Ana içeriğe atla

TUNUS'TAN SONRA, ÜRDÜN'DEN ÖNCE, SIRADAKİ ÜLKE : MISIR


Halkının tepesine balyoz gibi inmiş ve hak ihlâllerini meşrulaştırıp on yıllar boyunca zulümle ayakta kalabilmiş birçok diktatör ve rejim görmüştür dünya.

Peki en sonunda ne olmuştur? Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olmuştur.

Bu diktatörlerin ve rejimlerin hiçbir zaman dikkate almadığı ilahi adalet denilen şeyi hepimiz biliyoruz.

Ayrıca bir husus var ki; ilahi adaletin cisimleşmesini hiç de planlanmamış şekilde tetiklemiştir. O da teknolojik gelişmedir. Genelde teknolojik gelişmeyle kastettiğim şey, özelde facebook, twitter, mail grupları ve başta internet olmak üzere elektronik ortamdaki diğer iletişim şekilleridir.

Tunus’a bakalım.

23 yıllık Zeynel Abidin bin Ali iktidarı bir halk ayaklanmasıyla devrildi. Devrik lideri ise Suudi Arabistan’a kaçtı…Suudi Arabistan’ın kendisine kucak açmasının ilginçliğini şimdilik bir kenara bırakalım. Çünkü yıllarca ülkesinde Müslümanlara zulmün kralını uygulayan devrik Tunus liderine, Suudi Arabistan gibi bir İslam ülkesinin kol kanat germesi durumu, ayrı bir yazıda ele alınacak kadar ciddi bir konudur.

Tunus’daki halk ayaklanmasını kısa sürede sonuca ulaştıran, eylemlere ivme kazandıran şey de aslında teknolojik gelişmeydi.

Sosyal iletişimin elektronik ortamda örgütlemesi, klasik örgütleme ve koordinasyon yöntemlerine göre hem daha süratli hem de daha etkili olmuştu çünkü.

Özellikle şu sıralar, Arap ülkelerinde siyasal iktidarı gayrimeşru şekilde ele geçirmiş birçok liderin uykusunun kaçtığını anlamak için Ortadoğu uzmanı olmaya gerek yok.

Hâlen, ülkesinde baskıcı ve işkenceci bir rejimi ayakta tutmaya çalışan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek için ise bugün önemli bir gün. 82 yaşındaki Hüsnü Mübarek’in, Tunus örneğindeki gibi iktidardan alaşağı edilmesi için internet ortamında günlerdir süren organizasyon son şeklini aldı.

Halk Mısır’da bugün gösteriler düzenleyecek ve Hüsnü Mübarek’e iktidarı bırakması için ihtar verecek. Ancak Mısır’da ordunun Mübarek’i zaten destekliyor olması halkın işini biraz zorlaştıracak.

Tüm bunlara iki haftadır üst üste cuma namazı sonrası, Ürdün’ün başkenti Amman’da temel gıda maddelerine yapılan zamları protesto eden binlerce kişiyi de ekleyelim.

Bu sayede Ortadoğu’nun kaygan bir zemin olduğu ve isyan hareketlerinin bir ülkeden diğerine teknolojik gelişmenin de etkisiyle nasıl da sıçradığını daha net görebiliriz.

Önce Tunus ardından bugün Mısır ve sonra darısı Ürdün'ün, Fas'ın ve de kukla liderlerinin başına...

Sabrın sonu ile
1 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…