Ana içeriğe atla

DİKKAT, BİRİLERİ ÖNÜNÜZÜ AÇIYOR OLABİLİR (V)

Karmaşık görünen günlük yaşam olaylarını, beşeri ve uluslararası ilişkileri ve istihbarat dünyasına ait her türlü olayı anlamlandırmada, kavramada anahtar bir kavram vardır.

Komplo Teorisi denilen bu kavrama ait geniş açıklamaları içeren yazı dizimizi önceki yıllarda yayınladığımızdan, burada ne olduğuna ya da ne olmadığına dair teknik detaylara girmeye lüzum görmüyoruz. [4]

Değişkenlerin çok fazla ve hareketli olduğu olaylarda mutlak doğruları tespit etmek oldukça güçtür. Öyledir ki; toplumsal bir olayı organize edip ortalığı karıştıran bir grup ya da kişi inandığı şeyi gerçekleştirdiğini düşünür de aslında yanılıyor da olabilir.

Onun kendisini öyle hissetmesi gerektiği de, kurallarını kendisinin koymadığı oyunun bir parçasıdır. Ancak oyunu kuran kendisi olmadığı, kuralları belirleyen kendisi olmadığı için onu da kontrol altında tutan birileri mutlaka vardır.

Ve bu kişi bunun farkında olmayabilir. Ya da farkına vardığında iş işten geçmiş olabilir. İmralı duruşmasında ‘ kullanıldım’ diyen Öcalan’ı hatırlayın.

Bazen bu etki altına alma süreci öyle boyutlara varır ki, bir kişiden bir gruba, bir gruptan da sınırları belli bir coğrafyadaki insanlara sıçrayabilir. Bu da tehlikenin farklı bir boyutudur.

Sözgelimi; " 1973’lere kadar fazla dikkat çekmeyen Kürt solunda dikkate bile alınmayan Öcalan’ın kısa bir zaman içinde öne çıkarak ve örgütsel çalışmalarıyla giderek sivrilmesi hâlâ bugün bile Türk ve Kürt solunda Öcalan’la ilgili ciddi kuşkuların devam etmesine sebep olmuştur." [5]

İstihbarat ve derin odakların işin içinde olduğu, farklı parametrelere bağlı bir çok olayın dinamik süreçlerde geliştiği bu gibi kompleks durumlarda, meseleleri düz mantıkla çözmeye çalışmak insanları bu tip konularla ilgilenmekten soğutur.

Alın size bir örnek daha; "PKK üzerine çalışma yapan bir çok araştırmacı ve gazeteciye göre Kesire Öcalan’ın (Abdullah Öcalan’ın karısı) babası Ali Yıldırım asker kökenli MİT mensubuydu. Kimileri subay, kimileri astsubay olduğunu söylemektedir. Ancak herkesin üzerinde ittifakla kabul ettiği bir konu Ali Yıldırım’ın MİT’te görev yaptığı ve buradan emekli olduğuydu." [6]

Uzun seneler önce yukarıdaki iddiayı ilk duyduğumda dudaklarım uçuklamıştı ama mesele biraz kurcalandığında işin ucu çok değişik yerlere kadar uzanıyordu. Çünkü artık google arama motoru diye bir şey vardı ve dileyen istediği kelimeyi yazıp 'enter' tuşuna basabiliyordu.

Yazdıklarımız ve bu konularda duyduğunuz bir çok şey size garip gelebilir.

Tekrarlamak pahasına, önemli bir kavram olan komplo teorisi ile ilgili yazı dizimizin, ilk anda kulağınıza tuhaf gelip, şaşırdığınız bir çok şeyi anlamada anahtar rolü üstleneceğini bilmenizde fayda olacaktır.

Sizi şaşırtan bu olayların matematiği, farklı bir sayma düzeniyle çalışır. İki kere iki her zaman dört etmez. Bazen beş bazen altı bile edebilir.

İnanması güç bile olsa…

Son tahlilde yazı dizimizin kapanışını, aynı zamanda ekonomi profesörü de olan, emekli MİT ajanı Mahir Kaynak’ın bir kitabından alıntıyla yapalım.

Hangi kitabından?

İstanbul 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nce Milli İstihbarat Teşkilâtı'na ait gizli bilgilerin ifşa edildiği gerekçesiyle toplatılan ancak aylar sonra toplatma kararı kaldırılan kitabından:

" İstihbarat bir bilinmezlikler denizidir. Düşündüğünüz her şey yanlış ve bir kuruntudan ibaret olabilir. Ama hiçbir şeyi gerçek boyutu ile bilemezsiniz. Normal hayatta bir ispat aracı olan belgeler, istihbarat dünyasında bir yanılma aracıdır çoğu zaman. Bu yüzden okuyucuya hiçbir maddi delil vermeden her konuda iddialar ileri süreceğim ve sadece bunların mantığa uygun olmasının kefili olacağım. Söylediğim her şey yanlış olabilir veya gerçeğin ta kendisidir. Maddi delillere sahip değilim, akli delillere itibar etmek de herkesin keyfine kalmıştır." [ 7 ]

Sabrın sonu ile

Bibliyografya:

[4] http://blog.milliyet.com.tr/Sik_duymaya_basladim__nedir_bu_komplo_teorisi__/Blog/?BlogNo=22773

[5] Öznur,Hakkı, Çatışmalar-Cinayetler-İnfazlar,IV.Bölüm,Türk ve Kürt Solu Çatışması,Bilgeoğuz Yayınları, Eylül 2006, sf.567

[6] Ibid

[7] Kaynak, Mahir, Yel Üfürdü Su Götürdü, Babıâli Kültür Yayıncılığı, 2.baskı, Aralık 2002, sf.89


Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…