Ana içeriğe atla

GAMBİYA ' DA MERKEZ BANKASI VARDIR


Geçtiğimiz hafta okul arkadaşım Zeynep’ ten bir mail aldım.
Ne var ne yok diye soruyordu.
Ayrıca, kendisinden uzun zamandır haber alamadığımız, dürüstlüğüyle kendisini bizlere sevdirmiş
Gambiya
’lı okul arkadaşımızın mail adresini bulduğundan bahsetti.
Senegal ' in tam ortasında yılan gibi kıvrılmış coğrafi bir yapıya sahip minik bir ülke Gambiya.
Başkenti de Banjul.
Gambiya ' lı arkadaşımızın adı da
Saikou Touray.
Biz ona takılmak için, Seykoo derdik.
O da sağolsun hiç kızmazdı.
Okulda iken ders aralarında fırsat buldukça sohbet eder, bir afrika ülkesi olan
Gambiya devleti hakkında kendisinden bilgi almaya çalışırdım.
Meraklıydım anlayacağınız.
Bazen öyle saçma salak sorular sorardım ki,
'yaau üf yaa' derdi afrika aksanı o müthiş türkçesiyle.
Ama sinirlenmeden ve sabırla da anlatmaya devam ederdi.
İşte sağolsun Zeynep sayesinde eski dostum
Seykoo’ya ulaşmış bulundum.
Hemen kendisine bir mail attım.
Acaba ne yapıyor, beni hatırlıyor mu diye.
Ne de olsa aradan tam 7 yıl geçmişti...
Anında cevap gönderdi.
Aşağıda, arkadaşım Saiko Touray’ın (seykoo) 22 Eylül 2006 tarihinde bana gönderdiği mailin giriş kısmından biraz alıntı yapıp sizlere aynen aktarıyorum.
Baver,
Of course. I do remember you!
Seni unutur olur muyum ? ....elimde senin birkac resmin var. nasil gidiyor hayat?
nerede calisiyorsun? evlendin mi yoksa hala bachelor musun?
ben Gambiya Merkez Bankasinda dort yildir calisiyorum. Daha once bir sigorta
sirketinde calisiyordum. İsimi cok seviyorum. Sık sık yurt disina cikiyorum ama halen Turkiyeye gelme imkanim olmadi.
Insallah oyle firsat karsima cikarsa kacirmam.
Benim Turkcem onceki kadar iyi degil farkindasin galiba ama burada yasayan birkac Turk arkadasim var ve onlarla sik temaslardayim.
Dilinizi tamamen unutmamamda cok etkileri vardir...

Seykoonun maili böyle devam ediyor.
Hoppaaala bu da nerden mi çıktı diyorsunuz ?
Yok yok demezsiniz.
Malum son günlerde bir yerlerde bir takım merkez bankası krizleri yaşanıyor.
Bir kaç dolandırıcı, yetkililerimizi kandırmışlar.
Somali merkez bankasından geliyoruz demişler ve maalesef
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanımız da dahil bir takım yetkilileri kandırmışlar. Onlarla görüşmüşler.

Sonradan ortaya çıkmış ki öyle biri yok. Yani Somali devletinde ne bir merkez bankası var ne de başkanı.
Skandal kamuoyunun gündemine bomba gibi düştü.

Ben de bir vatandaş olarak diyorum ki, yahu neden aldandınız ?
Sadece şu fakire sorsaydınız Somali’ de merkez bankası var mı diye...
Sorardık
Seykoo kardeşimize o bize mutlaka doğru cevap verirdi.
En azından Somali bir afrika ülkesi.

Gambiya da.
Birbirlerinden, bizden çok haberleri vardır.
Son olarak : herkes duysun.
Yarın öbür gün birileri de
Gambiya Merkez Bankasından geliyoruz derse.
İnanmamazlık etmeyin.

Bu sefer de tam tersini yapıp adamları kapıdan geri kovmayın.
Orada bir Merkez Bankası var.
Bizim
Seykoo da orada çalışıyor.

Vallâhi bu sefer var.
Selâmetle...
4 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

NARGİLEYE SON...

Beş yıl önce her şey güzel başlamıştı. Eve getirdi ve dedi ki; artık tophanelerde sürünmemize gerek yok...
Nargile içelim güzelleşelim demiştik.
Bizim bağlılığımızda işte böyle tutkuyla olurdu.
Beş yıldır hemen hemen her gün beraberdik çünkü o tütün, ateş ve kömürle...

Keyifte, üzüntüde...
Klavyenin her tuşuna dokunduğumda, erkanda da o meşhur ve yoğun dumanları tüterdi...
Artık zaman dolmuştu.
Bırakmalıydım nargileyi...
İçilirdi elbet ama her gün de olmazdı ki...
Sabah işe gitmeden önce, ya da akşam yatmadan önce...
Muhtemelen vücut alması gereken zararı bu beş yıl içinde almıştır...
Ama bundan sonrası için buna fırsat vermeyeceğim...
Duyardım ya, nargile sigaradan zararlı diye. Ama işime gelmez kulak tıkardım.
Artık tıkamayacağım.
Bir dostumu da böyle kaybettim.
Yıllar önce onun küçük kardeşi sigaraya veda ettiğim ve bir daha hiç aramadığım gibi.
Belki nargileyi hayatımdan çıkarmadım ama hergün değilse de en azından haftada ya da onbeş de bir içeceğim.
Son bir kare görüntü ve...
Selâmetle...