Ana içeriğe atla

BAŞLIKSIZ BİR YAZI


Yaklaşık yedi aydır her türlü zorluğa rağmen ayakta tutmaya çalıştığım sitemin herhangi bir denetim ya da yazar kadrosu yoktur.
Sevgili Özlem, bir keresinde şahit olmuştu, bir yazının hazırlanması ve sizin okuyabileceğiniz hale gelmesi asgari ve en iyi şartlarda ( o da her şey yolunda giderse ) bir saat sürüyor. Teknik imkansızlıklara , olmayan tüm zamana, sayfada veren “error” lara falan hiç değinmiyorum. Çünkü sizi ilgilendirmediğini biliyorum.
İşte aylardır faaliyette olan sitemde özellikle dikkat ettiğim bir konu var. Politik konularda yazmıyorum. Hele hele konu iç politika olursa asla yazmıyorum. Yüzlerce sayfayı bulan yazılarımda iç politika konusunda yazılmış tek bir satır bulamazsınız. Onun sebebi bana mahsus.
Sadece bir en fazla iki yazımda, supranasyonal bir yaklaşımla, dayanamayıp,Kurtlar Vadisi hakkında, bir iki satır karalamış olabilirim.

Zaten Kurtlar Vadisi bir iç/dış politika konusu olmanın ötesinde milli bir davaya dönüştü neredeyse...
Bugün de öyle yapacağım, her zaman ki gibi, politika konusunda, hele ki iç politika konusunda yazmayacağım. Ama onun yerine, ilk anda aklıma gelen tanıdık birkaç isimden bahsedeceğim o kadar.

Neden derseniz, okuduktan sonra "herhalde öyle icap etmiş belli. Yoksa adam çatlak değil ya" diyeceğinizi tahmin ediyorum.
Hiç şüphesiz liste en az bunun on katı kadardır ama dedim ya ilk anda aklıma gelenler diye…
Sizi aşağıdaki satırlarla baş başa bırakmadan önce, şimdiden :
Selametle...

Atatürk’ün fikir babam dediği vatan şairi Ziya Gökalp, 1876 Diyarbakır doğumludur.

11 Şubat 1998-11 Haziran 2005 tarihleri arasında görev yapmış Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Sn.Şenkal Atasagun 1941 Kars doğumludur.

1981 Türkiye Güzeli Aydan Şener 1 Mart 1963 Gaziantep doğumludur.

8.Cumhurbaşkanımız merhum Turgut Özal , 1927 Malatya doğumludur.

1969-1972 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanlığı yapmış olan merhum Orgeneral Memduh Tağmaç 1904 Erzurum doğumludur.
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım 1952 Diyarbakır doğumludur.

35 yaş şiirinin ünlü şairi , Cahit Sıtkı Tarancı, 2 Ekim 1910 camii-kebir mahallesi Diyarbakır doğumludur.

Gazeteci Hıncal Uluç 1939 Gaziantep doğumludur.

Türkiye İş Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı'na bağlı olarak müfettişlik de yapmış olan, Üstad Necip Fazıl Kısakürek, 1905 Kahramanmaraş doğumludur.

Ünlü ozanımız Aşık Veysel Şatıroğlu 1894 Sivas doğumludur.

1991-1994 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Sn. Hikmet Çetin 1937 Diyarbakır doğumludur.

1988 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü görevine getirilen Sn.Mehmet Ağar 1951 Elazığ doğumludur.

Gazeteci Fatih Altaylı, vallahi bilmiyorum kaç tarihinde ama biliyorum ki, Van doğumludur.

Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Sn.Emre Taner 1942 Diyarbakır doğumludur.
(halen görevdedir)

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …