Ana içeriğe atla

SEVGİLİSİ OLAN OLMAYAN BURAYA

Arkadaşım Metin Güner, 14 Şubat sevgililer günü için facebook da yorum yazmış.

Şöyle demiş; “Liberal bokların bir başka uydurma günü”

Aslında bir cümlede, her şeyi özetlemiş.

Bir kere 14 Şubat denilen şeyin uydurma bir gün olduğunu doğrulamış.

Sahiden de buram buram sunilik kokan bağışlayın ama uydurma, paçavra bir gün.

“Hımm, sevgilisi yok diye kıskanıyor bu sevgi düşmanı adam” diye içinizden küfretme ihtimâlinizi de göze alarak söylüyorum bunu.

Şöyle de düşünün isterseniz “ulan bu herifin ya da arkadaşının ya da bunlar gibi düşünen hanzoların sevgilisi olacağıma ölene kadar yalnız yaşarım daha iyi”.

E düşünce hürriyeti var madem, ben de özgürce düşündüklerimi anlatayım bari.

Hem mevzu öyle politik falan da değil, serbest serbest yazabilirim yani.

14 Şubat paçavra bir gün, çünkü bir kere suni.

Metin, liberallerin bu işin müsebbibi olduğunu söyleyerek de meselenin iktisadi boyutuna vurgu yapmış.

İnsanları tüketime sevk etmek, yeni pazar alanları yaratmak, alışveriş yaptırtıp sevdiğine bir şey almayanı mahalle baskısıyla ya da sevgilisinin baskısıyla ‘düşüncesiz, kaba ve hatta cimri’ ilân etmek için eşi benzeri bulunmayacak yüzyılın icadı tuzak bir gün.

Arkadaşım, "liberal boklar" tabirini kullanmış çünkü kendisi liberalleri pek sevmez. Aslında liberalleri, liberal düşünceyi sever de, tehlikeli fikirlerin liberalizm adı altında iktisadi ve siyasi örtüyle peçelenmesine karşıdır.

Her şeye rağmen 14 Şubat’ı icad edenler boktan adamlar mıdır? derseniz sonuna kadar yanınızdayımdır. Evet liberal bokların icadı bir gündür 14 Şubat.

Bitmedi, arkadaşım “bir başka” uydurma gün diyerek başka bir gerçekliğe vurgu yapmıştır. Bu kısmı da anlamlıdır. Bir nev’i bize sadece 14 Şubat olsa iyi, bu sadece düşürüldüğümüz tuzak günlerden yalnızca birisidir diyerek durumun farklı bir şekilde özetini yapmış.

Hülâsa; bir çok kişinin bugün zorunluluktan ya da sevgilisi cimri demesin diye ya da ne anlayışsız bir eş/partnersin demesin diye bu lanet olası uydurma güne iştirak etmek zorunda kaldığını hissedebiliyorum. Bir kısmınız bana kızabilir ama benim ve Metin gibi sessiz milyonlar olduğunu biliyorum.

Hâlâ kutlamamın bir anlamı varsa, 14 Şubat sevgililer günü kutlu olsun.

Sabrın sonu ile

1 yorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…