Ana içeriğe atla

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."

Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…

Devam edelim; haberin metni şöyle :

"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)

Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?

Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.

Benim bildiğim bir şeyin kaza sayılabilmesi için, istenmeden ve ansızın başa gelmesi gerekir. Daha önemlisi, kişiyi iyi hâlinden kötü bir hâle sevk etmesi gerekir. Hele ki, kaza geçirmiş biri zevkten dört köşe hiç olmaz.

Ayrıca bu kaza,  binlerce kişinin önünde ve hiç kesintisiz birkaç saat devam etmiş ki bu da ayrı bir tuhaflık.

Tuhaflıkların bittiğini düşünebilirsiniz.

Ama bitmedi.

Hadise bu iş kazasına günler öncesinden hazırlanmış belli. Hatta tasarlanmış bir kaza olduğuna göre şu şekilde düşünmüş olmalıdır kesin :

Allahım, basın organlarının ve binlerce kişinin önünde, öyle  bir iş kazası geçirmeliyim ki, mutluluktan uçmalı, milleti de uçurmalıyım. Ayrıca,  öyle bir vermeliyim ki, hem önden hem arkadan olmalı, hem de   aynı anda olmalı ve frikik dedin mi işte böyle verilmeli dedirtmeliyim herkese.

Bekleyin bitmedi. Bu haberde, birbirinin neredeyse hepsi aynı olan  tam 116 fotoğraf kullanılmış. Üşenmedim, en sonuna kadar saydım. 116 adet. Yazıyla, yüz on altı.

Bize düşen, bu talihsiz iş kazasından dolayı gururumuz Hadise’ye geçmiş olsun demek ve acısını paylaşmak. Ayrıca teşekkürü hak eden ise, büyük bir habercilik olayına imza atarak Hadise’nin, önden ve arkadan aynı anda verdiği  birbirinin aynı  116 adet frikik fotoğrafını okuyucularına sunan gazetemiz Milliyet’e.

Memleket ateş çemberinden geçiyormuş, çevredeki ateş bize de sıçarayacakmış, komşu coğrafyamızda tavuk keser gibi adam  kesen, saç tarar gibi insanları tarayan, üstelik bunu İslâm dini adına yapan şiddet sapıkları türetilmiş. Kime ne efendim?

Sabrın sonu ile

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…