Ana içeriğe atla

Darbe Günlüğüm 10



Varsayımsal bir örnek olacak ancak,15 Temmuz   2016' ‘daki  askerî cunta girişimi aracılığı ile, Türkiye’yi fiili ve fizikî işgal hareketinde yaşadığımız durumu somutlamak için  aşağıdaki yolu tercih etmek durumundayım.

Bir  ticarî  işletmeniz olsun.

Ben de piyasada size  rakip başka bir şirketin yöneticisiyim. Ancak, sizi öyle rakip olarak ilân etmişliğim falan da  yok. 

Buna  rağmen  bir sinsilik  yapıyorum ve  sizin  şirketinize hem de  en  kritik noktadaki  biriminize  kendi  adamımı  tayin ediyorum. Muhasebe müdürü meselâ.

Şirketinizden, kendi şirketime sürekli bilgi aktarıyorum.Yaptığınız ticarî antlaşmalar, geliştirdiğiniz  projeler, fizibilite  raporlarınız, AR-GE bölümünüzde  üzerinde  çalıştığınız taslak halindeki emsali yapılmamış  ürünler, gireceğiniz ihâleler, teklif bedelleriniz…

Şirketinizin, çalışanlarınızın  kurumsal ve kişisel tüm hedeflerine kadar, an be an benim veri bankamda  toplanıyor olsun.

En kritik yere geliyorum;  bu bilgilere  sahip olmama rağmen, sözgelimi  kırk  elli yıl boyunca asla ama   asla,  şirketinizin  çalışmasını engelleyecek, gelirini sekteye uğratacak, özellikle  fark  edilmeme sebep olacak  tek bir girişimde  bulunmuyorum.

Bulunmadığım gibi sizin için faydalı gibi görünen ne varsa da   destekliyor,  teşvik ediyorum.  Çünkü son tahlilde  biliyorum ki, firmanız ait tüm bilgiler elimde  ve benim için bir rakip ya da tehdit değilsiniz. Her koşulda  kucağımdasınız !

Ancaaaak, öyle bir an geliyor ki, şirketinizdeki  muhasebe müdürümü deşife etmek pahasına karar alıyorum.

Karar; firmanızı batırmak! Niye böyle bir karar alıyorum?

İşte  kesin olan şudur; artık on yıllardır kucağımda olan siz, kucağımdan inmiş ve kontrolümden, denetimimden çıkmışsınızdır  da ondan.

Her  neresinden bakarsanız bakın bunun anlamı, şirketinize soktuğum  ve  nefesi ensenizde olduğu halde fark  edemediğiniz  o muhasebe müdürümü bile  harcayacak kadar kötü, aciz, yetersiz, başarısız, endişeli, öfkeli bir durumdayım demektir.

Devamı var:

Siz artık kendi başınıza bir güçsünüzdür ve kendi kararlarınızı almaya başlamışsınızdır. Öyle ki, şirketinize soktuğum o kritik noktadaki görevlimin bana bilgi akışı sağlaması, yaptığınız tüm stratejik hamleleri bana iletmesi bile, sizin benim için ciddi bir tehdit olmanıza  mâni olamamaktadır.

Ve  azılı  fedaime akıl dışı bir emir vermişimdir “yeter artık, çek silahı ve  hepsini vur !”

Bu  hakikatin ta kendisidir ve  çırılçıplak karşımızda durmaktadır.

Sabrın sonu ile



Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…