Ana içeriğe atla

TERAKKİ


Zihinlerde hep müspet bir çağrışım yapar “ileri” ifadesi.
İleri olma, ilerleme, terakki...Olumlu bir havanın, pozitif bir atmosferin müsebbibi olarak telakki edilir. Bir yerde ilerleme, ilericilik varsa, mutlaka iyiye güzele gidiş olduğu varsayılır.
Kelimeler titizlikle seçildiğinde, araya aksesuar olarak “ileri” “ilericilik” konulur. Başarılı faaliyetler sürekli ilericilikle taltif edilir.
Peki ilerleme her zaman iyi midir ?
Şaşırmayın, bir daha sormuyorum, ama ilerleme kötü bir şey olabilir mi ?
“İlerlemeden” her zaman güzel, olumlu şeyleri anlamamalıyız. Çünkü aksi olabilir.
Adam hastalanmış. Bütün vücudu yara içinde. Hasta yakını soruyor :
-Doktor bey, hastamız nasıl ?
Doktor cevap veriyor :
-İyi haber ! hastalığın ilerlemesini durdurabildik.
Demek ki ilerleme her zaman iyi bir şey olmayabiliyor.
O da yetmedi, arabada gidiyorsunuz. Bir yere park ettik. Tanjant değeri çok küçük bir yokuş var. Sonra fren boşaldı ve ileriye doğru gidiyoruz. Önümüzde küçük bir çocuk. Arkasına bakmadan oynaşıp duruyor. Keşke ilerlemesem demez misiniz ?
Kavramlar işte böyledir. İlk anda içlerine yüklenen anlam zihinlerde olumlu bir etki bırakabilir. Bu o kavramın yaşanan her olay ya da olgu için “iyi anlamda” geçerli olduğu anlamına gelmez...
Tersi de geçerlidir.
“Kötü” olarak tanıyıp bildiğimiz bir konsept, aslında hiç de öyle olmayabilir. O zaman ne yapmalı ?
Her somut olay için, daha derin düşünmemiz ve bize sunulanın arkasında bir şeyler aramamız gerektiği durumlar olabileceğini bilmeliyiz. Böylece kendi kararımızı kendimiz vermiş, etki altında kalmaktan kurtulmuş oluruz. Ancak, bu zihinsel aktivasyon sürerken, aşırıya gitmeyip, cedel ve zihin jimnastiği hukukuna aykırı davranmamalıyız.
Aksi halde, birinci merhalede komplo teorici, ikinci merhalede de şizofreni olarak yaftalanabiliriz. Yani dikkat.
İşte bu sıfatların gölgesinden kurtulmak istiyor ve kendi yorumlarınızı oluşturabileceğiniz özgün dünyanızı yaratmak istiyorsanız, lütfen biraz daha fazla okuyun ve doğru karar verin.
Değişmeyen bir şey var ki, doğru karar verebilmek için doğru bilgiye sahip olmak gerekir. Doğru bilgi içinde önyargılardan sıyrılmış epistemolojik bir donanıma...
Selametle...

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …