Ana içeriğe atla

Haber manşetindeki imlâ hataları ve YGS ile KPSS' ciler aman dikkat!

09.03.2016  tarihli gazetemiz   Milliyet’in  internet sayfasında   flaş  bir sıcak gelişme haberi görüyoruz.
Haberin  başlığı  aynen şöyle :  Saat  14:00’da   başladı!
Bu cümledeki imlâ  hatalarını  biz  yapabiliriz.  Ama  sayfası  günde  milyonlarca  kez   tıklanan, Türkiye’nin  kültür  hazinesine  binlerce  kitapla  katkıda bulunmuş   Milliyet  gazetemizin  böyle   bir hata yapması  bence olmamış.
Hem de  manşetten.  Hem de  zaten  altı  üstü  iki kelimelik  manşette, iki hata.
Neydi haberin  başlığı  ?   Saat  14 : 00’da   başladı !
Doğrusu  şöyle olmalıydı :   Saat   14.00’te  başladı!
1.hata:   
Saat  14.00  yazılırken,   14  ile   00  arasına   iki nokta  üst  üste    konmaz.   Bu yanılgının  sebebi    dijital  saat  ekranlarında   gördüğümüz   yazılış  şeklidir.  Aynı  şeyin  yazı   dilinde  de  geçerli olduğunun   sanılmasıdır.
2.hata
Eğer  "Saat  14.00"  gibi bir ifade görürsek, bunun okunuşu     “saat  on  dört  sıfır  sıfır”  değildir. Benzer  şekilde  meselâ saat  17.00’nin  okunuşu   “saat on yedi  sıfır sıfır” değildir, saat   15:00’in  okunuşu da  “saat  on  beş  sıfır sıfır”  değildir.
Peki nedir  ?
Saat  14.00’ün  okunuşu     “saat on  dört”   şeklindedir. Benzer şekilde  saat 17.00’nin okunuşu “saat on yedi”  şeklinde, saat   15.00’in  okunuşu, “saat  on  beş”  şeklindedir. Yani  o  gördüğümüz  sıfır sıfırlar, söz konusu  saat  başları olduğunda, okurken ihmâl edilir.
İşte saat 14.00  için  bahsettiğim   “saat on dört  sıfır sıfır” şeklindeki yanlış telaffuz, kendisinden sonra gelen ve çekim eki olan   -da   ekinin  yanlış yazılmasına sebep olmuştur.
Ve  okunuşu "saat on dörtte" yazılışı ise  “Saat  14.00’te   olması ger eken ifade, "saat on dört sıfır sıfır" şeklindeki yanlış  okunuştan ötürü, 14.00’da  şeklinde  yazılarak yanlış yapılmıştır.
Bu konular ilgi alanınız olmayabilir  ya  da   yahu sen haberin içeriğine bak, memlekette  terörle mücadelede  nasıl kararlı adımlar yürütülüyor, sen hâlâ  neyle uğraşıyorsun, ha  öyle yazılmış, ha böyle yazılmış, bu kadar mühim mi?”  diye düşünmeyin lütfen.
Unutmayın, bu husus,  hafta sonu  YGS’ ye  girecek milyonlarca  üniversite adayı gencin karşısına sınavda soru olarak çıkabilecek bir  ayrıntı.
 KPSS’ yi ise hiç söylemiyorum.
İlgili ve bilgililer  beni daha iyi anlayacaklardır.
Sabrın  sonu  ile

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…