Ana içeriğe atla

KİTAP OKUMAK


Kitap okumak insanı değişik boyutlara sevk eder. Bir anda kendinizi kuzey kutbundaki bir igloda, ya da Guatemala’nın yerli halkı Maya’ların yanında bulabilirsiniz.
Hem de öyle haritadan bakmaya da benzemez bu ziyaretiniz. Yaşantılarının en ince detaylarını da keşfedersiniz oradaki insanların…
Her insan ayrı bir dünya demez miyiz sürekli ?
Her insan ayrı bir dünya olduğuna göre ve kitapları da insanlar yazdığına göre, okuduğunuz her kitap ve yazı, adım attığınız farklı bir dünya demektir. O yazarın dünyası…
Çok sayıda yarışma seyredersiniz hayatınızda ancak en iyi yazarı seçecek
yarışma sayısı azdır ya da yoktur.
Çünkü her kitap, her yazı, o yazara ait ayrı bir dünyadır ve zihin dünyalarının değerlendirilmesi kolay değildir. Ağır fikir işçiliği gerektirir…
Ayrıca kitap okumak sabır işidir. Yorgun da olsanız hafif müzik eşliğinde uykuya dalabilirsiniz. Çok da emek sarf etmenize gerek kalmayabilir. Sabretmenize de…
Ancak kitap okuma da durum farklıdır. Hepsinden önce kitap okumak
kolay bir iş değildir. Ciddiye almanız gereken bir iştir.
Sabırlı olmanız gerekir çünkü semeresini hemen toplayamazsınız.
Zaman alır.

Ünlü filozofun, Kapital’ de dediği gibi : “Bilime giden düz bir yol yoktur, ancak onun dik patikalarında zorunlu tırmanmaları göze alabilenler, onun aydınlık doruklarına ulaşma şansına sahiptirler”
Dik patikalar, sizin kitabın başında harcadığınız zaman ve verdiğiniz zihinsel emektir.
Ancak semereleri toplamaya başladığınızda, ürün zengini olursunuz. Artık radyoda ya da televizyonda bir haber duyduğunuzda onu çok farklı açılardan irdeleyebildiğinizi görmeye başlarsınız. Hiç kimsenin fark edemediğini fark ediyorsunuz, kişisel yorumlarınızı olaylardan birkaç gün sonra hiyerarşik basamağın en tepesindekilerden duyuyorsunuzdur…
Sonra kitap okumada elde ettiğiniz bilgiler üstel fonksiyon gibi artar. Yani süratle artar. Bunu tetikleyen de okuduğunuz diğer kitaplardır. Çünkü her okuduğunuz kitapta, daha önce okuduklarınızla bağlantı kurmaya başlarsınız. Aslında siz başlamazsınız. Bu bir süre sonra spontane bir şekilde gerçekleşmeye başlayacaktır zaten…
Ortada hepimizin baktığı aynı ve tek bir dünya…
Ancak her insanda bulunan farklı kişisel gözlükler yani paradigmalar, bu dünyadan farklı sonuçlar çıkarmaktadır.
Kimisi baktığında her şeyi ya da bir çok şeyi görebiliyorken, diğerlerinin bazı şeyleri hiç görememesi ya da çok zorlanmasının sebebi okumamak değildir de nedir zannediyorsunuz ?
Selâmetle…
(fotoğraflar 09.04.2006 pazar_yeniköy)
4 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …