Ana içeriğe atla

MISIR DA SONUN BAŞLANGICI BUGÜN, ONBİNLER SOKAKLARDA

Bugün Mısır için önemli bir gün.

Görünürde belki sadece Mısır için ama aslında Arap dünyasındaki diğer diktatör ya da kukla liderler açısından da önemli bir gün. Çünkü Mısır sembol bir ülke.

Sembol bir ülke, çünkü Mısır ordusu Arap ülkeleri içerisinde en güçlü orduya sahip.

Arap ülkeleri içerisindeki en güçlü orduya sahip Mısır ordusu, halkın hiç de istemediği lider Hüsnü Mübarek’i ne yazık ki destekliyor. Baskıcı liderle ordu, emniyet ve istihbarat teşkilâtı kol kola…

Buna rağmen Mısır halkı, 30 yıllık baskıcı Hüsnü Mübarek’in ordusundan da, polisinden de çekinmiyor.

Önceki günkü gösterilerden sonra bugün meydana gelecek olaylar, şu ana kadar yaşanmış en geniş kitle hareketi olarak tarihe geçecek gibi görünüyor.

Özellikle Mübarek’in en büyük rakibi, aynı zamanda da Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun eski başkanı Muhammed El Baradey’in dün akşam Viyana’dan hareket edip Mısır’a gitmesi, gösterilerin tansiyonunu daha da yükseltecek.

Mübarek kendince tüm güvenlik önlemlerini almış ve gösterilerin düzenleneceği meydanda, cep telefonlarıyla iletişimi dahi engellemiş.
Yine benzer şekilde diğer iletişim araçlarından, söz gelimi twitter a da erişim yasaklanmış.

82 yaşındaki Hüsnü Mübarek’in iktidardan alaşağı edilmesi için onbinlerce kişi isyan ateşini en kuvvetli şekilde bir iki saat sonra yakacak.
Mübarek’in rakibi Muhammed El Baradey dün akşam "halk isterse geçici hükümetin başına geçerim…" dediyse de, ordunun Mübarek’e destek vermesi, geçici bir hükümet kurulmasını şimdilik engelleyecek gibi görünüyor.
Her ne kadar Mübarek'in bugün devrilip, iktidarın el değiştirip geçici hükümet kurulması mümkün görünmese de, gösterilerin artması ve çıkan olayların devam etmesi durumunda, Mübarek rejiminin bu tarihten sonra ne kadar dayanabileceği bilinmez.

Başka bir gerçek de var ki; Mübarek göstericilere karşı şu ana kadar çok da sert davranmadı. Şiddetin, karşı şiddeti doğuracağını ve kendi sonunu getireceğini az çok anlamış olsa gerek...

Başta Ortadoğu ve Arap dünyası, güçlü bir ordu ve istihbarat teşkilâtına sahip Mısır’a odaklanmış durumda. Çünkü gösterilerden sonra bu ülke farklı bir dönemece girecek.

Şâyet Mübarek öfkesine yenik düşüp, sayıları onbinleri bulması beklenen göstericilere sert bir şekilde müdahale emri verirse, kendi ateşine odun taşımış olacaktır.

Son tahlilde; Mısır’da bir kaç saat sonra iyice alevlenecek olan isyan ateşi, İsrail’in Ortadoğu’daki örtülü sadık müttefikini bu sefer ciddi olarak sarsacak gibi görünüyor.

Kesin olan bir şey var ki; Mısır'da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Sabrın sonu ile


Hâşiye : Bu yazı 28 Ocak 2011 Cuma günü, TSİ ( Türkiye Saati İle ) 11:30 sularında yazıldı.
1 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

NARGİLEYE SON...

Beş yıl önce her şey güzel başlamıştı. Eve getirdi ve dedi ki; artık tophanelerde sürünmemize gerek yok...
Nargile içelim güzelleşelim demiştik.
Bizim bağlılığımızda işte böyle tutkuyla olurdu.
Beş yıldır hemen hemen her gün beraberdik çünkü o tütün, ateş ve kömürle...

Keyifte, üzüntüde...
Klavyenin her tuşuna dokunduğumda, erkanda da o meşhur ve yoğun dumanları tüterdi...
Artık zaman dolmuştu.
Bırakmalıydım nargileyi...
İçilirdi elbet ama her gün de olmazdı ki...
Sabah işe gitmeden önce, ya da akşam yatmadan önce...
Muhtemelen vücut alması gereken zararı bu beş yıl içinde almıştır...
Ama bundan sonrası için buna fırsat vermeyeceğim...
Duyardım ya, nargile sigaradan zararlı diye. Ama işime gelmez kulak tıkardım.
Artık tıkamayacağım.
Bir dostumu da böyle kaybettim.
Yıllar önce onun küçük kardeşi sigaraya veda ettiğim ve bir daha hiç aramadığım gibi.
Belki nargileyi hayatımdan çıkarmadım ama hergün değilse de en azından haftada ya da onbeş de bir içeceğim.
Son bir kare görüntü ve...
Selâmetle...