Ana içeriğe atla

Bulaşıcı Zika virüsü ve taşıyıcısı sivrisinekler




Sayın Sivrisinek,

Âni  el kol reflekslerimle her fırsatta  gerçekleştirdiğim savurma hareketlerime rağmen, dün gece yatağımın üzerindeki  uçuşa  yasak bölgeyi ihlâl ettin.

Saat 04:30 sularında hem de uykumun şahikalarındayken,  ayak bileğime yaptığın taarruz neticesinde uyanıverdim.

Sense,  Ağustos sıcağından ve gece karanlığından  faydalanarak odamı terk ettin. Odamın lambasını yaktığımda değil sen, yörüngen bile  ortalıkta yoktu. İşini profesyonelce  ve antenlerini bile kırpmadan, hunharca gerçekleştirmiştin.

Uyku sersemiydim, canımın yandığını hatırlıyorum o kadar. Tekrar uyumuşum.

Tam  güzel  hülyalara dalmıştım ki, bu sefer de  hiç sıkılmadan, sol dirseğimin üzerindeki verimli alana izinsiz konarak,  kırmızı yakıt ikmâlini  gerçekleştirdin.

Allah gözünü doyursun, hadi ayak bileğimi sömürdün, dirseğimden ne istedin?

İçgüdülerim, sokak lambasından odamın penceresine, oradan da  içeriye sızan ışık hüzmesinin büyüsüne kapılarak, açık pencereden  intikâl ettiğini söylüyor.

Bak  şimdi sabah oldu  ve hava aydınlandı. Sense nefsine uydun ve dün gece kana kana içtiğin o   eraşpozitif  kızıl yakıtın başına ne işler açacağını hiç düşünmedin.

Savunmasız şekilde  açıkta duran körpecik bedenime kondun. Petrol boru hattına gece yarısı kaçak giriş yapan yağmacılar gibi kutsal iğneni damarıma sapladın.

Ne demiştim? Bak şimdi sabah oldu. Tabiat mahkemesinde seni yargıladım, sonra da ölüm cezasına çarptırdım. 43 numaradan daha küçük olmayan, şu markasız  terliğin tabanıyla kuvvetlice cezalandırılmana hükmettim.

İnfazı birazdan ben gerçekleştireceğim ve işimi tıpkı senin gibi, profesyonelce, gözümü kırpmadan gerçekleştireceğim. Dün gece sen bana acımamıştın, şimdi de ben sana acımayacağım.
Bu yazıyı geçen yaz, stresli geçen bir gecenin sabahında yazmıştım. O dönem, dünyanın başına musallat olmuş Zika mika gibi bir virüs yoktu. O yüzden öyle makara kukara yazmıştım ancak, şu aralar durum iç açıcı değil.

Brezilya ordusu, Zika virüsü  ve  sivrisinekler için alarmda. BBC News’ de  bugün yayımlanan bir haberden, Brezilya ordusunun  iki yüz binden fazla askerini, Zika virüsü  ve  taşıyıcısı olan sivrisineklerle mücadele için seferber ettiğini öğreniyoruz. Amaç; halkı bilgilendirme, kapı kapı gezip broşürler dağıtma.

Kuzey yarımküre olarak kış mevsimini idrak ettiğimiz bu günlerde sivrisinekler gündemde değil belki ama  üç beş aya kalmaz yaz güneşi kendini   hissettirmeye başlar. Hiç şüphesiz, bu durumda  ülkemiz  için de bir risk doğabilir.

Basın yayın organlarımızın, Zika virüsünü gündemde tutan haberler yapmaları gerektiği, ayrıca Sağlık Bakanlığı'nın, bahar aylarıyla birlikte televizyonlarda gösterilmek üzere kamu spotları hazırlamaları gerektiği âşikardır.

Umarım tehlike kapımızı henüz çalmadı diye bu konu  ihmâl  edilmez.

Sabrın sonu ile


Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…