Ana içeriğe atla

DEPREM DEVAM EDERKEN İKİNCİ BİR DEPREM Mİ YARATMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ ?




Van Depremi’nin meydana geldiği günün ilk akşamı, ofisteki çalışma arkadaşlarımız bir toplantı tertip ettiler.

Deprem dolayısıyla nasıl yardım yapabiliriz, yardımların yanlış yerlere gitmemesi için yapabileceğimiz bir şey olabilir mi? sorularına cevap aradılar. Herkes üzgündü.
Hiç kimse de deprem doğuda olmuş, yok şöyleymiş böyleymiş diye ırkçı bir söyleme girişmedi. 
Yapmamız gereken şeyleri yaptık ve mesele kapandı. İnsanlık, kardeşlik bunu gerektirirdi biz de insan olmanın gereğini yaptık. Bugün aynı şey olsa milyonlarca vatandaşımız gibi yine aynı şeyi yapacaklarına inanıyorum.

Sözüm BDP'li Van Belediyesi sana; bil ki son yaptığın şey çok ayıp, küstahça.

Bu yaptığın açıkça ama açıkça ırkçılıktır. Günahtır. Bu iş böyle yürümez.

İnsanların nezdinde doğu ve güneydoğu nüfusuna kayıtlı tüm insanları antipatik, uzak durulası,  göstermeye ne hakkınız var?  Kötü kokular alıyorum, hem de çok.

Bir sonraki olası bir Van depreminde insanların, batının size yardım et-me-me-si-nin alt yapı çalışmaları mı bunlar? Evet ne söylediğimin farkındayım.

‘Depremde Van’a yardımı metropollerde yaşayan Kürtler yapmıştır’ cümlesi ne mânâya gelebilir ki başka? 

Şu anda hiçbir şekilde bir ayırım yapmadan size yardım eden insanlar, böyle bir cümleyi duyduktan sonra, bir sonraki  depremde  size yardım etmeyecek ve amacınıza ulaşmış olacaksınız öyle mi?

Böyle bir cümleyi duyan ve Van halkına yardım eden insanlara  kendilerini kullanılmış hissettirmek gibi bir gayeniz varsa bunlar boşuna...

Şimdi bu cümlenin belediyenin sitesinde yer alması terbiyesizliğini bana kim açıklayacak?

İki halkı birbirine düşürmeye çalışmayın. O iş o kadar kolay değil. 

Bakın CHP’ li Muharrem İnce’nin internette izlenme rekorları kıran 7 dakikalık meşhur  sözlerini hatırlayın. Geçmişte hatamız oldu. Tamam kabul ! diyor. Düzeltilmesi gereken şey varsa düzeltelim yetmediyse daha da düzeltelim. Aksi durumda ne yapalım kan davasına mı dönüştürelim, askere kurşun mu sıkalım yani? diye de ekliyor.

Acılar yarıştırılarak bir yere ulaşılamaz. Anlayacağınız  yanlış yaptınız hem de büyük bir yanlış. 

Ancak ırkçı söylemleriniz fayda etmeyecek. Muhtemelen o yazıyı internet sitenizden kaldırdınız, ama burada önemli olan olaylara yaklaşımınız.

Çabalarınız boşuna, çünkü kan aranıyor anonslarında kimse kimsenin nüfusa kayıtlı olduğu il ile ilgilenmemeye devam edecek.

Bu kavganın sonuçlanması için ülkedeki Kürtlerin PKK'nın uyguladığı teröre artık bir son vermesi gerektiğini, bu sebeple de http://www.benimicinoldurme.com/   organizasyonu çerçevesinde örgütlenmeye başladıklarından haberiniz var.

Paniğinizin  o yüzden olduğunu biliyorum. Ama biliyorsunuz, su akacak mecrasını bulacak.

Bu acılı günlerinde Van halkını da yanlış bilgilendirip zihinlerini bulandırmaktan, kafalarını karıştırmaktan artık vazgeçin. Yardımsever insanların sinir uçlarıyla oynayarak bir yere varamazsınız. İki halkı birbirine düşürmeye çalışmayın. 

Van Belediyesi'nin sitesine baktım ve o cümlenin olduğu metni görüntülemeye çalıştım ancak ulaşamadım. Muhtemelen yayından kaldırdınız. Ancak bu durum bile, Selahattin Demirtaş'ın çıkıp Van Belediyesi'nin marifeti adına tüm Türkiye'den özür dilemesine mâni değil. 

Tekrarlıyorum, Selahattin Demirtaş'ın çıkıp Van Belediyesi adına tüm Türkiye'den özür dilemesi gerekir.

Madem yardımlarda 'kardeşlik kokusu' aldı, bunun hakkını vermesi gerekir. Deprem devam ederken ikinci bir deprem yaratmanın lüzumu yok.

Böyle bir günde bana yazdırdığınız yazıya bakın.

Lüften herkes gibi siz de haddinizi bilin !

Sabrın sonu ile
1 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…