Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Darbe Günlüğüm 31

Ana kumanda masasında ABD’nin olduğu, maşa olarak da FETÖ/PDY’yi (Paralel Devlet Yapılanması) kullandığı,  15 Temmuz 2016 askerî  darbe görünümlü Türkiye’yi  işgal ve fiili teslim alma kalkışması sonrası  gündemi sürekli  izlemeye çalışıyoruz.
İşte bu bağlamda benim de yolum, Cumhuriyet'ten bir köşe yazısına düştü bugün.
Cumhuriyet  gazetesi köşe yazarı  Şükran Soner’in "Korku dayatmalı diktatörleşme…"başlıklı dünkü yani  20.08.2016 Cumartesi günkü köşe  yazısını  okumaya başladığımda ise  ömrümde yaşamadığım  bir şaşkınlık yaşadım.
Şaşkınlığım  daha ilk cümlede başladı. Çünkü  koskoca yazının paragraflarında  saçmalamanın da ötesinde abuk sabukluklar vardı. Az sonra alıntılayacağım paragraflardan  çıkarılacak tek bir ana fikir ya  da  ana düşünce neredeyse yoktu.
Kusursuz bir saçmalık”  yığınıydı okuduklarım. Sakın, Şükran Soner’in  görüşlerini beğenmediğim gibi  bir şey anlamayın. Keşke öyle olsa…O zaman okudum da  işime gelmedi derdim.
Diyebilirim ki; hayatımda hiçbir  kö…

Darbe Günlüğüm 30

Dün gece  DAEŞ adlı soysuz örgüt  Gaziantep’te bir düğünde  canlı bomba eylemi gerçekleştirdi.
Yazıyı yayına hazırladığım 21.08.2016  Pazar günü saat 11:30 sularında, Gaziantep Valiliği’nin  yaptığı son dakika açıklamasına göre ise,  hayatını kaybedenlerin sayısı 50’ye  yükseldi.
Kritik bir süreçten geçiyoruz. 
Batı dünyası ve  yerli  işbirlikçileri  ağzından salyalar saçarak  millî bağımsızlığımıza  ve birliğimize yönelik saldırı içerisinde.
Bugün otuzuncusunu yayımladığım "Darbe Günlüğüm" yazı dizisini takip edenler  iyi biliyor. Günlerdir söylüyoruz, ciddî  saldırılar, tehlikeli süreçler bekliyor ülkemizi diye. Olası senaryolar da bir bir  tahakkuk ediyor.
Askerî darbe görünümlü Türkiye Cumhuriyeti’ni  işgal hareketi başarısız olunca, kahpe terör organizasyonları, üstlerine düşen ve kendilerine emredilen görevleri yerine getirmeye başladılar…
Yuvarlak bir masada oynanan bir kağıt oyunu gibi. 
Terör örgütlerinin hepsi  belli bir düzende   sırasını bekliyor.  PKK,   DAEŞ,   DHKP-…

Darbe Günlüğüm 29

Önceki yazımızda, FETÖ /PDY’nin (Paralel Devlet Yapılanması) Türk Hava Kuvvetleri imamı olarak bilinen isminden bahsetmiştik.  
Bu kişi ilâhiyatçı  ve  Sakarya Üniversitesi akademisyenlerinden yardımcı doçent unvanlı  Adil Öksüz.
Adil Öksüz’ün kilit bir isim olduğunu, hatta  istihbarat uzmanlarınca 15 Temmuz 2016 askerî darbe görünümlü Türkiye Cumhuriyeti’ni işgal hareketinin bir numaralı ismi olarak kabul edildiğini söylemiştik.
Fotoğrafına baktığınızda sümsük bir sefil  algısı oluşturan darbenin bu kara kutusunun, nasıl olup da Türkiye Cumhuriyeti’nin anlı şanlı generallerine emirler verebildiği bir muamma.
Sadece bu da değil; o generalleri, alt rütbedekileri idamlık bir suça teşvik ve ikna edebilmesi zaten başlı başına bir konu.
Çünkü  Adil Öksüz hem bir sivil, hem bir ilahiyatçı, hem bir üniversite hocası, hem de sümsük bir sefil görünümünde…Karizması falan da yok.
Zaten  youtube da  yayımlanan bir videoda Fethullah Gülen’in  bulunduğu bir mekânda, onun dizinin dibinde nasıl da kırıtık …

Darbe Günlüğüm 28

Gündemi kaçıranlar olabilir, bir iki cümle ile değinelim.  Adil Öksüz. Yalın hâliylesadece bir isim…Ama aslında, askerîdarbe görünümlü,15 Temmuz 2016 Türkiye’yi  işgâl hareketi gecesi Ankara’daki Akıncı Hava Üssü’nde yakalanan tek sivil.
Yakalandıktan sonra,savcının daha sonradan "Nasıl olur da serbest bırakırsınız?" şeklindeki itirazına rağmen, davaya bakan hâkimler Köksal Çelik ve Çetin Sönmez tarafından 20 dk. içindeserbest bırakıldı Adil Öksüz.
Elini, kolunu, kıçını, başını sallayarakadliyeyi hem de jandarmaların arasında terk etti. İstihbarat uzmanlarına göre Adil Öksüz, CIA orijinli FETÖ/PDY (Paralel Devlet Yapılanması) işgâl girişiminin Türkiye’deki bir numarası.
Ne iş mi yapıyor?  Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeyardımcı doçent unvanında bir akademisyen.
Ülkece ilkleri değil, ilkoğluilkleriiliklerimize kadar yaşıyoruz ya…Benim takip edebildiğim kadarıyla, aranan bir şahsı bulmak için ilk kez bir bölgede geçici karakol kuruluyor.
Elde edilen istihbaratlara g…

Darbe Günlüğüm 27

Filmlerde hep öyledir. Rakip iki unsur mücadele ediyorsa, taraflardan biri öldürücü darbeyiyapar ve son noktayı koyar. Bu dagenelde final sahnesindeolur. Bu sahne, film boyunca yaşanmamış bir aksiyon sarmalına sokar izleyiciyi.
Toplumsal biryanılsama içinde olanlarımız var. Çünkü 15 Temmuz 2016gecesi yaşananaskerî darbe görünümlü Türkiye Cumhuriyeti'ni işgâl hareketini,böyle bir filmin son sahnesi gibideğerlendirenlerimiz var. Yani tamam,son hamlelerini yaptılar, film de bitti…Hayır, bu tablo bir yanılsama. Hatta bir illüzyon.
Yaşadıklarımız dehşet verici ve en önemlisi“daha kötü ne olabilir ki?”gibi hissettirebilir bize. Ankara’daki Millîİstihbarat Teşkilatı’nın önünde nöbet bekleyen MİT mensuplarının, kendiülkesinin hava kuvvetlerine ait savaş uçaklarının saldırısı karşısında, uzun namlulu otomatik silahlarlakarşı ateş açmasını izledik hep birlikte…
Cumhurbaşkanına ve ailesine, Türkiye’nin, NATO’nun en iyi eğitimli onlarca adamı gönderildi suikast amacıyla…Gözlerini kırpmadan kor…

Darbe Günlüğüm 26

Erkan Tan...
Hafta  içi sabahları mehter marşları eşliğindeAHabertelevizyon kanalındaprogram yapıyorsun.
Ben de evden çıkmadan öncekahvaltı esnasındaseverek izliyorum.
Özellikle,janjanlı kelimeler, afillisiyasetbilimi cümlelerikullanmadan, tam dahalkımızın anlayacağıbasit , anlaşılır dilleifade ediyorsun kendini.
Hepimizin duyduğu şekilde, 15 Temmuz2016 FETÖ/PDY’ye (Paralel Devlet Yapılanması)duyduğun öfkeyigayet güzel anlayabiliyorum.Tankın önüneyatan bu ülkenin gerçek sahiplerini anlatırken gözlerininçakmakçakmak oluşunu, vatan, millet, kitap, bayrak sevgini görebiliyorum.
Ancakbir hususadikkat etmeniistiyorum.
Özellikle,bir tekerlemeyitekrar ettirircesine, “bizler, şehitlerimiz, halkın çocuğuyuzama bunlar ne çocuğu ? ” mealinde soru sorup,malûm cevabını izleyicilere verdirtmenebozuluyorum.
Peki, asker üniforması giymiş teröristler adına mı üzülüyorum ? Tabii ki hayır.
Şüphesizyeryüzündeki tüm sözlüklerdekiihanet eksenli alçaltıcı kelimeleri onların şahsına yöneltmiş olsan bile kifayetsiz…

Darbe Günlüğüm 25

Akıl alırgibi değil amagerçek.
FETÖ/PDY (Paralel Devlet Yapılanması) elebaşı Fethullah Gülen, ABD’nin bir eyaletindeikâmet ediyor.
Daha doğrusu bunca yaşanan olaya rağmen ABD buna hâlâ göz yumabiliyor.
Aslındaarsızlığın bu kadarı ancakve ancak herhaldeBatı medeniyetinde ve örnek gösterilen ABD demokrasisinde olur.
Allah muhafaza, Türkiye, dünyaca ünlü bir teröristi, yabancı bir ülkenin ve milyonlarla ifade edilen halkının talebine rağmen saklayıp himaye edecekti de…
Siz görecektiniz tantanayı.
Bunları, ABD’ ye duyduğum ideolojik bir önyargıyla söylemiyorum. Herşey ortada. Suçlu, sevk ve idare edenler,himaye edenler…Hepsi ortada. Eksiği yok fazlası var.
Deliller ziyadesiyle… Şimdi okuyacağınızolaydan daha büyük delil mi var?
Hatırlarsınız, ABD Genelkurmay Başkanı, 15 Temmuz 2016’daki işgal girişiminde başarısız olunca, ortalığı yatıştırmak içinTürkiye’yi ziyaret etti. Devamında;
Bizim Genelkurmay Başkanımız kendisine eşlik etti, görüştüler. Genelkurmay Başkanımız, ABD GenelkurmayBaşkanı’ndanF…

Darbe Günlüğüm 24

Yaşadığımız  acı büyük. Ama iki tür acı var.
Birincisi; askerî  darbe görünümlü  işgâl hareketinin püskürtülmesi esnasında  şehit olan insanların  yüreğimizde yarattığı acıdır. Bu birinci  acıyı, memleketini, bayrağını, kitabını, toprağını, halkını, milletini seven, onurlu herkes yaşıyor.
Bu acıların ikincisi  ise;  askerî  darbe görünümlü  Türkiye’yi  işgâl  hareketinin başarısızlığa uğramasından duyulan  büyük  ve derin acı.
İşte bu ikinci gruba dahil olanlar, Cumhurbaşkanı ve ailesinin suikastten kurtulmasından, TBMM’nin tamamının değil de bir kısmının bombalanmasından, hükûmet üyelerinin hepsinin idam edilmemesinden rahatsız ve büyük acı duyuyor.
Yetmiyor, Genelkurmay Başkanının ve darbeye destek vermeyen diğer kuvvet komutanlarının hayatta kalmasından, katledilmemesinden  rahatsızlık duyuyor. 
Tankların, o gece sokaklara dökülen vatandaşların tamamını  ezmemesinden, hepsini imhâ etmemesinden rahatsızlık duyuyor.
Bir  TC kimlik numarası sahibi olan, aramızda yaşayan bu kişiler ve köşe …

Darbe Günlüğüm 23

1 Mart 1999 Pazartesi.Yani bundan  on yedi, on sekiz yıl önce. İktisatfakültesi son sınıfta öğrenciyim. Sabahın erken saatleri. Evimin kapısı çaldı. Kapıya yaklaştığımda polis telsizlerinden gelen mikrofonik o meşhur cızırtılıanonslarıduydum. Salonun camından baktığımda aşağıda, kurşun geçirmez camlı ve siyah filmli, beyaz RenaultToros marka otomobili gördüm. Bir tuhaflıklar olduğunu anlamıştım. Kapıyı açtım. Telsizliikitane sivil poliskarşımda. Aramızda on saniyeden daha kısa süren şu diyalog yaşandı: - “Baver Ergun?” -“Evet” -“Terörle Mücadele’den geliyoruz. Hakkınızda ihbar var, arama yapacağız.” Bir dakika sürmedi,isminin sonradan N. olduğunu öğrendiğim polislerden biri benim odamdaydı zaten. İsmi F. olan diğeriise tüm eviaramaya başlamıştı bile. N. isimli polis doğrudan kütüphaneme ve çekmecelerime yöneldi. N.bana,“PKK üyesi olduğuma dair 155 polis imdat telefonuna ihbar geldiğini…” söyledi. Ona, terör örgütü konusundaki düşüncelerimin gâyet net olduğunu, bunun ihbar değil iftira olduğ…