Ana içeriğe atla

Darbe Günlüğüm 9



FETÖ nün, dillere destan,  senelerce kime hizmet ettiğini  tam anlamlandıramadığımız, bu yüzden bazen gururla , bazen şüpheyle baktığımız o  meşhur  okulları.

Dünyanın yüzlerce ülkesine, haritada bile belki yerini gösteremeyeceğimiz ülkelerine dağılmış FETÖ okulları.

Bir dönem, Samanyolu TV ekrânlarında, Barış Manço şarkılarını  Afrika aksanıyla söylemeye çalışan o  çocukları gördükçe içimiz bir  hoş oluyordu.

Sadece orası da değil, özellikle  Orta Asya Türk  Cumhuriyetlerinde  de  durum farklı değildi.

Ya Türkçe  olimpiyatları ?

Taşlar yerine oturduktan sonra, bir dönem  kafamızda oluşan soru işaretlerinin cevabı da  iyiden iyiye netleşti.

Çalışma arkadaşlarımdan Mehmet Emanet, facebook sayfasında yazdığı bir yorumu ulaştırdı bana.  

Dünyanın değişik  coğrafyalarına  mantar gibi yayılmış olan  FETÖ   okullarıyla ilgili  değişik bir açıyı yakalamış.  Görebildiğim kadarıyla da, birçok kişiden önce dillendirme kıvraklığını göstermiş.

Milletçe  henüz 15 Temmuz 2016  tarihli  ihanet soslu  askerî darbe girişimi trajedisinin şokunda olduğumuzdan,  canımızın derdine düşmüşüz.

Haliyle, diğer dünya milletlerinin  ulusal güvenlikleriyle ilgili kalem oynatmamışız. Şöyle  diyor Mehmet Emanet  yazısında:

CIA-FETÖ, Türkiye’yi  ele geçirmek için kurulmuş küçük bir terör örgütü değildir. Faaliyetlerini ağırlıklı olarak  Afrika’daki Müslüman ülkelerde  de yürütmeye başlamış  kalburüstü  çocukları kafeslemeye yıllar önce başlamıştır. Çünkü Türkiye’de bile tıkır tıkır işleyen sistemi Afrika’da aktif etmek neticede çocuk oyuncağıdır. Ne  de  olsa  referans Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bastırılan bu darbe aslında koca Afrika kıtasının  da  geleceğini kurtarmıştır.

İşlenebilir  doğru bir tez. Argümanlar  sağlam, rasyonel ve yerli yerinde.

Şu cümleye ise özellikle dikkat çekmek istiyorum ; Ne de olsa  referans  Türkiye Cumhuriyeti'dir. Gerçekten de, kendinizi bir an için  ülkesinde FETÖ okulları açılan bir Afrika ülkesi ya da Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden bir tanesinin  yetkililerinin yerine koyun.


Referansı Türkiye olan bir eğitim organizasyonuna hayır demezsiniz ki. Çünkü ülkemizin sicili  emperyalizmle, sömürgecilikle  kirletilmiş bir ülke değil. Bu bağlamda  CIA-FETÖ okullarının nasıl da  ustaca ve şeytanî bir planla  aklandığını görmek de mümkün.

Bizim acı deneyimimizden sonra, görünen o ki; yabancı  bir ülkede FETÖ ‘ye  bağlı okul ya da okullar  varsa ve o yabancı ülkenin  istihbarat örgütleri buna kayıtsız kalıp, bu durumu ulusal güvenlik meselesi yapmıyorsa, bunun  temel iki sebebi olabilir:

Ya,   FETÖ ‘nün okullarından  mezun o ülke vatandaşı olan  kişiler, o ülkenin kılcallarına  tıpkı  bizde olduğu gibi öyle bir sızmıştır ki,  kimsenin itiraz edecek ya da  eleştirecek  durumu yoktur,

Ya da,  tam anlamıyla sızmamış olsalar bile, o  ülkenin idarecileri, siyasetçileri  türlü ilişkiler ağı sebebiyle  ya cemaatin  ya  da  ABD’nin kucağındadır.

Ne diyeyim?

Eskiden ülkeler  tankla topla ele geçirilirdi, şimdi  kaleler içten , savaşsız, kansız fethediliyor  gerçeğini, hem de hiç gizlemeden dünyanın gözüne soka soka  hayata geçiren  ABD-CIA –FETÖ  kirli ittifakına  şapka çıkarmak gerekiyor !

Sabrın sonu ile

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…