Ana içeriğe atla

"DÜRÜSTLÜK MESLEĞİ" Hakkında


Adı 'dürüstlük' olan bir meslek olabilir mi ?
Sorumuz gayet açık.

Dürüstlük adında bir meslek olabilir mi ?
Yani bir insanın mesleği dürüstlük olabilir mi ?
Cevap veriyorum.

Olabilir.
Yani mesleğiniz dürüstlük temelinde hayat bulmuş ve toplumda bu doğrultuda prestij kazanmış bir meslek olabilir.
Bankacılık, savcılık, hakimlik, öğretmenlik...dürüstlük mesleğinin akla ilk gelen temsilcilerindendir.

Çünkü bazı mesleklere karşı, genel olarak toplum nezdinde oluşmuş güvensizlik duygusu bu meslek mensuplarına karşı pek fazla yoktur.
Ve hatta çoğu zaman, bu meslekten olanlara karşı, toplumda oluşmuş yerleşik bir güven duygusu vardır.
Buraya kadar her şey net.

Peki asıl sorumuzu soralım ?
Bir kimse adı geçen mesleklerden birinde çalışıyor olsun.

Bu mesleğin mensubu olması, o kişinin gerçekten dürüst olduğu anlamına gelir mi ?
Gelmez.

Neden mi ?
İkili bir ayırım yapalım.
Birincisi :
Burada kişi,
dürüstlüğü bir yaşam tarzı olarak benimsemektedir.

Bunun için de hangi değerleri zihinsel orjinine referans olarak aldığına bakmaya gerek yoktur. Yani kişi evrensel ahlak ilkeleri gereği de dürüst davranmayı tercih etmiş olabilir, mensubu olduğu dinin gereklerini yerine getirme gayretinden dolayı da dürüst olabilir.
Önemli olan bu dürüstlüğünün kendi kişisel tercihleriyle oluşmuş olmasıdır.
İkincisi :
Burada durum farklıdır. Kişi yine dürüsttür, yani şeklen dürüsttür ancak aslen dürüst olmasını gerektiren sebepler, yukarıda belirtildiği gibi kendi hür iradesiyle gerçekleşmemiştir.

Ya da kendisi, kişisel tercihleriyle pür-dürüst yani katıksız dürüst olmamıştır.

Mesleği gereği dürüst olmak zorundadır o kadar.
Bu sektörlerde istihdam edilmiş birisinin 'mesleğinin gereği' olarak dürüst olması ile 'içselleştirdiği, benimsediği için dürüst' olması arasındaki, ince, derin ve felsefi ayrımdan bahsediyorum.
Elbette ki bu meslek mensuplarına herhângi bir lafımız yok.

Kişi kendiliğinden dürüstse, yani dürüstlüğü ilke olarak zaten benimsemiş ve içselleştirmişse, bir de 'dürüstlük mesleği' olarak tabir ettiğimiz mesleklerden birini seçmişse...
Oh ne âlâ ?
Ne mutlu o kişiye.
O zaman toparlıyoruz ve diyoruz ki : bize göre iki çeşit dürüstlük vardır.
1. Kişinin kendi insiyatifinden ve vücut kimyasından kaynaklanan, evrensel âhlâk ilkelerini kendine referans almış ya da mensubu olduğu dinin emir ve yasaklarını zihninin orjinine oturtmuş kişinin dürüstlüğü. Kaldı ki buna çok rahatlıkla 'içselleştirilmiş ve bireyin metabolizmasının getirdiği' gerçek dürüstlük diyebiliriz.

2.
Sırf 'dürüstlük mesleği ni seçtiği için dürüst olan kişilerin dürüstlüğü. Ya da dürüst olmak zorunda olduğu için dürüst olunması durumu...
Elbette ki bu mesleklerin içerisinde de ilk maddede bildirdiğimiz gibi 'doğru' dürüstler vardır muhakkak.

Yoksa hepsi çalıştığı işten dolayı zorunlu olarak dürüstlüğü benimsemiş kimseler değildir bunların...
Hangi boyutta ve ne kadar samimi bir dürüstlük ?
Birinci tip mi, ikinci tip mi ?
Selâmetle…

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …