Ana içeriğe atla

HEMEN YIPRANAN KAĞIT PARALAR


Cebinizde ya da sağınızda solunuzda madeni para varsa dikkatli bakın.
Paranın ön ya da arka yüzeyinde değil de, yanal yüzeyinde parayı çepeçevre saran tırtık diye tabir edebileceğimiz eşit aralıklı çizgiler vardır.
Sanılanın aksine, madeni paralara konan eşit aralıklı bu çizgiler estetik bir amaçla tasarlanmamıştır.
O tırtıkların olmadığı zamanlarda, madeni paralar altın ya da gümüş gibi değerli madenlerden imâl ediliyormuş.
İşte eşit aralıklı çizgilerden oluşan o tırtıklar olmadığından ve de paralar altın ya da gümüş gibi değerli madenlerden üretildiğinden, kötü niyetli kişilerce kenarlarından malzeme kaybına uğratılarak haksız kazanç sağlanıyormuş.
Nasıl mı ?
Keskin bir aletle paraların yan tarafından metal talaşı kaldırılarak…
Bir süre sonra tedavüldeki paraların, malzeme kaybından dolayı ağırlıkça (miktarca) azaldığı fark edilmiş.
Buna önlem olarak da metal paraların kenarına, işte bugün tırtık dediğimiz o eşit aralıklı çizgiler konmuştur.
Böylece fiziki malzeme kaybı yaratacak en küçük bir girişimin hemen fark edilmesi sağlanmıştır.
Yukarıda anlattığımız, bir ülke parasının fiziki değerinin korunmasına yönelik girişimlerin bir parçasıdır.
Ancak bir ülke parasının iktisadi değerinin korunması başkadır.
Paranın uluslar arası piyasalarda itibarlı olması, fiziki anlamda bütünlüğünü sağlama çabalarından farklı çabalar gerektirir.
Yaparsınız sapasağlam bir malzemeden, paranız ne yırtılır, ne de eğilip bükülür.
Ancak aynı performansı, paranın iktisadi değerini yükseltirken göstermek güçtür.
Siyasi, hukuki, ekonomik ve hatta bazen toplumsal bir güç olarak hissettirmeniz gerekir kendinizi.
Sadece güçlü bir malzeme kullanarak, paranızı belki de dünyanın en sağlam parası yapabilecekken, dünya piyasalarında itibar gören bir para basmak öyle tek bir hamle ile olmaz.
1 Ocak 2005’ de tedavüle çıkan Yeni Türk Liralarının bazıları aradan iki yıl geçmesine rağmen, sanki otuz yıllık para gibi duruyor.
Yırtılmış, incelmiş, zayıflamış.
Son tahlilde, yazımızda da belirttiğimiz gibi, bir çok sebebe bağlı olduğu için, paranın iktisadi değerini ve itibarını sağlayamıyor olabilirsiniz.
Belki sizin gücünüzün de üzerinde bazı güç odakları ülkemizin kalkınmasını ve ilerlemesini istemiyor olabilir.
Eh yani o güç odakları, paranın fiziki bütünlüğünün korunmaması için de çaba sarf etmiyor ya ?
Hemen yırtılmayan, yıpranmayan, iki senelik ömrünün sonunda kırk yıldır piyasadaymış gibi durmayan sağlam kağıt paralar temennisi ve
Sabrın sonu ile…
5 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …