
Arkadaşlık ilişkilerinde bazen tercih ettiğiniz arkadaşınız ehven-i şer arkadaşınız olabilir. Seçecek başka birisi bulunamaması halinde ve tamamen mecbur kaldığınızdan bir tanesini tercih etmiş olabilirsiniz. O da diğer kötüler içinde yine de biraz iyi olandır.

9. Bağlantı arkadaşlığı : Daha çok, “arkadaşımın arkadaşı” şeklinde gelişen bir arkadaşlık türüdür. Bu tip arkadaşlıklar tanıştırılma ya da kendiliğinden zorunlu tanışma şeklinde olacağından ilk anda kendinizi tam ifade edemezseniz. Çünkü tanıştırılan biri olarak önce sunumunuzun yapılması gerekmektedir. Eğer bu imkan da yoksa, kendinizi tanımlayabileceğiniz alanları yaratmak size düşmektedir. Yoksa onların ikili ilişkilerinde bir gölge vazifesi yapmaktan öteye geçemez ve bir süre sonra da zaten sıkılırsınız.
Bağlantı arkadaşlığının süresini, sizleri tanıştıran ortak arkadaşınızla olan ilişkiniz yönü ve şiddeti belirler. Eğer ortak arkadaşınızla iyi geçiniyorsanız ve aranız da iyiyse, muhtemelen tanıştırıldığınız kişiyle ilgili bir sıkıntı yaşamazsınız. Aksi taktirde bir bağlantı arkadaşlığı da işte öyle son bulacaktır.

10.En dürüst arkadaşlık : Hayvanlarla kurulan arkadaşlıklardır. Sadece köpekler için bile şunları söyleyebiliriz; içtenlikle ve lirizmle hiçbir karşılık beklemeden sallanan kuyruklar... Kuçu kuçu ise, sempati ve sevgiyle karışık bir yönelimi ifade eder. Sizi anlarlar. Sadıktırlar.Onu oturduğu yerden kaldırmak için, bazen sadece isminin ilk hecesini söylemeniz yeterlidir..Bir köpek, size sevgisini göstermek için, çılgına dönebilir. Hoplar, zıplar, coşar.Eğer moraliniz bozuksa, bir köpekle haşır neşir olup, tüm keyfinizi yerine getirebilirsiniz.Riyâ yapan köpek olmaz.Karnı doyduğunda sana kıçını dönen de... İçlidirler, hissederler. Kokundan tanırlar. Sana yan gözle bakan oldu mu, her an tetiktedirler. Evde “kak bakiim sen şuradan, oraya ben oturcam” dediğinizde, suratını ekşiten bir köpek göremezsiniz. Aranızda çok özel bir ilişki ve sıcaklık vardır köpeklerle. Onu sevdiğinizde sevilmenin ve okşanmanın hazzını yaşar, ama bunun bencilce olduğunu düşündüğünden, o da kendince size karşılık verir. Size sevgi gösterilerinde bulunur…Acaba benden bir şey mi isteyecektir karşımdaki insan diye sürekli beklemededir…Onu nasıl ezip rahatlarımın hesabını yapmaz...


Sonuç ; dış politikada klişeleşmiş bir laf vardır ; uluslar arası ilişkiler diye bir şey yoktur, ülkelerin karşılıklı menfaatleri üzerine kurulu bir ağ vardır. Hem de bu laf, öyle kapalı kapılar ardında ya da herhangi iki ülkenin lideri görüşüp ayrıldıktan sonra gizli gizli de değil, de facto görüşme anında rahatlıkla telaffuz edilmektedir.
Ulusları oluşturan bireyler olduğuna göre, insanlar neden hep başkalarının ilişkilerinin menfaat üzerine olduğunu söyleseler de kendi arkadaşlıklarını bu noktada neredeyse hiç sorgulamayıp, sorgulamaktan kaçınırlar ?
Bütün bu anlatılanlardan sonra, gerçekten hiç bir çıkar gözetmeden sadece bir arkadaşa sahip olmanın keyfini yaşamak adına, menfaat gözetmeden arkadaşlıklar kuran birisi olduğundan bahsedilse inanır mıydınız ?
Ben inanırdım...
Çünkü mutlaka vardır.
Selâmetle…

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …