Ana içeriğe atla

Darbe Günlüğüm 6


Amerika Birleşik Devletleri,  malum destekçisi  birkaç büyük ülkeyle beraber, dünyanın başına musallat olmuş, yeryüzündeki zulmün tanrısı ve insanoğlunun  başının belası bir ülkedir.
Siz buna  dünyanın  şeytanı  da  diyebilirsiniz. 
Öyle ki, sabahları  Amerikan Başkonsolosluğu’nun  ana giriş kapısının önünden  arabamla geçerken, vize randevusu için sıraya girmiş yurdum insanlarını  her  gördüğümde  Ne olur, bir gün bunların kapısında vize için sıra bekletmek zorunda bırakma beni Allahım” diye dua ettiğim çok olmuştur.
Bu da nereden çıktı ? Tahmin ediyorsunuzdur.
FETÖ’nün başı  Pensilvanya’da,  CIA ile birlikte suçüstü yakalandı.
Ancak hâlâ  kıvırıyorlar.
Bu arada  karışmayın da, darbenin hemen ertesinde  ilk kez yazmış olmanın keyfini yaşayayım.  Çünkü bugünlerde artık birçok yerden aynı şeyi duymaya ve okumaya başlıyorum.
Fethullah Gülen,  ABD-CIA    elinde artık canlı bir bombadır demiştim. Evet canlı bir bombadır ve her an patlamaya hazırdır. Yakalanırsa  bülbül gibi konuşacaktır.
İşte bu yüzden, tam da bugünlerde ani bir ölümü gerçekleşebilir. Ya da ne bileyim, Hasan Mezarcı’nın başına getirilen “beyin kimyasalları oyunu onun da başına gelebilir.
Ayıca  ABD’yi  yöneten  CIA’deki   üst kurmay  akıl, ilk kez  âşikar şekilde  çamura saplanmıştır.
Tabii,  tarihinde, yönlendirip azmettirdiği  hiçbir  darbe girişiminde başarısızlık  yaşamamış  ABD, bu sefer de başarıya ulaşacağını düşünmüş ama kaderin üzerindeki kadere teslim olmuştur.
Hele ki, askerî  darbe girişiminin  ve Cumhurbaşkanına yönelik suikast girişiminin başarısızlığa uğramasından rahatsızlık duyan yerli   cuntacılarımız dahil, tüm Türkiye kamuoyunun ve   yöneticilerinin , darbenin arkasında, FETÖ-Pensilvanya-CIA- ABD olduğu noktasında  ittifak etmesine rağmen…
Onurlu ve masum bir dış ülkenin  yapması gereken  şey; “Ne darbesi, ne desteği kardeşim…Fethullah Gülen’ mi dediniz, buyurun size, bizim bir ilgimiz yoktur olması gerekirken…
Hâlâ  kanıt istiyorlar.
Osman Pamukoğlu’nun meşhur bir lafı vardır : “Dünyanın hiçbir yerinde bir horoz resmi çizilip, bu bir horozdur denmez.”
Pensilvanya’nın suçüstülüğünü de bu  bağlamda yorumlamak uygun düşer.
Yeri gelmişken, gebelik sahiden de zor. Kemal Kılıçdaroğlu;  sen binyıllarca unutulmayacak bir darbe girişimini  güya  protesto için insanları Taksim meydanına topla.
Ama  aslî fail  FETÖ ‘nün ismini telaffuz edememiş ol.
Gebelik zor, sahiden de zor !

Sabrın sonu ile
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…