Ana içeriğe atla

Haber manşetlerimizde biraz daha dikkat lütfen





Olur böye hatalar.
 
Bizler hatırlatacağız, gazetemiz Milliyet’i uyaracağız ki, aksaklıklar düzelmiş olsun.
 
Yine manşetten bir hata. Ama ne yazık ki bu sefer imlâ hatalarının sayısı önceki haftadakine göre ikiden üçe çıkmış.


24.03.2016 saat : 08.26’da milliyet.com.tr de yayımlanmış bir haber…
 

Haberin başlığı :
 
Nefesler tutuldu
Açıklanır açıklanmaz yayınlayacağız
Gözler saat 14:00’da !
 
Bu sefer çok detaylı anlatmayacağım. Hatalı ifadelerin altını ben özellikle çizdim.
 
Çünkü önceki yazımda , bu konuyu detaylı işlemiştim.
 
Merak eden , burayı  tıklayarak doğru yazılışların gerekçelerini okuyabilir.
 
Hemen konuya giriyorum.
 
 
1.hata: Açıklanır açıklanmaz yayınlayacağız cümlesinde.
Yayınlamak yanlış, doğrusu yayımlamak olmalıydı.
 
 
2.hata: Saat 14:00’ da   şeklindeki yazılışta.
Saat 14.00 olarak yazılmalıydı. Yani dijital saat ekranlarında gördüğümüz gibi 14 ile 00 arasına iki nokta üst üste gelmez. Tek bir nokta gelmelidir.
 
3.hata: Saat 14.00 yazıldığında bunun okunuşu on dört sıfır sıfır değildir. Peki nedir?
Saat on dörttür. Bu durumda kesme işareti geldiğinde saat 14.00’te diye yazılmalıdır.
14.00’da   şeklindeki yanlış yazım, 14.00 ifadesini saat on dört sıfır sıfır diye okumaktan kaynaklanır.
 
Önceki haftalardaki hatalı manşeti gazetemiz sayfasından kaldırmıştı.
 
Umulur ki aynı hassasiyeti şimdi de gösterirler ya da doğru şekilde güncelleme yaparlar.
 
Önceki hafta yapılan YGS’ de yukarıdakine benzer bir imlâ sorusu çıktığını da vurgulamış olayım.
 
Sabrın sonu ile
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…