Ana içeriğe atla

AYLARDIR YORDUM SİZİ, BİRAZ DA FOTOĞRAF OLSUN

Değerli Okurlarım, arada sırada değişiklik iyidir ya...
Hep bilimsel makalelerle yordum sizleri..
Emekleriniz ve okumalarınız için sonsuz teşekkürler..
Şu bir hafta biraz kaçamaklar yapalım ?
Blogculukla :) teşhircilik arasındaki ince çizgiyi biliyorum ama n'piim, bazen insan değişiklik istiyor işte !
Hem herkesler yapıyor, burası hakemli bir dergi ya da bir ihtisas gazetesi değil ya canım...
Ben de geyik yapma özgürlüğümü kullanıyorum..
Hadi seyredelim...

İlk kez sizi odama davet etmiş bulunuyorum..
Hem bakın bugün 'Selâmetle' de yok (!)

Rahat olun :))

Seni oraya öyle bir kitlemişimki, kralı gelse sökemez.
Ve hatta ben bile asıldığımda taşıyorsan...
Boşuna zamanında
kafa patlatmamışız canım !


Aaaa, olur mu canım, evin hem de odanın tam ortasına ?
Oluyormuş demek !
İnsan istedikten sonra her şey olur ya...



Farkındasınız biliyorum, sağ elin eldivenleri biraz haşat gibi...
Ama bilinizki o haşatlık sayesinde 30 Haziran'dan bugüne kadar 6 kg. kaybettim.
Çok önceleri voleybol oynardım. 10 yıl önce de bu işte tutuldum.
Diyebilirimki spor yapmak isterseniz, hem kendinizi hem de başkasını incitmeden yapacağınız ve 1 saatte litrelerce ter atmanızı sağlayacak eşsiz bir spor...


Tabii operasyon başladığında ne siz, ne de o gördüğünüz nesne bu kadar masum durmuyor..
Eye Of The Tiger cannıımmm !


Alttan görünüş...
Nedense bu fotoğrafı gördüğümde, Enola Gay' dan Japonya'ya Ağustos 1945' de atılan o bomba geliyor aklıma...
Garip bir analoji de diyebilirsiniz...
Neyse o başka konu...

Yine dokundurmadan edemiyoruz...
...Bakarsınız bir arada 'faaliyet halindeyken' fotoğraflarımız çıkar :)
* Aslında tam boy bir fotoğrafı koymak isterdim ama o zaman da evin/odanın tamamı görünecekti..

Bu da işime gelmeyecek, mesele amacını aşmış olacaktı...
Böyle idare edelim olsun bitsin...
18 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …