Ana içeriğe atla

MODERN ZAMANLARIN İLKEL BİR FİRAVUNU DAHA DEVRİLMEK ÜZERE


Libya halkı seni istemiyor Kaddafi…Tarih, senin kafanla yönetimi ele geçirmiş çok kişiyi ve Libya gibi yönetilen çok ülkeyi yazdı.
Ama unutma ki aynı tarih, bu kişilerin ve ülkelerin acıklı sonlarını da bir yerlere kaydetti.
Daha gösterilerin ilk günlerinde, Libya sokaklarında seni istemeyenlerin üzerine ateş açtırttın. Onlarca kişinin kanına girdin. Utanmadan da bu kişileri teröristlikle suçladın. Şu an ise ölü sayısının 300 kişi civarında olduğu söyleniyor ve sana göre bunların hepsi terörist. Ülkende yaşayan ve vatandaşın olan milyonlarca kişiyi terörist ilân ettiğinin farkındasın değil mi?

Bu arada öldürttüğün 300 kişiyi, onların yakını olan ortalama beş kişi ile çarp bak ne oluyor? Sadece şu anda, senin sonunu getirmeye ant içmiş, ölmeye hazır en az 1500 tane adamı hazır kıta bekletiyorsun da farkında değilsin. Hepsi canlı bomba, hepsi fedai çizgisinde…

Bugün yaptığın konuşmadan anlaşılıyor ki hâlâ aynı kafada gidecek ve eşeğinden inmeyeceksin. Seni ve yönetimini beğenmeyen vatandaşlarına şiddet uygulamaya devam edeceksin ve şiddetin, karşı şiddeti doğuracağı gerçeğini ihmâl edip ülkeyi iç savaşa sürükleyeceksin.

300 değil 30.000 tane vatandaşın da hayatını kaybetse acımayacaksın. Çünkü sen yalnızca kendini, iktidarını ve adaletsizlik üzerine bina ettiğin saplantılı siyasi rejimini düşünüyorsun. Güçlü, dinamik ve zinde görünmek için, Mübarek gibi saçlarını boyatıyorsun da bir devlet adamına bunun aslında hiç de yakışmadığını sana hiç kimse söylemiyor.

Bu arada duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Libya Ordusu’na ait iki savaş uçağını Trablus yakınındaki üsten havalandırmış ve sivil göstericilerin üzerine ölüm yağdırması emrini vermişsin. Ama unutma ki bu sayede, tarihte halkına karşı toplu katliamlar yapmış liderler kategorisindeki mümtaz yerini bir kaç güne kadar da alacaksın. Ne mutlu ki her iki savaş uçağının albay pilotları onurlu çıkmış da, kendi halkını bombalamayı kabul etmeyip Malta’ya sığınmışlar.

Tarihte kendi topraklarına, kendi halkına bomba yağdıran kaç ülke var bilmiyorum ama hiçbir şey bu yaptığını meşru gösteremez bunu bil. Haa bir de dış mihraklardan bahsediyorsun. Ülkeyi bu şekilde kaosa sürükleyen bir dış etkiden, kuvvetten bahsediyorsun.

O zaman sana sormazlar mı, bu dış mihraklar niçin Yeni Zelanda’yı ya da Hollanda’yı karıştırmıyor da senin ülkeni, Libya’yı karıştırıyor? Demek ki en tepedeki lider olarak ‘dış mihrakların müdahalesine açık kapanmayan bir yara’ bırakmışsın ülkende. Kapanmayan kronik bir yaranın, bünyeyi kangren yapacağını bilmiyor muydun?

İnsanlar gibi ülkelerin de birbirinin açığını kolladığını bildiğin hâlde niçin ülkende böyle bir sorunun varlığını engelleyemedin?
Engellemedin? Yaptığın her hukuksuzluğun, hak ihlâlinin on yıllar sonra da olsa tıpkı bugünkü gibi karşına çıkacağını ve bir gün mutlaka duvara toslayabileceğini hiç mi düşünmedin?

Vazgeçtim ilâhi adaletten, ateist bile olsan, adalet kavramının evrenin matematiğine en uygun düşen şey olduğunu hiç mi düşünemedin?

Diktatörlüğünü kurmakla kalmamışsın, daha da kötüsü bir sorun yokmuş gibi davranmışsın yıllarca. Dış mihrak bu, hatan, eksiğin nerede varsa, acımaz ve dalar gördüğün gibi !

Demek ki neymiş, 41 sene önce iktidarı ele geçirdiğinde baskıyla zorlamayla değil, halkının rızasını alacaktın ki bugün bunlar başına gelmeyecekti. Haaa yok o dönem öyle gerekiyordu, Libya halkının rızasını almaya kalksaydım zaten başa gelemezdim diyorsan, bugün yaşadıklarının da başına geleceğini tahmin etmeliydin. Etmediysen bu senin hatan. Yok ettiysen, niye her şey normalmiş gibi davranıyorsun?

Ve hakaret. Demek ki eyleme geçemiyorsun ve işi artık kendi halkına hakaret etmeye kadar vardırabiliyorsun.
Senin gibi düşünmeyen, senin halkın bile olsa sıçan oluyor değil mi? Protestoculara sıçan diyorsun ki, sence bunun üzerine bir şey söylenebilir mi?

Neden halkını hor görüyorsun, onları aşağılıyorsun ve her şeyin doğrusunu bildiğini iddia ediyorsun?

'Sıçan' dediğin kitleler, senin halkın. Libya halkı yani. Onlara karşı gerçek düşüncen de böyle zamanlarda deşifre oluyor işte.

Mısır patladıktan sonra, sıra Ürdün’de demiştim ki yanılmışım. Ne yapayım, onurlu Libya halkı beni yanılttı. Olsun önemli değil, sen yeter ki git ben yanılayım.

Modern zamanların ilkel bir firavunu daha devrildi devrilmek üzere.

Bu sefer biraz kanlı olacak ama…

Sabrın sonu ile

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…