Ana içeriğe atla

İzleyiciler Güneşi Göremedi Ama, Alem Buysa Kralın Kim Olduğunu Gördü


Kim bilebilirdi ki bundan on beş yıl önce Alem Buysa Kral Sensin adlı şarkıyı seslendiren o doğulu, otantik, samimi gencin bunları başarabileceğini ?

Görüntü itibariyle diğer türkücülerden bir farkı yok gibiydi. Hem genelde sadece sesleri güzel olurdu bunların, bir de saygılı olurlardı çevrelerine.

O kadar.

İşin içinde güzel sanatlar, estetik, akademik derinlikli sinema ve televizyon ya da edebiyat olduğunda ortalıkta pek görünmezlerdi çünkü.

Önce Beyaz Melek adlı sinema filmiyle aklını aldı insanların.

Şaşırttı.

Sinema salonlarında, evlerde, kitleleri gözyaşlarına boğdu. Bir tokat gibi indi filmin sahneleri, replikleri, kimi hayırlı evlatların yüzüne !

Yüzlerce üniversiteli ilahiyatçının, teologun seminerlerle, tebliğlerle, konferanslarla bir ömür tüketse belki de etkili bir şekilde aktaramayacağı o mesajı, [1] Beyaz Melek’le verdi.

Beyaz Meleğin şoku devam ederken, dalga dalga bir söylenti yayılmaya başladı...

Mahsun’un yeni bir filmi daha geliyor, ama bu Beyaz Meleği’ de sollayacak gibi görünüyor diye yazıyordu fısıltı gazetesi.

Daha iyisi olabilir miydi?

Evet.

Güneşi Gördüm başka bir şeydi…Herc- ü merc ettin ortalığı Mahsun.

Taşları yerinden oynattın. Yüzlerce üniversiteli siyaset bilimcisinin, politikacının, gazetecinin, özellikle sosyologun seminerlerle, tebliğlerle, konferanslarla, basın açıklamalarıyla bazen de canları pahasına bir ömür tüketip de anlatmaya çalıştığını Güneşi Gördüm'de sen anlattın.

Son noktayı koyup, altın vuruşu yaptın. Gerisi lafügüzaf !

Doğrudur, Amerika’yı yeni keşfetmedin. Yani filmi izleyen kimse ‘bu ülkede böyle şeyler olduğunu hiç bilmiyorduk’ demeyecek.

Kürt-Türk kardeşliğini, her gün yaşadığımız bildiğimiz ve ne acıdır ki kimi çevrelerce artık sıradanlaşan bir ulusal acımızı ve başkaca bir çok yaramızı Max Weber’i kıskandıracak şekilde aktarmışsın.

Şimdi internette başlar yine, senin fotoğraflarının arkasına değişik renk kombinasyonları döşenerek karalama girişimleri.

Boşver aldırma.

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Ali Akdeniz’in Güneşi Gördüm filminin fragmanı için söyledikleri, birçok şeyi açıklamaya zaten yetiyor da artıyor bile :

‘ Güneşi Gördüm filminin fragmanı Hollywood profesyonelliğinde hazırlanmış. Öğrencilere örnek gösteriyorum. Bugüne kadar yapılmış en iyi fragmanlardan birisi olarak gördüğüm için ders konusu yapıyorum...Türk Sineması adına incelenmeli ’ [2]

Mahsunum,Bugün İstanbul’da hava kapalı, yağmurlu ve gök şiddetle kükrüyor. Filmden biraz önce çıktım. İstiklâl Caddesi'ne dağılan seyircilerin yüzlerine baktım.

Güneşi görememişlerdi belki ama Alem Buysa Kralın kim olduğunu herkes görmüştü !

Yaşasın Türkiye halklarının, coğrafyasının birliği ve bölünmez bütünlüğü.

Sabrın sonu ile_____

________________________
[1] Ahkaf Suresi 15.ayet : Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu ![2] Hürriyet , Güncel Haber, 07/03/2009
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

NARGİLEYE SON...

Beş yıl önce her şey güzel başlamıştı. Eve getirdi ve dedi ki; artık tophanelerde sürünmemize gerek yok...
Nargile içelim güzelleşelim demiştik.
Bizim bağlılığımızda işte böyle tutkuyla olurdu.
Beş yıldır hemen hemen her gün beraberdik çünkü o tütün, ateş ve kömürle...

Keyifte, üzüntüde...
Klavyenin her tuşuna dokunduğumda, erkanda da o meşhur ve yoğun dumanları tüterdi...
Artık zaman dolmuştu.
Bırakmalıydım nargileyi...
İçilirdi elbet ama her gün de olmazdı ki...
Sabah işe gitmeden önce, ya da akşam yatmadan önce...
Muhtemelen vücut alması gereken zararı bu beş yıl içinde almıştır...
Ama bundan sonrası için buna fırsat vermeyeceğim...
Duyardım ya, nargile sigaradan zararlı diye. Ama işime gelmez kulak tıkardım.
Artık tıkamayacağım.
Bir dostumu da böyle kaybettim.
Yıllar önce onun küçük kardeşi sigaraya veda ettiğim ve bir daha hiç aramadığım gibi.
Belki nargileyi hayatımdan çıkarmadım ama hergün değilse de en azından haftada ya da onbeş de bir içeceğim.
Son bir kare görüntü ve...
Selâmetle...