Ana içeriğe atla

Darbe Günlüğüm 14



AK  Parti ,  paralel bir devlet yapılanması olan  FETÖ ile mücadele  ediyor.
Önerme bu kadar  basit  mi gerçekten?  Kesinlikle değil.

FETÖ’nün  ulusal , uluslar arası  ve  hatta  uluslarüstü  bağlantıları bir bir ortaya çıkıyor. ABD-CIA’nin himaye   ve  yönlendirmesiyle, dünyanın  yüz  altmışa  yakın  ülkesindeki  örgütlenmişliği  ve   sızdığı  kılcallar  ortada.

FETÖ hareketi,  genelde  Batı’nın, özelde ABD’nin,   yüzyıllarca    farklı  şekillerde  denediği  emperyalist  işgal  girişimlerinin, en kurnazca  ve  daha önce hiç denenmemiş  olanıdır. 

ABD-CIA  güdümlü  FETÖ hareketi bir  cümleyle anlatılmak istense;  taşı delen  suyun tazyiki değil, damlaların sürekliliğidir   lafı tam da bu organizasyonu  karşılayacaktır.

Yeryüzünde  ilk kez  denenmiş bir yöntem olan  FETÖ/PDY (Paralel Devlet Yapılanması)  oluşumunun   profesyonelliği  nerede gizlidir?  

Suçüstü yakalanıldığında bile, failine, azmettiricisine,  kanunlar önünde   ciddî bir kıvırma  ve  manevra sahası  bırakan hayalet bir organizasyon  olmasında gizlidir.

Deşifre olduklarında bile  ABD’nin“bize  delil getirin , öyle   iade edelim” pişkinliği ve öz güveni hep  bu kurgunun yukarıda işaret ettiğim  profesyonelliğindendir.

Batı’nın bu işgal hareketinin  üssü  olarak  yedi yüz seksen bin kilometrekarelik  vatan toprağını gözüne  kestirmesi  elbette üzüntü vericidir.

Ayrıca,  özellikle  kara kıta Afrika  ile Türkî  Cumhruriyetlerin  kaderi de  bir ölçüde , aslında bizim  FETÖ ile mücadelemizin sonucuna bağlıdır.


Bak yine aynı hatayı yaptım. Girişteki önermeyi tekrar ettim. AK   Parti,   FETÖ/PDY    ile  mücadele ediyor mealinde  bir cümle sarf  ettim ki, bu doğru değil.

Doğrusu; Türkiye  Cumhuriyeti  devleti, küresel güçler aracılığı  ile  kendisine musallat edilen bir illetle uğraşıyor. 

 Başta  ABD-CIA  ve  saz  arkadaşlarının  kontrolünde olan bu illet aracılığı ile  Türkiye Cumhuriyeti, aslında  ilan edilmemiş  üçüncü bir dünya savaşını  veriyor. Dünya savaşı diyerek abartıyor muyum?


Minik bir dünya turu:

“Avusturya’nın Wiener Neusttadt şehrinde, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine karşı çıkan Türklerin evlerine ve balkonlarına Türk bayrağı asması yasaklandı” (Hürriyet, 27.07.2016)

Viyana Havalimanı'nda skandal 'Erdoğan' yazısı! Avusturya'nın başkenti Viyana'da havalimanına gidenler "Türkiye tatili Erdoğan'ı desteklemekten başka bir şey değil" yazısıyla karşılaşıyor. (31.07.2016, Akşam)

İsveç  Dışişleri  Bakanı  Margot Wallström, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye ile ilgili küstah açıklamalarda bulundu…Türkiye’deki  gelişmeleri  protesto etmeli ve ülke üzerindeki baskıyı artırmalıyız…(31.07.2016, Milliyet)

ABD'den darbe tüyosu! Önce Erdoğan öldürülmeliydi. Foreign Policy Dergisi, 'Başarılı bir askeri darbe için ne gerekir?' diye sorup, 'Önce lider öldürülmeliydi' cevabını verdi. (18.07.2016, Kanal A Haber)


Hülasâ; Fenerli, Galatasaraylı ya da  Beşiktaşlı olabilirsiniz. Ama hiç değilse bu sefer  millî takımı tutun.

Sabrın sonu ile


Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…