Ana içeriğe atla

ALTIN VURUŞ İÇİN YUMRUKLAR LÜTFEN


İnsan psikolojisi.
Herhangi bir günü, bir olayı milat kabul etmek isteyebilir.
O milattan güç alır çünkü.
Bu milat bir tarih ise şayet, yılbaşı olabilir meselâ.
Doğum tarihi gibi değildir yılbaşı.
Kişiden kişiye değişmez.
Evrenseldir.
Yeryüzündeki tüm insanlar için aynı hissi uyandırır.
1 Ocak tarihinden bahsediyorum.
Başlangıç, hareket ya da nirengi noktasıdır o gün.
Referans alınan özel bir gündür.
Yeni bir yıla girmeden önce tüm hesaplar 1 Ocak tarihine göre yapılabilir.
Bu tarihten sonra, daha önce yapılan bir çok şeyin artık yapılmaması kafalarda şekillenmiştir.
Ya da bu tarihten sonra, daha önce yapılmayan bir çok şeyin artık yapılması gerektiği de…
1 Ocak sonrası eylemlilikleri ya da ataleti kişiden kişiye değişebilir.
Artık diyete başlanacaktır.
Para biriktirilecektir.
Her ay düzenli olarak bir kitap bitirilecektir.
Artık belli bir programa göre ders çalışılacaktır.
Sigara bırakılacaktır meselâ…
Ertelenen bir çok şeyin vâkti gelmiştir artık.
Kişiler arası ilişkiler belki de gözden geçirilecek, daha önce konuşulmayan kişilere zeytin dalı uzatılacak ya da eski yılda görüştüğünüz ama kalitesinden tereddüt ettiğiniz insanlarla artık görüşülmeyecektir.
Radikal kararların, etkin dönüşümlerin gerçekleşeceği bir tarih olabilir 1 Ocak.
Bütün mesele, yeni yıla girmeden bir gün önce oluşan bu enerjinizi ve planlarınızı, yeni yılın tamamına olmasa da, hiç değilse ilk altı ayına yayabilmektir.
Enerjinizi, planlarınızı hayata geçirme noktasında tam olarak kullanacaksınızdır ama önemli olan tam değil etkin kullanmanızdır.
Bu şu demektir ;
İlk bir ayda tüm enerjinizi kullanırsanız, evet enerjinizin tamamını kullanmışsınızdır ama etkin kullanamamışsınızdır.
Tam ve etkin kullanım ise, planlarınızı, söz gelimi ilk altı aylık evrede hayata geçirebilmekten geçer.
İlk bir aydan sonra ipe un sererseniz başarısızlığınızı ilan edersiniz ancak aslında bunun adı tam da başarısızlık değildir.
Sadece enerjinizi etkin kullanamamışsınızdır.

İlk bir ayda tamamını kullanarak hepsini tüketmişsinizdir.
O zaman yapacağınız bir tek şey kalıyor.
Taze heves ile kararlılık arasındaki ince çizginin felsefik izdüşümünü sağlıklı yorumlamak !
Bu yazıyı bir kez daha okumak yani.
Altın vuruşunuzu gerçekleştirmek için parmak uçlarınızı avuçlarınızın içinde sıkıca toplayın.
Yumruğunuzu sıkın yani.
Takvimler 31 Aralık'ı , saatler 00:00’ ı gösterdiğinde ise, ne gerekiyorsa onu yapın !
Sabrın sonu ile…

10 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

NARGİLEYE SON...

Beş yıl önce her şey güzel başlamıştı. Eve getirdi ve dedi ki; artık tophanelerde sürünmemize gerek yok...
Nargile içelim güzelleşelim demiştik.
Bizim bağlılığımızda işte böyle tutkuyla olurdu.
Beş yıldır hemen hemen her gün beraberdik çünkü o tütün, ateş ve kömürle...

Keyifte, üzüntüde...
Klavyenin her tuşuna dokunduğumda, erkanda da o meşhur ve yoğun dumanları tüterdi...
Artık zaman dolmuştu.
Bırakmalıydım nargileyi...
İçilirdi elbet ama her gün de olmazdı ki...
Sabah işe gitmeden önce, ya da akşam yatmadan önce...
Muhtemelen vücut alması gereken zararı bu beş yıl içinde almıştır...
Ama bundan sonrası için buna fırsat vermeyeceğim...
Duyardım ya, nargile sigaradan zararlı diye. Ama işime gelmez kulak tıkardım.
Artık tıkamayacağım.
Bir dostumu da böyle kaybettim.
Yıllar önce onun küçük kardeşi sigaraya veda ettiğim ve bir daha hiç aramadığım gibi.
Belki nargileyi hayatımdan çıkarmadım ama hergün değilse de en azından haftada ya da onbeş de bir içeceğim.
Son bir kare görüntü ve...
Selâmetle...