Ana içeriğe atla

İSRAİL ORDUSU'NDAKİ SİLAHLI KÖSTEBEĞİ AÇIKLIYORUM !


Milliyet Internet servisinden edindiğimiz son dakika haberine göre, Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemimizde utanç verici bir olay yaşandı.

İsrail’in etkin gazetelerinden Yedioth Ahronoth’un askeri polisten elde ettiği bilgiye göre, bu utanç verici olay İsrail’ de yaşandı ve bu olayla alâkalı olarak iki asker de gözaltına alındı.

Mesele kısaca şöyle; gemimiz Mavi Marmara o meşum Aşdod Limanı’ndan bekletilirken, İsrail Ordusu’na mensup bir asteğmen gemimize giriyor.

Bu asteğmen, katliama maruz kalan gemi mürettebatına ait laptop bilgisayarları çalıyor. O da yetmiyor bir de bunları başka bir İsrail'li askere satıyor.

Sonra o asker de bu lap top bilgisayarları İsrail Ordusu’na mensup üç askere daha satıyor.

Sonuçta , İsrail Ordusu ne mutlu ki en azından bir açıklama yapabiliyor. Laptop bilgisayarlarla ilgili bir usulsüzlük olduğunu doğruluyor ancak bilgisayarların Türk gemisinden çalındığının henüz kesinleşmediğini söylüyor.

Yani ortada çalıntı bilgisayarlar olduğu kesin. İnkâr etmiyorlar. Bu çalıntı bilgisayar işine bulaşan İsrail Ordu mensupları olduğu da kesin. Sadece bizim gemimizden çalınıp çalınmadığı henüz kesin değil o kadar…
Belki de Mavi Marmara gemimizde sebebiyet verdikleri katliamın, dünya ve ülkemiz kamuoyunda yarattığı tiksinti verici durumun daha da pekişmesine mâni olmak istedi İsrail’li yetkililer. Bir açıklama yapıp ‘Utanç verici bir olay yaşıyoruz’ diye de bu yüzden söylemiş olabilirler.

Ve hatta soruşturmanın sonuçlanması durumunda bilgisayarlar için geri ödeme bile yapabileceklerini iletmişler.

Birkaç soru sıralayalım arka arkaya.

İsrail Ordusu, bu olayı örtbas etmeyip, mensuplarının bulaştığı ‘hırsızlık ‘ gibi yüz kızartıcı bir suçla ilgili olarak hiç açıklama yapmasaydı daha mı iyi yapmış olurdu?

İsrail Ordusu, haberi basına sızdıran bu askeri polisler hakkında soruşturma açmış mıdır ya da açması doğru mudur?

Bu tip olayların basına sızması, İsrail Ordusu’nu daha kötü bir noktaya mı çeker, yoksa aksine ordu mensupları, denetlendiklerini ve hiçbir şeyin gizli kalmadığını iliklerine kadar hissettiklerinden, bundan sonra daha dikkatli olup, daha az hata mı yapmaya çalışırlar?

İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Eşkenazi, Yedioth Ahronoth gazetesinin bazı çalışanlarını Türkiye’nin ajanı olmakla suçlayıp, bu olayı haber yaptığı için vatana ihanetle suçlayabilir mi?

Son olarak; Yedioth Ahronoth gazetesine bu haberi ulaştıran köstebek, İsrail'li hain bir askeri polis değil de, aksine İsrail Ordusu’nun daha adil ve demokrat bir ordu olup, kötülüklerinden arınmasını isteyen vatansever bir İsrail askeri polisi olamaz mı?

Sabrın sonu ile
1 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …