Ana içeriğe atla

BABALAR VE OĞULLARI


Bugün konumuz ilginç. Yani her zaman ki gibi ilginç. Türkiye’ de ki bankaların sahipleri, kurucuları, kurucu ortakları hakkında farklı bir açıdan bakıyoruz...
Hangi bankalar mı ?
İlk aklınıza gelenler var ya işte onlar.
Yapı Kredi Bankası,Yurtbank, Akbank, Dışbank ve Türkiye İş Bankası A.Ş.
Şimdi Dışbank diye bir banka yok. Biliyorum. Fortis oldu. Olsun argümanımıza bir zarar gelmiyor. Ya da Yurtbank. Bilmem ne hallerde şimdi. Zaten biz de bu bankaların hukuki ya da yasal durumları hakkında fikir belirtmeyeceğiz. Başka açıdan dedik ya. Hangi açı ?
Çocukları hakkında. Kimin çocukları ?
Banka sahiplerinin ya da kurucularının.
Devam ediyorum. Varsa erkek çocuklarının durumu hakkında.
Başlayalım. Yukarıda verdiğim sıra üzerinden gidiyorum. İlk hangi banka demiştik ?
Yapı Kredi Bankası.
Peki kurucusu kim ?
Kazım Taşkent.
Zaten Yapı Kredi Kültür Yayınları’nın yayınladığı kitapların en alt kısmında görürsünüz : “Kazım Taşkent Serisi” diye yazar. Kendisi bir kimya mühendisi. Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent, oğlu Doğan Taşkent’i okumak için İsviçre’ye gönderiyor. Ne mi oluyor. Çok sevdiği oğlu Doğan’ın okuduğu yatılı okula bir çığ düşüyor ve çocuğu ölüyor. Tarih 1939.
Kazım Taşkent acıların en büyüğü olan evlat acısını yüreğinin en derin yerinde hissediyor ki, ömrünün kalan kısmını kendisine ve yaşadığına lanet etmekle geçiriyor. Ve bu acıyla sadece çocuklara yönelik Doğan Kardeş adlı dergiyi çıkarıyor. ( Doğan Kardeş dergisi hakkında daha geniş açıklama için bkz. 13 Haziran 2005 Salı günkü yazım )
Yurtbank’ı hatırlıyorsunuz. Sahibi Ali Balkaner’di.
Hortumlama kısmına, adalete teslim olmadan önce kaybolduğu dokuz gün boyunca ne yaptığı konusuna girmeyeceğim. Çünkü onu bi o bi de Allah biliyor. Başta söylemiştim ben çocukları açısından ele alıyorum meseleyi. Takvimler 03 Nisan 2003 Perşembe gününü gösterdiğinde, öğlen saat 12:00 sularında İstanbul Maslak’taki Balkaner Plazaya gelen bir vatandaş, Ali Balkaner’in oğlu Hakan Balkaner’i pompalı tüfekle öldürdü. Saldırıda Hakan Balkaner’in sekreteri de öldü. Zaten öldüren kişi de, ölen sekreterin eski kocasıydı ve “namus cinayeti” işlediğini söylüyordu. Orası bizi ilgilendirmez.
Akbank ve Sakıp Sabancı. Yoo hayır. Sakıp Sabancı’nın kardeşi rahmetli Özdemir Sabancı’nın 4.Levent’teki Sabancı Center Plazada 9 Şubat 1996 Perşembe günü öğlen saatlerinde suikaste kurban gitmesinden bahsetmeyeceğim.
Akbank. 2003 yılı kurumlar vergisi şampiyonu. Bir büyük banka.
Sakıp Sabancı’nın bir tane oğlu var. Metin Sabancı. Yaşıyor elbette ama Sakıp Ağa’nın ifadesiyle “O’nu böyle görmeseydim de bir kuru ekmeğim olsaydı onunla daha mutlu olurdum”.
Böyle diyor Sakıp Ağa, çünkü oğlu konuşamıyor, gülemiyor, anlayamıyor, anlatamıyor, yürüyemiyor.

Dışbank. Evet artık Fortis oldu. Ancak Dışbank’ın sahibi Aydın Doğan’dı. Yani Doğan Medya Grubunun başı.
Daha da önemlisi Hürriyet Gazetesi’nin patronu. Allah korusun oğlu falan ölmedi. Engelli bir çocuğu da yok. Ancak ilginçtir erkek çocuğu yok. Hani insanın aklına kötü şeyler geliyor. Erkek çocuğu olsaydı bu kombinasyonda Allah muhafaza…
Nihayet Türkiye İş Bankası A.Ş.
Atatürk’ün emriyle kurulmuş Türkiye’nin en büyük bankası. Tahmin ediyorum. Artık siz de ne söyleyeceğimi çıkarabiliyorsunuz. Evet manevi kızları Ülkü ve Sabiha Gökçen’i saymazsak, Atatürk’ün hiç çocuğu olmamıştı.
Belki de kader, belki tarihsel bir döngü. Kim bilir bunlar sadece kamuoyuna yansımış ya da kamuoyunda daha da bilindik olan isimler olduğu için hemen fark ediliyor. Yani diğer bankalardan da birkaç tanesini kurcalasak, belki böyle ilginç denklemler elde edilebilir. Bunlar sadece ilk anda akla gelenler.

Selâmetle...

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …