Ana içeriğe atla

TÜRKİYE'DEKİ ÜNLÜLERİN HANGİSİ APTAL ?



Oturup kalkıp Avrupa ya da Amerika Birleşik Devletleri’ndeki hak ve özgürlüklerden dem vuranlarımız vardır.

Çoğu zaman çok önemli adamlarımızın bile, toplumsal içerikli bir konuda açıklama yapmadan önce
‘bakın Amerika bu işi seneler önce nasıl hâlletmiş?...diye başlayan cümleler kurduğunu hepimiz biliriz.

Ancak hiçbir zaman biri çıkıp, kral çıplak, yani Amerika nerede, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar nerede? demez.

Hiçbirimizin gelişmiş ülkelerdeki refah seviyesine, düşünce özgürlüğüne, kişi başına düşen milli gelire hayır demeyeceğini biliyoruz.

Hatta bu konularda, başaramasakta, sürekli onları örnek alıyoruz.

Sadece o konularda mı?

Hayır tabiî ki.

Bizim ünlülerimiz de, film festivallerinde üstü açık arabalarda halkı selâmlamıyor mu?

Selâmlıyor.

Yabancı televizyon dizileri, bazen aynıları, bazen de benzerleri yapılarak güzel ülkemizin televizyonlarında yayınlanmıyor mu?

Yayınlanıyor.

ABD ya da Avrupa orijinli yarışma programları aynen kopyalanıp, bizim ekranlarımıza yapıştırılmıyor mu?

Yapıştırılıyor.

Şimdi 10 Aralık 2007 tarihli Milliyet internet sayfasındaki bir metni beraber okuyalım :

'Hollywood ünlülerinin 2007 yılındaki yaşamlarını didik didik eden anketler artmaya başladı. ABD'de yapılan bir anketle, Hollywood dünyasının ‘En aptalları’ seçildi.'

Basın yayın organlarımızda yer alan yukarıdaki açıklamadan sonra, şöyle bir haber aradım; acaba Hollywood ünlüleri bu anketi düzenleyen kurumu ya da basın yayın organını protesto etmişler mi?

O da yetmemiş hızlarını alamamışlar, mahkemeye falan vermişler mi?

Yok.

Böyle bir haber yok.

İşte aptal diye seçtikleri insanlar böyle bir olgunluk ve nezâket bile göstermişler.

Peki madem onları her konuda örnek alıyoruz, gelin Türkiye’nin en aptal ünlülerini de biz seçelim.

Bu da nereden çıktı, öyle saçma şey olur mu demeyin lütfen.

Birçoğunuzun bazen, ‘ay şuna bak, hem çarpık bacaklı, hem koca koca memelerini açmış, üstelik de aptal’ dediğiniz olmuyor mu?

Ya da ‘ daha konuşmayı bilmiyor, aptala bak, nasılda saçmalıyor’ dediğiniz olmadı mı?

Olmuştur.

Ne yâni, biz de ki ünlüler arasında aptal olamaz mı?

Olmalı. Orada varsa bizde de kesin vardır.

Hatta bizim ünlü aptallarımız, Hollywood’un aptal ünlülerinden daha da aptal olmalı ki, bu işi de lâyıkıyla yapmış olabilelim.

Amacımız; bir çok konuda örnek aldığımız batıyı bu konuda da örnek almak.

O kadar.

Sözgelimi, Hollywood camiasından Kim Kardashian, önce kendisine ait bir güzel seks videoları çekmiş, daha sonra da bunları el altından internete sızdırmış.

Yine anılan habere göre, Amerikan halkı, anketler sonucu bu hatunu aptallıkta ikinci ilân etmiş.

Son tahlilde; yahu birileri Türkiye' de bu anketi başlatsın, başta bu satırları okuyan bizler, aptal ünlüleri seçmesini iyi biliriz.

Orasını bize bırakın.

E hadi!

Sabrın sonu ile
2 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…