Ana içeriğe atla

LOGARİTMA VE ALGORİTMA


Ali ile Veli.
Ses benzerliği açısından logaritma ile algoritma gibi. Lütfen
oof bu matematiksel kavramlarda nereden çıktı ? diye düşünmeyiniz.
Sabırla yazının sonuna kadar okuduğunuzda korkulacak bir şey olmadığnı zaten göreceksiniz.
Sürekli ve sıklıkla birbirine karıştırılan iki kavramdır
logaritma ile algoritma.
Karıştırılır ama niçin karıştırılığına dair hiç bir fikir yoktur ortada.
Sadece ses benzerliği mi ?
Peki gerçekten sadece bu benzerlik midir bu birbirinden tamamen iki şeyi ifade eden bu kelimelerin karıştırılmasına sebep olan ?
Aslında karıştırılmasının temel sebebi, ortaöğretim kurumlarında ve bir çok yüksek öğrenim programında her zaman
logaritmadan bahsedilmesidir.
Yani siz sürekli
logaritmadan bahseder, algoritmadan neredeyse hiç bahsetmezseniz ve üniversitede de bu -bahsetmeme- işine devam ederseniz, olanlar olur. (Üniversitelerdeki bilgisayar mühendisliği bölümleri hariç)
Hâl böyle olunca, yani anılan öğretim kurumlarında sürekli ve sadece
logaritmadan bahsedilince, algoritma kelimesini duyan birisi onu logaritma ile karıştırır.
Çünkü sürekli
logaritmayı duymuş ve onunla haşır neşir olmuştur.
Esasen ikisi birbirinden tamamen farklı şeylerdir.
Logaritmayı yabancı bilim adamları, algoritmayı ise ünlü matematikçi
Al-Harezmi bulmuştur.
Sizleri sıkmamak için aralarındaki farka burada değinmeyeceğiz.
Türkiye’de üniversite öğrencilerinin ya da mezunlarının da çoğunluğunun bu konu hakkında tam da bilgi sahibi olmadıklarını biliyorduk.
Ancak bir siyasi parti liderimizin de bu konuda ki bilgi eksikliğini gördüğümüzde duruma müdahalenin vakti gelmiştir dedik ve bu satırları yazmaya koyulduk.
İslam uygarlığının 7.ve 16.yüzyıllar arasında Orta Asya ve Endülüs’te ne kadar egemen olduğu bilgisi verilen röportajda şu ifadeler de yer alıyor :
*...logaritmayı El-Harezmi keşfetti...
Yukarıda
algoritmayı Al-Harezmi’nin, logaritmayı ise yabancı bilim adamlarının bulduğunu söylemiştik.
Zaten dünyaca ünlü yazarımız Aziz Nesin’in, hâlen Bilgi Üniversitesi’nden hocalık yapan yine dünyaca ünlü matematikçi oğlu Ali Nesin’in önsözünü yazdığı bir kaynakta bu konuyla ilgili tatmin edici açıklamaları görebiliriz.

Kitaptaki konuyla ilgili ifadeler şöyledir :
**Algorism sözcüğü ise ünlü İslam matematikçisi Harzem’li Muhammed Bin Musa’nın adından türemiş.
Al Hvorizmi ( = Harzemli ) sözcüğü zamanla değişerek alhorism ve sonra da algorism olmuş. Daha sonra da anlam değiştirerek algorithm (algoritma ) olmuş.

Mesela gayet açık, logaritma başka algoritma bambaşka bir şey.
Logaritma bir sayıyı üslü şekilde göstermek için bir araç iken, algoritma ise problem çözümünde izlenecek yol, yöntem anlamına geliyor.
İkisi de farklı şeyler yani...
Yemek yapmayı dahi bir algoritmaya bağlayabilirsiniz ancak logaritmik olarak ifade edemezsiniz mesela...
Selâmetle...



Bibliyografya :

* Aydınlık Dergisi, Hz.Muhammed de, Mao da Putları Yıktı, 3 Eylül 2006 , Sayı: 998, sf .15

** Kim Korkar Matematikten ? , Nazif Tepedelenlioğlu, Sarmal Yayınevi, Mart 1995, sf.72
5 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …