Ana içeriğe atla

KİMSEYİ MEMNUN EDEMEYEN BİR ÜLKEDE YAŞIYORSUNUZ

foto: El Kaide'nin 2nci adamı Eymen El Zevahiri

El Kaide`nin tepesindeki ikinci adam Eymen El Zevahiri beyanat vermiş. Hedefteki ülke bu sefer Türkiye.

Bir bakalım ne buyurmuş El Kaide’nin tepesindeki ikinci adam Eymen El Zevahiri ?

Türk Hükümeti açıklamalar yaparak ve yardım göndererek Filistinlilere şefkat gösteriyor. Ama aslında İsrail’i tanıyor, onunla ticaret yapıyor, askeri eğitimler düzenliyor ve bilgi paylaşıyor. Değişim, yardım konvoyları göndererek ya da orada burada gösteriler düzenleyerek gelmez. Değişim, Türklerin hükümetlerini, İsrail’le işbirliği yapmaktan ve bu ülkeyi tanımaktan vazgeçmeye çağırmasıyla gelir. ( Milliyet, 16 Ağustos 2010)

Ah be Türkiye sen ne başı büyük bir ülkesin…Hiç kimseyi memnun edemiyorsun. Taraf oluyorsun, bertaraf etmeye çalışıyorlar. Tarafsız kalıyorsun bu sefer de taraf olmayan bertaraf olur diyorlar.

El Kaide ve El Zevahiri size söyleyecek tek bir sözüm var: El-insaf !

Siz ki Gazze’ ye gönderilen yardım gemimiz Mavi Marmara'yı bile insafsızca eleştiriyor ve bu durumu kurtlara kuzu gönderme olarak değerlendiriyorsunuz. Peki tekrar mı söyleyeyim? El-insaf ! Niye mi?

Mavi Marmara’ya Pennsylvania' dan icazet gelmedi !

Mavi Marmara’ya İsrail’ den icazet gelmedi !

Mavi Marmara’ya Türkiye’deki seküler çevrelerden icazet gelmedi !

Ne mutlu !

Son olarak; insani yardım gemimiz Mavi Marmara’ya El-Kaide’den de icazet gelmedi !

İşte 12 Eylül 2010’ da yapılacak referanduma MHP, CHP ve BDP’nin aynı anda hayır demesi gibi mantıkla pek de bağdaşmayacak bir mavi Marmara yorumlar potporisi de bu şekildedir.

Aklıma önceki yıllarda kullanıldıklarını itiraf eden İslami bir örgüt geldi. Örgütün İran’lı eski lideri, ABD tarafından kurdurulup farkında olmadan nasıl desteklendiklerini anlatıyor ve bu durumu geç fark ettiklerinin altını ısrarla çiziyordu.

Sahi yeri gelmişken El-Kaide’nin ikinci adamı ortalıkta çok konuşuyor da, birinci adamı nerelerde bu aralar?

Sanırım rol dağılımı gereği şimdilik suflör değişmiş…

Sabrın sonu ile

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …