Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

NELER OLUYOR ?

19 Aralık 1997 Cuma günkü Hürriyet gazetesinde bir haber vardı. Haber, New York muhabiri Doğan Uluç mahreçliydi ve başlığı şöyleydi : 'Yılmaz’a Seçkin Devlet Adamı ödülü'

O dönem Mesut Yılmaz başbakandı ve bir Yahudi kuruluşunca kendisine Seçkin Devlet Adamı ödülü veriliyordu. O da borcunu şu cümlelerle ödüyordu :“Herkesin duyması için bir kez daha tekrar ediyorum: Türkiye İsrail’in var olma hakkını destekliyor.”

Mesut Yılmaz, var olma hakkını desteklediği İsrail’in, sivil yerleşim yerlerine attığı bombalara ne derdi bilinmez, ancak, o toplantıdan oniki yıl sonra yine bu ülkenin başbakanı , masum Filistin’li çocuklara fosfor bombası yağdıran terör devletinin en tepesindeki adamın yüzüne, uluslararası bir toplantıda haykırıyordu : Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi iyi bilirsiniz!

Nereden nereye?

Bu konjonktürde İsrail’in Türkiye’de ki siyasal iktidara ne ölçüde sempatiyle yaklaştığı ortadayken, üstlüne üstlük referandumdan da evet sonucu çıkmasından sonra, birilerinin harekete geçti…

YAZIYI 2 KERE TIKLAYIN

Duydum ki,aşağıdaki el yazısı formatındaki yazılarımı okumak için, gözlerini bozan okurlarımız varmış. Olmaz, tıklayınız efendim..!

SALMA HAYEK REFERANDUMA KATILSAYDI NEDEN HAYIR DERDİ ?

Ömrü hayatımda şahit olduğum en ilginç yaşam evrelerimden birinden geçiyorumdur herhâlde. Mevzu; 12 Eylül 2010 günü yapılacak referandum. Bir dakika ! düşündüğünüz gibi siyasi içerikli bir yazı değil bu. Sabredin.

Doğrudan konuya giriyorum. Sayı veremeyeceğim ancak,ayıptır söylemesi tanıdığım insan sayısı ortalamanın biraz üzerindedir. Beni yakından tanıyanlar bilir, lise yıllarından beri böyleydi.

Şimdi bu kadar geniş bir arkadaş ve tanıdık kitlesine sahip olduğum için hava atmaya çalıştığımı falan düşünmeyin. Aksine bu durum bakın nelere sebep oluyor.

Şunu iyi biliyoruz; elbette türdeş düşünce yapısına sahip insan topluluğu bulmak ancak bilim kurgu filmlerinde olur ki, orada da mutlaka sistem bir üretim hatası verir, bir tane sıra dışı adam çıkar da o da zaten filmin konusu olur. Gelelim bana…

Bu kadar mı olur?

Çevremdeki insanlardan, 12 Eylül 2010 günkü referandumda, hayır diyenler de var, evet diyenler de var diyemeyeceğim. Mübalağasız söylüyorum, yakın ve uzak çevremdeki insanların ta…

DEVLET BÜYÜKLERİNE SÖVME HÜRRİYETİ

Saçım sakalım öyle ağarmış falan değil. Hoş ağaracak saçım da yok ya…Bu yüzden yaşam tecrübelerimin zamansal yetersizliğini ileri sürerek söyleyeceklerimi dikkate almama hakkınızı sonuna kadar kullanabilirsiniz.

Ancak yıllardır şekillendirmeye çalıştığım kendime göre de olsa, hayata karşı bir duruşum ve onu kavrayışım var. Tıpkı sizin de hayata karşı bir duruşunuz ve onu özel bir kavrayış şekliniz olduğu gibi.

Çocuk diyebileceğim yaşımdan beri günlük siyasi mülâhazaları -o dönem anlamasam da- izlemeye, yaşım biraz ilerledikten sonra da bunu sosyal psikolojiyle birleştirerek tahliller yapmaya çalıştım.

Sadece bu sayfalarda iki yüzün üzerinde köşe yazım yayınlandı. Hatalı tespitlerim de mutlaka olmuştur.

Ergenlik, öğrencilik ve gençliğimin ilk yıllarında akıllara zarar aceleci ve sabırsız birisiydim. Ancak kıçıma giren kazıkların sonunda öğrendiğim şey; aceleciliğin ve sabırsızlığın insana en büyük zararı verdiği, ahmakça hırsların insanın canını çok yaktığıydı.

Daha da ileri gideyim; bu tut…

DİKKATLİ OLUN, BİRİLERİ SİZİ ÜSTÜ KAPALI KÜÇÜMSEMEYE ÇALIŞIYOR OLABİLİR

Küçümseme iki şekilde olabilir.
Birinci durumda; kibir kişinin ruhuna işlediğinden, karşısındaki her şeyi ve herkesi küçümser. Bunun için bir gerekçe de göstermez.

Bu çirkin düşüncelerini kendi zihninde meşrulaştırır ve ona göre davranır. İtici olur ve çoğunlukla bunun farkındadır.
Bilerek isteyerek yapar bu işi. Yani insanların kendisine duyacağı antipatiyi göze alır ancak, beşeri ilişkilerin gerektirdiği asgari nezâket kurallarına itaat etmemekte direnir. İkinci durumda; küçümseme daha farklı şekilde cereyan eder.
Burada küçümseme gayretinin kaynağında kibir değil, üçüncü şahsın başarısından duyulan kıskançlıkla desteklenmiş hazımsızlık yatar. Yani hangi durumda böyle bir küçümseme gayretinden bahsedilir ?
Sözgelimi komşunuzun çocuğunun bir kış boyunca yüzme sporuyla ilgilendiğini bir tek siz biliyorsunuz. Yaz geldiğinde de denize girmek için ailelerle birlikte topluca denize gidiyorsunuz. Komşunuzun çocuğu balık gibi yüzüyor.

Diğer aileler mest-û hayran o çocuğu izleyip hayranlıklarını…

MUTLU MUSUNUZ ? -I-

Halk arasındaki fısıltı gazetesi kültürünün dayattığı bir galatımeşhur vardı ki, bu yanılgıya ne yazık ki akademisyenlerimiz de düşmüştü önceki yıllarda.

Tevatüre göre, Nazım Hikmet, ünlü ressam Abidin Dino’ya ‘Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ? ' demişti ve güya Abidin Dino’ da , o bilindik , 'yatakta koyun koyuna gülümseyen yüzleriyle uyuyan dünya güzeli çocukların olduğu' meşhur tabloyu yapmıştı.

Tevatür diyorum çünkü o bilindik resim Amerikalı bir ressam olan Dianne Dengel'e aitti ve yıllarca onu ünlü ressamımız Abidin Dino’nun eseri sanmıştık.

Sadece biz değil, akademisyenlerimiz de öyle sanmıştı ve ders kitaplarına da bu yanlış bilgiyi koymuşlardı. Bu konuya önceki yıllarda değindiğimden bugün sadece mutluluk konusunda birkaç noktaya vurgu yapmak istiyorum.

Sahiden de mutluluğun resmi var mıdır? Aslında her yerin mutsuzluğun resmiyle dolu olduğu bir ülkede yaşıyoruz yıllardır. Ancak buna rağmen mutluluğu aramaya çalışanlarımızın sayısı da az değil.

Bir ke…