Ana içeriğe atla

MÜSTÂKİL EDEBİ METİNLER ( 1 )


Âb-ı bârânı temaşâ ediyorum.
(Yağmur suyunu seyrediyorum.)

Bir insîcam, bir kusursuzluk, letâfet yüklü tüm katreler.
(Bir sürekli yağış, bir kusursuzluk, güzellik yüklü tüm damlalar.)

 
Sanem gibiyim ama, gönlünün leşkeri olmuş bir ataletle de seni tahayyül ediyorum.
( Put gibiyim ama, gönlünün askeri olmuş bir hareketsizlikle de seni hâyâl ediyorum.)


Cem'iyyette, îkbâlinin istikameti neresidir? suâlîni edenlere, O ' dur diyebiliyorum mütereddid kalmadan.
(Topluluka, birine doğru dönerken yönün neresidir? sorusunu soranlara O' dur diyebiliyorum kararsız kalmadan.)


Bilirim, aşkına teşne olmaktandır bu tahriri beyanatım...
(Bilirim, aşkına susamış olmaktandır bu yazılı bildirmelerim...)

İnfirâdsa benim arzum değil bu aralar.
(Yalnızlıksa benim isteğim değil bu aralar.)

İktîzâ-yı hâl mucibince, kemmiyât-ı vaz'iyye-î coğrafiyemizin arası açılmış durumdadır.
(Hâlin gösterdiği lüzum gereğince, coğrafi koordinatlarımızın arası açılmış durumdadır.)

Pek iyi, lâkin ehemmiyeti var mıdır ?
(Pek güzel, ama önemi var mıdır?)

Ef-îdenin bir olması değil midir yaşamı mânidar kılan?
(Gönüllerin bir olması değil midir yaşamı anlamlı kılan ?)

İsterim elbet ihâta edesin beni, ancak şekvâcı değilim hâlimden...
(İsterim elbet sarıp kuşatasın beni ancak şikâyetçi değilim hâlimden...)

Lâkin bilâ-sen olmak bi-kes olmak gibidir.
(Fakat sensiz olmak kimsesiz olmak gibidir.)

İşbu sebeple bir hâlaskar gerekiyor kurtulmak için bu zâlimden.
(İşte bu yüzden bir kurtarıcı gerekiyor kurtulmak için bu zulüm edenden)

Sabrın sonu ile
2 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

NARGİLEYE SON...

Beş yıl önce her şey güzel başlamıştı. Eve getirdi ve dedi ki; artık tophanelerde sürünmemize gerek yok...
Nargile içelim güzelleşelim demiştik.
Bizim bağlılığımızda işte böyle tutkuyla olurdu.
Beş yıldır hemen hemen her gün beraberdik çünkü o tütün, ateş ve kömürle...

Keyifte, üzüntüde...
Klavyenin her tuşuna dokunduğumda, erkanda da o meşhur ve yoğun dumanları tüterdi...
Artık zaman dolmuştu.
Bırakmalıydım nargileyi...
İçilirdi elbet ama her gün de olmazdı ki...
Sabah işe gitmeden önce, ya da akşam yatmadan önce...
Muhtemelen vücut alması gereken zararı bu beş yıl içinde almıştır...
Ama bundan sonrası için buna fırsat vermeyeceğim...
Duyardım ya, nargile sigaradan zararlı diye. Ama işime gelmez kulak tıkardım.
Artık tıkamayacağım.
Bir dostumu da böyle kaybettim.
Yıllar önce onun küçük kardeşi sigaraya veda ettiğim ve bir daha hiç aramadığım gibi.
Belki nargileyi hayatımdan çıkarmadım ama hergün değilse de en azından haftada ya da onbeş de bir içeceğim.
Son bir kare görüntü ve...
Selâmetle...