Ana içeriğe atla

DALLAS, SİRK MAYMUNLARI, ÇOCUK PORNOSU, BOYNUZ VE KULAK


Bundan aylar önce yıllık iznimi kullanmıştım. Bu sayede bir sabah programında, bir soytarı ile sirk maymununun aşk hikâyesini görmüş idim.
Oldukça dikkatimi çekmişti. Çünkü her şey o kadar güzel kurgulanmıştı ki…
Soytarının hareketleri, davranışları. Sirk maymununun hoplayıp zıplamaları. Çıkardığı garip sesler.
Sonra yıllık iznim bitti. Her şeyi unuttum.
Geçen bayramda yine evdeyim. O da ne ?
Bizim soytarı ile sirk maymunu yine sahnede.
Aşkları bitmiş mi ?
Hayır başka oyuncular da katılmış programa.
Ortalık tam bir curcuna.

Anladım ki zihinleri bulandırma işi daha tam anlamıyla hayata geçirilmemiş…
Bir zamanlar Dallas dizisi vardı. Hani 80' lerin meşhur dizisi.
Yaşım gereği A
merikan kültür yayılmacılığının (emperyalizminin), hatırlayabildiğim ilk ayağını oluşturuyordu bu dizi.
Yani kimileri kabul etmese de bana göre 24 Ocak 1980 ekonomik kararları ile eş anlı gönderilmişti güzel ülkeme.
O dönemin bazı patlayan flaş politik isimleri gibi.
Sosyolojik ayağında Dallas, ekonomik ayağında 24 Ocak kararları, siyasi ayağında ise malum 12 Eylül.
Basit bir dizi değildi.
Bozulmanın başlangıcı, miladı, mihenk ve kilometre taşıydı.
Bir dönem ‘ne oluyoruz laann’ tereddüdünde kalan ailelerin çocuklarına izletmediği, izletmek istemediği, izletsek mi izletmesek mi dediği bir diziydi.
Hâla hâla bazen kendi aramızda konuşmalarımızda bile ‘yahu o Dallas var ya, zaten ilk o diziyle başlamıştı her şey’ dediğimiz Dallas…
Bize göre aslında çok namusluyduk. Gerçekten bana göre de öyleydi.
Öyleydik ama maalesef bozulduk.
Bozdular.
Toparlanabilir miyiz bilmiyorum. Dünkü bir büyük gazetemizin manşetini biliyorsunuz.
Çocuk pornosu aramasında ve takip etmede dünyada lidermişiz. Şimdi bir takım STK’lar (sivil toplum kuruluşları) atağa geçmişler.

Bu yönelimleri engelleme adına...
Merak ederim.

Kaç tane eğitimsiz insan ‘child porn’ yazıp google’ dan arama başlatabilir ki ?
Ey okumuşlar !
Elde sizleri suçlayacak doğrudan bir bilimsel veri olmasa da, şu ‘child porn’ tamlamasına takmış durumdayım.
Ancak, işin içine hem bilgisayar, hem google’a girme, hem ingilizce arama yapma, hem de download kavramı girince…
Bilemiyorum !
Dallas’la başladık. Yıllar sonra hâlâ sirk maymunu ve soytarılarla devam ediyoruz.
Çocuk pornosu merakında dünyada lider bir konumdayız.
Boynuz kulağı geçti yani. Artık tüm memleketleri solladık.
Komik olan ise, Dallas’ın o beğenmediğimiz oyuncuları da dünyada o konuda ! lider ülke kim diye baktığında bizleri görecek ve bir çoğu da belki de ‘ vay be, şunlara bak’ diyecekler.
Bir zamanlar biz onlara ne derdik ?
Şimdi onlar bize ne diyorlar kim bilir ?
Son sözüm : yazık oldu bize, bu kadar da tezgâha gelmemeliydik.

Ve tabii, ben Dallas'ı özledim. Bir dönem zihniyeti eleştirilen o dizidekiler kadar bile olamadık.
Solladık geçtik hepsini.
Lânet olsun, geçmez olaydık !
Selâmetle…

10 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …