Ana içeriğe atla

Öğlen Arası Jet Hızıyla...


Yok mümkün değil. Bu adamın görüntüsünü almak imkansız. Artık kamuoyuna ismini açıklayabilirim : Osman Pabuccu.
Ancak görüntü almak dediğim gibi imkansız.
Geçen aylarda tam yakaladım demişken, yine objektifimden kaçırmıştım
hatırlarsanız.
Ancak kararlılığım sürüyor ve tüm muhalefetine rağmen bir gün mutlaka fotoğrafını çekeceğim. Bu arada lezzet organizasyonu için, tüm arkadaşlar adına teşekkürler...

Malum, bir fotoğraf çektirmeme trendidir aldı başını gidiyor. İlgili kişinin diğer fotoğrafları için önümüzdeki günleri bekleyin lütfen.
Neden mi ?
Canım öyle istedi de o yüzden...
Geçtiğimiz yılın Ağustos ayında, sitemize bol bol konuk olmuştu kendileri...
Bekleyin...

Dün öğlen saatlerinde yapılan organizasyondan bir parça...Biliyorum teşkilat bana kızacak, bu da ne diyecek, benim emeğim yok mu diyecek ?
Ama dur sen de sabret, gün doğmadan neler doğarmış. Soğanları da ince ince kıysaydın belki de bugün en baş köşede sen olurdan ha ?
Ne dersin Sırrı ?

Dikkkaaat ! Esas duruş. Karşınızda üstad ! Yani Cengiz.
O bana ben de ona üstad diyoruz ancak ilginçtir neden dediğimizi de bilmiyoruz. Böyle bir karambolik kaotik ortamdır aldı başını gidiyor.
At izi kurt izi mi desem, yoksa...aaaah Metin aaaah !
üstad, seni en sona koydum diye alınmadın değil mi ?

alfabetik sırayla gittim ancak bu sefer klasik olanın aksine, a'dan değil z' den başlayarak...Osm...Hi...Cen....:)

5 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

NARGİLEYE SON...

Beş yıl önce her şey güzel başlamıştı. Eve getirdi ve dedi ki; artık tophanelerde sürünmemize gerek yok...
Nargile içelim güzelleşelim demiştik.
Bizim bağlılığımızda işte böyle tutkuyla olurdu.
Beş yıldır hemen hemen her gün beraberdik çünkü o tütün, ateş ve kömürle...

Keyifte, üzüntüde...
Klavyenin her tuşuna dokunduğumda, erkanda da o meşhur ve yoğun dumanları tüterdi...
Artık zaman dolmuştu.
Bırakmalıydım nargileyi...
İçilirdi elbet ama her gün de olmazdı ki...
Sabah işe gitmeden önce, ya da akşam yatmadan önce...
Muhtemelen vücut alması gereken zararı bu beş yıl içinde almıştır...
Ama bundan sonrası için buna fırsat vermeyeceğim...
Duyardım ya, nargile sigaradan zararlı diye. Ama işime gelmez kulak tıkardım.
Artık tıkamayacağım.
Bir dostumu da böyle kaybettim.
Yıllar önce onun küçük kardeşi sigaraya veda ettiğim ve bir daha hiç aramadığım gibi.
Belki nargileyi hayatımdan çıkarmadım ama hergün değilse de en azından haftada ya da onbeş de bir içeceğim.
Son bir kare görüntü ve...
Selâmetle...