Ana içeriğe atla

İSVEÇ'TE ARTIK HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Diğer dünya ülkeleri arasında özel bir yeri vardır İsveç’in.
Sosyal Demokrat Ekonomik Modeli anlatan teorik kitaplarda, İsveç Modeli başlı başına özel bir yer teşkil eder.
Ve hatta Sosyal Demokrat Teori, İsveç’teki uygulamaları ile ayrı bir anlam kazanmıştır.
Ancak 65 yıldır iktidarda olan sosyal demoktratlar artık iktidarda değiller.
Hafta sonu yapılan seçimlerde sosyal demokratlar (demokratik sosyalistler) iktidarı kaybetti.
Siyasetle ilgilenmeyebilirsiniz.
Ancak sol hareketin
romantik boyutuyla yaşandığı İsveç’ te bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Önümüzdeki dönemlerde basın yayın organlarında zaten bu konularla ilgili haberleri muhakkak okuyacaksınızdır.
Çocukluk anılarıma geri döndüğümde, Başbakan Olof Palme suikastiyle aklımda kaldığını hatırlarım İsveç’in…
Yaş ilerleyip de aklımız bir şeylere ermeye başladığında biraz incelemeye koyulduk Olof Palme suikastini…
Ve gördüm ki bugüne kadar incelediğim, okuduğum bir çok faili meçhul suikast içerisinde (altını çizerek söylüyorum) en çapraşık, karışık ilişkilerin olduğu cinayet, İsveç Başbakanı Olof Palme suiakasti imiş.
Aklınızın alamayacağı kişi, kurum, kuruluş ve örgütlerin
aynı anda adının geçtiği bu suikast acaba romantik solun ülkesi diye tabir ettiğim İsveç’e, hegemonik küresel güçler tarafından verilmiş bir gözdağı mıydı ?
Bu dosyayı şimdi değil belki ama ileride günü geldiğinde açabilirim.
Biz yine geçen hafta sonu iktidara veda eden sosyal demokratlardan bahsedelim.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedik.
Her ne kadar seçimi kazanan sağ görüşteki liberaller, sosyal demokratların aldığı %49'lık oya göre minik sayılabilecek bir farkla yani %51’ lik oy oranı ile iktidara gelmiş olsalar da artık efsane İsveç’in efsane sosyal demokrat modeli yok.
Asıl bundan sonra hiç alışık olmadığı şeyler yaşayacak bu ülke…
Sosyal haklar kısıtlanacak arkasından vergiler azaltılacak.
Hepsinden önemlisi dünyanın en müreffeh ülkelerinden biri olan ve hep refah içinde yaşamaya alışmış olan
İsveç halkı yeni sağ iktidarın aksiyonlarına nasıl reaksiyon verecek ?
Vergilerin indirilecekmiş !
İndirilsin.

Bu da kamu finansmanı sorunu yaşatacak.
Yani vergiler indirilince devlet parayı nereden bulacak ?
Sosyal hakların kısıtlanmasının bile yani vatandaşlara verilen hizmetin kısılması neticesinde elde kalacak paranın bile bu finansman sorununu çözebileceğini söylemek güç.
Her ne kadar bazı büyük şirketlerdeki kamu hisselerinin satışı gündeme gelmiş olsa da, özelleştirme ile kamu giderlerinin ne kadarının karşılanabileceğini şimdiden merakla bekliyorum.
Bu noktada komplo teorisi üretmeden edemiyoruz.
Acaba yeni gelen liberal sağ iktidar, birileri (!) tarafından el altından finanse ediliyor olabilir mi ?
Biraz sınırı aşalım o zaman.
Sosyal demokrat başbakan
Olof Palme’ye suikast düzenleyerek, bozmak istedikleri ülke içi istikrarı bozamayanlar, yeter artık deyip, bu sefer daha rasyonel (akılcı) yani politik davranmış ve sosyal demokrat iktidarı seçim yoluyla alaşağı etmiş olabilirler mi ?
Bal gibi de olabilirler...
Selâmetle...
18 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

NARGİLEYE SON...

Beş yıl önce her şey güzel başlamıştı. Eve getirdi ve dedi ki; artık tophanelerde sürünmemize gerek yok...
Nargile içelim güzelleşelim demiştik.
Bizim bağlılığımızda işte böyle tutkuyla olurdu.
Beş yıldır hemen hemen her gün beraberdik çünkü o tütün, ateş ve kömürle...

Keyifte, üzüntüde...
Klavyenin her tuşuna dokunduğumda, erkanda da o meşhur ve yoğun dumanları tüterdi...
Artık zaman dolmuştu.
Bırakmalıydım nargileyi...
İçilirdi elbet ama her gün de olmazdı ki...
Sabah işe gitmeden önce, ya da akşam yatmadan önce...
Muhtemelen vücut alması gereken zararı bu beş yıl içinde almıştır...
Ama bundan sonrası için buna fırsat vermeyeceğim...
Duyardım ya, nargile sigaradan zararlı diye. Ama işime gelmez kulak tıkardım.
Artık tıkamayacağım.
Bir dostumu da böyle kaybettim.
Yıllar önce onun küçük kardeşi sigaraya veda ettiğim ve bir daha hiç aramadığım gibi.
Belki nargileyi hayatımdan çıkarmadım ama hergün değilse de en azından haftada ya da onbeş de bir içeceğim.
Son bir kare görüntü ve...
Selâmetle...