Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MÜSTÂKİL EDEBİ METİNLER ( 1 )

Âb-ı bârânı temaşâ ediyorum. (Yağmur suyunu seyrediyorum.)
Bir insîcam, bir kusursuzluk, letâfet yüklü tüm katreler. (Bir sürekli yağış, bir kusursuzluk, güzellik yüklü tüm damlalar.)
Sanem gibiyim ama, gönlünün leşkeri olmuş bir ataletle de seni tahayyül ediyorum. ( Put gibiyim ama, gönlünün askeri olmuş bir hareketsizlikle de seni hâyâl ediyorum.)

Cem'iyyette, îkbâlinin istikameti neresidir? suâlîni edenlere, O ' dur diyebiliyorum mütereddid kalmadan. (Topluluka, birine doğru dönerken yönün neresidir? sorusunu soranlara O' dur diyebiliyorum kararsız kalmadan.)

Bilirim, aşkına teşne olmaktandır bu tahriri beyanatım... (Bilirim, aşkına susamış olmaktandır bu yazılı bildirmelerim...)
İnfirâdsa benim arzum değil bu aralar. (Yalnızlıksa benim isteğim değil bu aralar.)
İktîzâ-yı hâl mucibince, kemmiyât-ı vaz'iyye-î coğrafiyemizin arası açılmış durumdadır. (Hâlin gösterdiği lüzum gereğince, coğrafi koordinatlarımızın arası açılmış durumdadır.)
Pek iyi, lâkin ehemmiyeti var mıdır ? (Pek gü…

DİKKAT, BİRİLERİ ÖNÜNÜZÜ AÇIYOR OLABİLİR ( I )

Siyaset sahnesine baktığınızda dikkatinizi çeken biri olabilir. İçinizden bir ses o kişinin birilerinin adamı olduğunu söylüyordur.
'Hadi ispatla o zaman' dendiğinde öylece bakakalırsınız ama rasyonel verilerle bütünleştirdiğiniz hislerinizde de yanılmıyorsunuzdur aslında.
Şüphelendiğiniz bu kişi, milletvekili, bakan, başbakan ya da bir siyasi partinin gençlik kolu başkanı bile olabilir. Benzer şekilde ‘birilerinin adamı olduğu’ hissi duyduğunuz o kişi, ünlü bir köşe yazarı da olabilir, bir basın patronu da.
Ya da cumhurbaşkanı...Bir ülkenin genelkurmay başkanı da olabilir, bir gazetenin genel yayın yönetmeni de…Bir sanatçı da olabilir, Nobel ödüllü ya da sıradan bir yazar da…Bir sinema filmi yönetmeni de olabilir, bir din görevlisi ya da ilahiyatçı akademisyen de.
Sadece bunlar da değil. Belli güç odaklarının kontrolünde olan, onlara doğrudan ya da dolaylı hizmet eden ve birilerinin adamı olduğunu düşündüğünüz o kişi bir sivil toplum örgütünde faaliyet gösteren herhangi birisi de…

DİKKAT, BİRİLERİ ÖNÜNÜZÜ AÇIYOR OLABİLİR ( II )

Yazı dizimizin birinci bölümünde, sosyal ya da siyasi hayatta gizli ya da aşikâr güç odaklarının kontrolüne girmiş kişilerin nasıl emir aldıkları, nasıl yönlendirildikleri üzerinde durmuştuk.
Doğrudan mı yoksa dolaylı olarak mı yönlendiriliyorlardı? Doğrudan emir alıp yönlendiriliyorlarsa bunun farkında olmamalarına imkân yok.
Ancak dolaylı olarak emir alıp yönlendiriliyorlarsa, kanımızca asıl tehlike de burada gizlidir. Çünkü bu durumda emir alıp yönlendirildiklerinin farkında olmama olasılıkları çok yüksektir.
Devam edelim.
Tekrarlamak pahasına; ilkel içgüdülerin tetiklediği vasat bir öfkeyle hemen tu kaka ilan ettiğiniz bir kişi, şayet doğrudan emir almıyorsa, doğrudan yönlendirilmiyorsa bu durumun farkında olmayabilir. Çünkü, aracılar vasıtasıyla dolaylı olarak yönlendirilmekte ya da emir almaktadır.
Emir dediysek, doğrudan ‘git şunu yap, şöyle karar al!’ şeklinde bir yaptırıma zaten maruz kalmıyordur. İşte bu noktada ortaya atacağımız anahtar bir kavram, mevcut durumu anlamlandırmamız…

DİKKAT, BİRİLERİ ÖNÜNÜZÜ AÇIYOR OLABİLİR ( III )

Yazı dizimizin önceki bölümünde güç odaklarının gözlerine kestirdikleri birisini nasıl kontrol altına aldığının ipuçlarını vermeye çalıştık.
Bu güç odağı, o kişinin kendi ülkesindeki gizli ya da aşikâr bir güç merkezi olabileceği gibi, uluslararası arenada söz sahibi bir istihbarat örgütü de olabilir.
Ve hatta ismi resmi kayıtlarda geçmeyen derin bir yapılanma bile olabilir.
Mesele gâyet basittir, kişi doğrudan emir alıp yönlendiriliyorsa aslında durumun farkındadır.
Bu durum bazen, duygusal bir eksende de gelişebilir. Ait olunan etnik ya da ideolojik gruba hizmet etmenin hazzı gibi. Burada bir nev-i samimiyet vardır da diyebiliriz. Çünkü nihayetinde inandığı değerler için kendince kavgasını veriyordur.
Ya da tamamen materyalist çıkarlar vardır işin içinde. Yâni doğrudan maddi menfaatler için yapılmaktadır bu iş.
Doğrudan emir alınmasının, güç odaklarının emrine doğrudan girilmesinin daha az tehlikeli olduğunu düşünürüm. Nasıl olur adam yerli ya da yabancı gizli güç merkezlerinden doğrudan …

DİKKAT, BİRİLERİ ÖNÜNÜZÜ AÇIYOR OLABİLİR ( IV )

Yazı dizimizin dördüncü bölümünde, güç odaklarının dolaylı olarak, aracı kullanarak hedef kişiyi nasıl kullandığı sorusuna bir örnekle cevap vermeye çalışalım. Hatırlarsanız 2010 yılı Kasım ayının son günlerinde dünya WikiLeaks skandalıyla çalkalanıyordu. Amerika Birleşik Devletleri'ne ait gizli kalması gereken diplomatik ve siyasi yazışmalar deşifre olmuştu çünkü.

Dünya, artık bu saatten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını konuşuyor, özellikle yeni diplomatik krizlerin baş gösterebileceğinden bahsediliyordu.

30 Kasım 2010 tarihli bir yazımızda ise şöyle demiştim:

"Önümüzdeki günlerde şahit olacağımız konjonktür gösterecektir ki; olay diplomatik çevrelerde o kadar da müessir bir sonuç yaratmayacaktır. Hatta belki de çok kısa bir sürede unutulacak etkisini yitirecektir. Daha şimdiden Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Afganistan Başbakanı Hamid Karzai; açığa çıkan belgeler ilişkilerimizi etkilemeyecektir açıklamasını yaptı bile…" [2]

Üstü kapalı -ben dememiş miydim?- kib…

DİKKAT, BİRİLERİ ÖNÜNÜZÜ AÇIYOR OLABİLİR (V)

Karmaşık görünen günlük yaşam olaylarını, beşeri ve uluslararası ilişkileri ve istihbarat dünyasına ait her türlü olayı anlamlandırmada, kavramada anahtar bir kavram vardır.
Komplo Teorisi denilen bu kavrama ait geniş açıklamaları içeren yazı dizimizi önceki yıllarda yayınladığımızdan, burada ne olduğuna ya da ne olmadığına dair teknik detaylara girmeye lüzum görmüyoruz. [4]
Değişkenlerin çok fazla ve hareketli olduğu olaylarda mutlak doğruları tespit etmek oldukça güçtür. Öyledir ki; toplumsal bir olayı organize edip ortalığı karıştıran bir grup ya da kişi inandığı şeyi gerçekleştirdiğini düşünür de aslında yanılıyor da olabilir.
Onun kendisini öyle hissetmesi gerektiği de, kurallarını kendisinin koymadığı oyunun bir parçasıdır. Ancak oyunu kuran kendisi olmadığı, kuralları belirleyen kendisi olmadığı için onu da kontrol altında tutan birileri mutlaka vardır.
Ve bu kişi bunun farkında olmayabilir. Ya da farkına vardığında iş işten geçmiş olabilir. İmralı duruşmasında ‘ kullanıldım’ diyen…

SEVGİLİ DEDİĞİN ŞÖYLE OLMALIDIR

Sevgili dediğin güzeller güzeli olmalıdır. Hem ruhu hem de hüsn-ü cemâliyle senin olmalıdır.

O'na baktın mı bir daha bakasın gelmelidir.

Teni parfüm değil bisküvi kokmalıdır sevgilinin.

O da olmazsa pamuk helva gibi…

Senin hanımefendin olmalıdır sevgili.

Duygu yüklü olmalıdır.

Mutluluktan, heyecandan terlemiş avuç içlerini öptüğünde kalbin titremelidir.

Yüzü, yanakları tek başına değil, gözlerinin içiyle birlikte gülmelidir sevgilinin.

Senin olmalıdır sevgili, bunu da sana hissettirmelidir hiç erinmeden.

Sevgili dediğin etkilemeli, soluğunu kesmelidir.

Onun yanındayken, gövdenin üzerinde taşıdığın kafandaki aklını, başından almalıdır.

Sevgili dediğin okumalıdır, Ahmed Arif'i bilmelidir meselâ…

Hayatına renk değil, derinlik-boyut katmalıdır sevgili.

Gülmesini bilmeli, asık suratlı laubali değil, güler yüzlü ciddi olmalıdır.

Kirlenmiş, kokuşmuş materyalist kâinatın ortasında kardelen gibi açmalıdır.

Senin nar tanen olmalıdır sevgili.

Seni her şeyinle olduğun gibi kabul etmeli, …

SCREAM ( okunuşu : sıkriim)(anlamı: çığlık)

Yazının başlığı sizi şaşırtmasın. Türkçe çok kereler anlattım ama anlaşılmadı. Sesimi duyuramadım. Ben de başka bir lisanda başlık atayım diye düşündüm. Bu açıklamadan sonra gelelim konumuza.

Milliyet Gazetesi, ‘Milliyet Blog’un yeni tasarımıyla tanışmak ister misiniz?’ başlığıyla bir çağrı yapıyor.

Diyor ki;

Sevgili yazarlarımız,
2006'da yayına başlayan Milliyet Blog'u, daha modern bir görünüm ve işleyişe kavuşturmak, daha kullanışlı bir hale getirmek için uzun zamandır çalışıyorduk. Artık hazırız! Bayramdan sonra yayına almayı planladığımız sitemizin linkini, kullanımına şimdiden alışmanız için size beta versiyon olarak sunuyoruz. Deneme amaçlı olarak yazılarınızı girebilir, tüm fonksiyonları kullanıp test edebilirsiniz. Burada yazdıklarınız, geçici olarak onaylanacak ve yayına çıkacak ancak site yayına açıldıktan sonra silinecektir. Sitemizin yeni halini beğeneceğinize inanıyoruz.

Test sırasında karşılaştıklarınızı bize iletirseniz seviniriz. Son cümleyi bir daha tekrarlayal…















DUYGULARINIZI ŞİİRLE Mİ , YAZIYLA MI ANLATIRSINIZ?

Duygularınızı ifade etmenin özel bir yoludur kelimeler. Ancak kelimeleri nasıl birleştirdiğiniz önemlidir.

Kelimeleri birleştirip özgün cümlelerinizi oluşturduğunuzda tercih yaparsınız.

Ya düz yazı yazacak ya da şiir yazacaksınızdır.

Meselâ, şiir dinletisi diye bir şey duyduk da, düz yazı dinletisi diye bir şey neden hiç duymadık ?

Hatta hepimiz biliriz, kâğıttan ya da yazılı bir kaynaktan aktarılan düz yazılar insanı sıkar.

O yüzden değil midir ki, politikacının kâğıda bakmadan konuşanı, habercinin bile önündeki metine bakmadan izleyicinin karşısına geçeni makbuldür.

Bir konferansa katılan konuşmacı, aktarmak istediği fikirleri kendisine ait kitabından okumaya kalkarsa, ilk on dakikanın sonunda salonda kimsenin kalmayacağından emin olabilirsiniz.

İnsanın aklına ilk gelen, biz okuma biliyoruz, isteseydik kitabınızı alır kendimiz okurduk olur. Sizce şiirde de durum aynı mıdır?

Hiç sanmam. Bir düşünün; bir şair ha kitabına bakarak okumuş, ha ezberinden okumuş çok fark eder mi?

Şiir söz konusu old…

02.Vois Sur Ton Chemin

Candan Ercetin - Bahar