Ana içeriğe atla

Darbe Günlüğüm 3



İki kişi kendi arasında konuşuyor:

-Mustafa Bey’le  bir dönem  aranız çok iyiydi , şu aralar görüşüyor musunuz?

-Sorma ya, bırak adından bile bahsetme.

-Niyeki  daha düne kadar çok güzel anlaşıyordunuz…


Önceleri  ileri sürülen bu argüman, ilk zamanlar belki  sırıtmıyordu ancak  şu aralar sırıtmaya başladı artık.

Neymiş iktidarla cemaat  daha düne kadar kol kolaymış.

İyi de bu artık tescilli bir klişe olmadı mı?

Nereye kadar devam edecek bu söylemler?

Mesela yüz  yıl  geçse bile,  "bir dönem kol kolaydılar  o yüzden asıl suçlu siyasal iktidardı "  mı diyeceğiz?

O zaman  kangren olmuş bacağı kesen doktora da dönüp diyelim ki?

Oo ne oluyor doktor bey, düne kadar  bu bacağa sargı bezleri sarıp, merhemler sürüyordunuz. Şimdi ne oldu da kesmemiz  lazım diyorsunuz

Kesin olan bir şey var, bir uzuv kangren olmuşsa ya  da  hastalıklı doku bünyede kendini belli etmeye başlamışsa kesip atacaksınız.

Başka bir şansınız yok.

Aksi taktirde bu tip bir akıl yürütme işi saçma noktalara götürür ve  mevzuyu yüksek çözünürlüklü olacak  şekilde  sulandırır.

Hatta  bu  mantıktan hareketle şöyle diyelim o zaman:

Hayatımızın bir döneminde  beraber yiyip içtiğimiz, bir hukukumuzun oluştuğu  temas ettiğimiz kim varsa, ömrümüzün sonuna kadar  ilişkimiz aynı frekansta devam etsin.

Bu,  beşerin fıtratına ters bir durumdur.

Aslında tersi de  düşünülüp,  bu tür bir akıl yürütmenin, bu şekildeki  bir paradigmanın saçmalığı ortaya konulabilir.

O zaman birisiyle ya da bir grupla küs isek, ömrümüzün sonuna kadar küs kalalım.

İşte bu sakat mantık bizi ta bu noktalara kadar vardırır.

Sabrın sonu ile

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …