Ana içeriğe atla

İnsanın Zaman Dengesi ya da Zaman Nasıl Etkin Kullanılır ?

Mikro ekonomik analizlerde, tüketici dengesi iki şekilde hesaplanır. Tüm iktisat ve siyasal bilgiler fakültelerindeki derslerde ve bütün mikro iktisat kitaplarında bu husus muhakkak anlatılır. Çok kısaca, tüketici dengesi iki şekilde hesaplanır. Birincisi, kardinal fayda yaklaşımıdır. Yani faydanın ölçülebilirliği varsayımıdır. Bu yaklaşma göre fayda ölçülebilir. Hatta fayda ölçü birimi de "util" dir.
İkinci yaklaşım ise ordinal fayda yaklaşımıdır. Yani faydanın ölçülemezliği varsayımıdır. Faydanın ölçülemezliği varsayımında, ordinal fayda yaklaşımına göre tüketici dengesi şöyle tanımlanmıştır.
"Tüketici, her mala harcadığı son liraların marjinal faydalarını eşitlediğinde dengededir."
Bunları şunun için anlattım. Zaman ve zaman yönetimi ve bireylerin zaman dengesi üzerine düşünürken, kafamda bir şimşek çaktı ve insanın zaman dengesinin de bu şekilde formülize edilebileceğini düşündüm.

Hemen okuldaki eski hocalarımdan Yrd.Doç.Ezhan Bey'i aradım ve fikrimi söyledim. Görüşüm şuydu : "bireyler, günlük yaşantısı içinde, kişisel tercihlerine harcadığı son zaman biriminin -örneğin dakika- marjinal faydalarını eşitlediklerinde dengededirler." Yani zaman yönetimi ve zaman dengesi konusunda optimal bir verim almış olurlar. Sakın "offf, bu da nerden çıktı" demeyin ve okuyun.
İktisatçı olmayanlar için şöyle bir örnek verebilirim. Karnınız çok aç, mutfağa gittiniz ve tabii midenizde de sınırlı bir alan var.
Hem, her yiyecekten tatmak istiyorsunuz, hem de tattığınız yemeklerden de keyif almak istiyorsunuz.
İşte burada yapmanız gereken, midenizde, her yemeğe ayırdığınız bölgenin marjinal faydalarını eşitlemektir. Önünüzde beş farklı çeşit kek varsa ve midenizin de 15 dilim keke müsait olduğunu varsayarsak, yapmanız gereken her kekten üç dilim yemektir. 3x5=15. Bu durumda, midenizdeki her dilim keke ayırdığınız alanın marjinal faydalarını eşitlemiş olursunuz. Yani dengedesinizdir. Aksi halde, birinci kekten 11 dilim yer, kalan dört çeşit kekten de 1' er dilim yerseniz dengeyi sağlayamazsınız.
Hülasa, mikro iktisattaki tüketici dengesini, bireyin zaman dengesine uyarlarsak, şu sonuca varırız : "Bireyler, günlük yaşantısı içinde, kişisel tercihlerine harcadıkları son zaman biriminin -örneğin dakika- marjinal faydalarını eşitlediklerinde dengededirler." Yani zamanlarını hem tam, hem de etkin kullanmış olurlar. Böylece kimse, yapamadığı bir eylem için vakit yok demez.
Ezhan Bey'e de dinleyip yorumladığı için ayrıca tekrar teşekkürler.
Selâmetle...

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …