Ana içeriğe atla

SES RENGİ


Müşteri hizmetlerini arayan müşteri, telefonu açan çağrı merkezi (call center) yetkilisiyle güzel bir diyalog sürdüremeyeceğini, konuşmasının daha onbeşinci saniyesinde anlayabilir.
İyi günler ben Gönül, size nasıl yardımcı olabilirim ? şeklinde standart bir açılış olmuştur ancak...
Müşteri, çağrı merkezi yetkilisinin sesindeki donukluğu ve sıradanlığı hemen fark etmiştir.
Renkte bir sorun vardı.
Sesin renginde...
Ses renginde.
İşte kelimelerle ifade etmek güç gibi görünse de, ses rengi denilen olgu, görüştüğünüz kişiye samimiyetiniz hakkında önemli ipuçları verir.
Bu detaylar, etkili iletişim tekniklerini anlatan kurum içi eğitimler, seminerler dışında, herhangi bir yerde öyle sıklıkla dillendirilmez.
Ayrıca
şu şu şu kurallara uyarsanız sesinizin rengi gerekli olumlu mesaj verir, ya da şu şu şu kurallara uymazsanız sesinizin rengi olumsuz bir mesaj verir diye sınıflandırma yapmak güç gibidir.
Ancak dinleyen, maruz kalan bunu hemen anlar.
Hele ki
duygusal zekaya sahip kişiler bu tip diyaloglarda, karşı tarafın niyetini hemen fark edebilir.
Sesin frekansı ile ilgili hem duygusal, hem de teknik, değişik bir gizem ve detay vardır işin içinde.
İşin ilginç yanı, bu tip bir diyalogun muhatabı olan kişi, karşı tarafa
senin sesinin rengi bozuk şeklinde, aslında gerçekleri bire bir yansıtan ama karşı tarafça pek de para etmeyecek bir serzenişte bulunamaz.
Yani siz diyemezsiniz ki;
Bak arkadaşım, senin amacın işi yapıyor gibi görünmek, yoksa yapmak falan değil. Bunu anlamak için de insan sarrafı falan olmaya da gerek yok.
Normal arkadaş ilişkilerinde olduğu kadar, sevgililer arasında daha net fark edilir bu durum.
Yani
kuzum senin neyin var ? ifadesinde cisimleşen bu yaklaşım, aslında ses rengindeki ani bir dönüşüm ve sapmadan dolayı söylenmiştir.
Çünkü
sen önceki sen değilsin, samimi değilsin, demenin değişik bir şeklidir bu ifade...
Dikkatli takip edelim.
Müşteri yetkilisi ile müşteri birbirlerini hiç tanımaz.

Ancak müşteri , müşteri temsilcisinin ses renginden samimi olmadığını anlar.
Sevgililer ise birbirini çok iyi tanır.

Onlar da birbirlerinin ses renginden samimi olup olmadıklarını rahatlıkla anlarlar.
Peki, birbirini hiç tanımayan iki kişi ile birbirini çok iyi tanıyan iki kişi nasıl oluyor da birbirlerinin samimiyeti konusunda ses rengine dayanarak doğru sonuçlara ulaşabiliyor ?
Cevap : beklentilerdir !
İnsanlar
bir beklenti içerisinde oldukları kişilerin konuşmalarından, tavırlarından, kendilerine karşı nasıl duygular beslendiğini çoğu kez rahatlıkla anlayabilirler.

Tanıyıp tanımamak çok da önemli değildir.
Birinde hizmet bekleyen müşteri...
Diğerinde sevgi bekleyen sevgili...
Selâmetle...
13 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …