Ana içeriğe atla

DUYGUSAL KARMAŞA KAYNAKLI ALDATMA ( III )


İlk yazımızda aldatma ile ilgili genel bilgiler verdikten sonra, ikinci yazımızda da, ‘heyecan kaynaklı aldatmayı’ mercek altına almıştık. Önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi bugün ‘duygusal karmaşa kaynaklı” aldatmayı inceleyeceğiz.
Ancak ‘duygusal karmaşa kaynaklı’ aldatmayı,
heyecan kaynaklı aldatma’ dan farklı olarak, kadın ve erkek için ortak olarak incelemeyeceğiz. Çünkü burada kadın ve erkeğin yolları ayrılmaktadır.
Heyecan yaşama adına yapılan aldatma işini, kadın da, erkek de yapabildiği halde, duygusal karmaşa kaynaklı bir aldatma işini erkeğin yapması oldukça zordur. Evet erkek de aldatır ancak aldatmasının kaynağında, yaşadığı duygusal bir karmaşanın izlerini bulmak güçtür.
Bakalım.
Bir kere, ‘duygusal karmaşa kaynaklı’ bir aldatma yaşanması için, isminden de anlaşıldığı gibi, kadın ya da erkeğin duygu dünyasında bir kaos yani kargaşa yaşanmalıdır.
Bu yaşanmalıdır ki, kadın ya da erkek, kendisini, ait olmadığı bir bedene rahatlıkla teslim edebilsin.

Hem teslim etsin hem de bundan zevk alabilsin.
Ancak, erkeğin aldatmasında sıklıkla libido ( en geniş anlamıyla: cinsel enerji) etkisi gözlemlenirken, kadınlar için aynı şeyi söyleyemeyiz.
Kadınlar, erkeklerden farklı olarak, beğenilmek, onore edilmek, sevilmek ve el üstünde tutulmak isterler. Bu her kadına yüce yaratıcı tarafından bahşedilmiş özel bir durumdur. Duygusal olmaları, hassas olmaları ve çiçeğe benzetilmeleri tesadüf değildir yani…
Buna bir de cinsel yönden tatmin ediliyor olmanın hazzını da eklediğinizde, 'bir kadın daha ne ister ?' deyip işin içinden çıkabiliriz.
Erkekler de kadınlar gibi beğenilmek, şefkat görmek, el üstünde tutulmak isterler ancak bu beklentileri, kadınların beklentileriyle aynı frekanslı bir beklenti değildir.
Ya peki nedir ?
Daha çok annesinin şefkatinin, pohpohlamasının, yavrum yavrum deyişlerinin sıcaklığında bir beklentidir.
Şeklen aynı gibi görünse de, beklentilerin frekanslarının farklılığından kastettiğim budur.
Dolayısıyla erkekler annelerinden, hiç değilse hayatlarının bir döneminde böyle bir ilgi gördüklerinden, yaş ilerleyince libidonun da etkisini göstermesiyle, eşleriyle yaşadıkları en ufak bir sıkıntıda onları rahatlıkla aldatabileceklerdir.

Hele ortam müsaitse ve aldatma işi için maddi ya da manevi özel bir çaba sarf etmeyeceklerse…
Erkeklere göre bu bir fırsattır ve fırsatlar yalnızca değerlendirilmek için vardır.
İşte olayın duygusal karmaşa yönü erkeklerde pek yaşanmaz.
Çünkü erkek onu bir şekilde aşmıştır. Zaten genel olarak, yapı itibariyle de kadınlar kadar hassas ve duygusal olmadıklarından, erkeklerde, ‘duygusal karmaşa kaynağından’ beslenen bir aldatma pek yaşanmaz diyebiliriz.
Yani erkeğin aldatmaları duygusal karmaşa kaynaklı olmadan daha çok, uçkur bölgesinde enerji açığa çıkması neticesinde yaşanırken, kadınlar da bu enerjinin toplanmasından çok, beyinde bir takım kararsızlık ve kargaşalar yaşanmaktadır.
Erkeğe karşı güvenle ilgili bir sorun yaşıyor olabilir…
Anlaşılamadığını düşünebilir…
Yeterince saygı görmediğini düşünebilir…
Yeterince beğenilip, arzulanmadığı endişesi oluşmuş olabilir…
Lâyık olduğu ilgiyi görmediğini düşünebilir…
Hülâsa; kadınlarda aldatmanın kaynağı, beyinde yaşanan duygusal karmaşa olabilirken, erkeklerde ise bu etki hemen hemen yok gibidir.
Kadınların; ‘aslında kocamı seviyorum’ ya da ‘ona bunu yapamam’ gibi düşünceleri, sıklıkla bu zihinsel karmaşanın ürünüdür.
Kaldı ki kadınların bazılarında görülen ‘aldatma sonrası pişmanlığın’ erkeklerde hemen hemen hiç görülmemesinin sebebi nedir sanıyorsunuz ?…
Bir sonraki yazımızda, 'intikam kaynaklı' aldatmayı inceleyeceğiz.
Selâmetle…
10 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …