Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GÜNÜNÜZ NASIL GEÇİYOR ?

Kalem pille çalışan eski, çok kullanılmış bir el radyosunun, her zaman olmasa da bazı anlarda huzur getireceğine inanırım.

Öyle durduk yere getirmez tabii…Bir kere odanın ışığı yanmayacak. Seyyar bir lamban olacak ve ışığı da çok şiddetli olmayacak.

Harfleri görecek kadar olsun yeter. Ama sürekli yanacak.

Hele bir de Namık Kemal’in İntibah’ını okuyorsan, üstüne üstlük Mahpeyker’i de hayal ediyorsan.

Değme keyfine.

Radyodan da tanbur sesi gelmeli…Okuma yapıyorsan şâyet, terennüme dalman güçleşir.

Ancak onun yerine gözlerinle takip edeceksin notaları.

Ney üfleyen bir neyzen ya da yurttan sesler korosu da aynı hazzı veriyor nedense bana.

Ama ne olur popüler bir tını ya da ses dağılmasın odamın içinde, armoniyi bozar, atmosferin içine eder.

Duyamam, hissedemem sonra vız diye başımın üstünden geçen, bir lümenlik aydınlığıma sulanan sineğin akrobasi gösterisini.

Musiki dinlemenin, insanı azdırmayacağı ön kabulü yerleşmiştir zihnime.

Ama doğru, ama yanlış. Bir Münir Nurettin dinleyicisi olsaydı, Münevv…

MODERN ZAMANLARIN İLKEL BİR FİRAVUNU DAHA DEVRİLMEK ÜZERE

Libya halkı seni istemiyor Kaddafi…Tarih, senin kafanla yönetimi ele geçirmiş çok kişiyi ve Libya gibi yönetilen çok ülkeyi yazdı. Ama unutma ki aynı tarih, bu kişilerin ve ülkelerin acıklı sonlarını da bir yerlere kaydetti.
Daha gösterilerin ilk günlerinde, Libya sokaklarında seni istemeyenlerin üzerine ateş açtırttın. Onlarca kişinin kanına girdin. Utanmadan da bu kişileri teröristlikle suçladın. Şu an ise ölü sayısının 300 kişi civarında olduğu söyleniyor ve sana göre bunların hepsi terörist. Ülkende yaşayan ve vatandaşın olan milyonlarca kişiyi terörist ilân ettiğinin farkındasın değil mi?
Bu arada öldürttüğün 300 kişiyi, onların yakını olan ortalama beş kişi ile çarp bak ne oluyor? Sadece şu anda, senin sonunu getirmeye ant içmiş, ölmeye hazır en az 1500 tane adamı hazır kıta bekletiyorsun da farkında değilsin. Hepsi canlı bomba, hepsi fedai çizgisinde…
Bugün yaptığın konuşmadan anlaşılıyor ki hâlâ aynı kafada gidecek ve eşeğinden inmeyeceksin. Seni ve yönetimini beğenmeyen vatandaşl…

Yüksek Sadakat - Ben Seni Arayamam

HAYDİ EVLENELİM ARTIK, BİR DE ÇOCUK YAPALIM

Ekonomik boyutu başlı başına bir inceleme alanı olan evlilik kurumunu birkaç yönüyle incelemeye çalışalım.
Evlilik, fizyolojik, etik, ruhsal, sosyal, teolojik ve içgüdüsel boyutlarıyla incelenmesi gereken bir olgudur.
Sırayla inceleyelim.
Fizyolojik ihtiyaçtır çünkü biyolojik taleplerin giderilmesi söz konusudur. Sadece giderilmesi değil, bu biyolojik taleplerin meşru zeminde giderilmesidir söz konusu olan.
Bu meşru zemin, bizi ikinci olguya, etik denilen şeyi kavramaya sevk eder. Ahlâk denilen şeye yani. Çünkü fizyolojik cinsel ihtiyaçların evlilik dışı giderimi, birçok toplumda gayriahlâki yorumlanmaya müsaittir…
Evlilik aynı zamanda ruhsal bir ihtiyaçtır da. Çünkü yalnızlık Allah’a mahsustur…
Diğer taraftan evlilik, sosyal bir ihtiyaçtır. Çünkü evli birisi, kadın erkek fark etmez, cemiyette nispeten daha fazla itibar görür.
Damsız girilmez den tutun da, hâlâ geleneksel yapıyı kıramamış aile salonumuz vardır yaklaşımı hep aynı zihniyetin tezahürüdür.
Teolojik bir olgudur da aynı zamanda evl…

İNTERAKTİF MUTLULUĞUN DİYALEKTİK VE FELSEFİ İZDÜŞÜMÜ ÜZERİNE SÖYLENMİŞ BİR KAÇ SÖZ

Birisi var. Her kim ise…Eşin, dostun, akraban, arkadaşın olabilir. Mutlu ve senin yanında mı?
Yoksa…
Senin yanında ve mutlu mu?
Bu iki soru aynı şey gibi ama fidanla ağaç kadar da birbirlerinden uzak aslında.
Mutlu ve senin yanındaysa, bunu hemen anlarsın. Ama buna sevinmemelisin. Evet mutludur ve senin yanındadır. Sense, seninle birlikteyken mutlu olduğunu sanabilirsin. Sanırsın da yanılırsın.
Sorun ne?
Mutlu ve senin yanındaysa, onu mutlu eden sen değilsindir. O mutludur, senin yanındadır. Mutluluğu önce gelmiştir, sonra senin yanında olmuştur.Sense onun, senin yanında olduğu için mutlu olduğunu sanabilirsin. Gülüyor, eğleniyor, keyifleniyorsunuzdur.
Sense yanılgıya düşmemelisin…Hımm bak benimleyken ne kadar keyifli diye avunmamalısın. Böyle olursa kendini kandırırsın. Karşındakinin mutluluğunun kaynağında o an birlikte olmanız var sanırsın.
Hâl budur ki; aslında öyle değildir. O önce kendini mutlu hissetmiştir, sonra yanına gelmiştir. Mutluluğu birincil, senin yanında olması ikincildir.
Diğ…