Ana içeriğe atla

Darbe Günlüğüm 23



1 Mart 1999 Pazartesi.  Yani bundan  on yedi, on sekiz yıl önce.
İktisat  fakültesi son sınıfta öğrenciyim. Sabahın erken saatleri. Evimin kapısı çaldı. Kapıya yaklaştığımda polis telsizlerinden gelen mikrofonik o meşhur cızırtılı  anonsları  duydum.
Salonun camından baktığımda aşağıda, kurşun geçirmez camlı ve siyah filmli, beyaz Renault  Toros marka otomobili gördüm.
Bir tuhaflıklar olduğunu anlamıştım. Kapıyı açtım. Telsizli  iki  tane sivil polis  karşımda. Aramızda on saniyeden daha kısa süren  şu diyalog yaşandı:
- “Baver Ergun?”
-“Evet”
-“Terörle Mücadele’den geliyoruz. Hakkınızda ihbar var, arama yapacağız.”
Bir dakika sürmedi, isminin sonradan N. olduğunu öğrendiğim polislerden biri benim odamdaydı zaten. İsmi F. olan diğeri  ise tüm evi  aramaya başlamıştı bile.
N. isimli polis doğrudan kütüphaneme ve çekmecelerime yöneldi.
N.   bana,  PKK üyesi olduğuma dair 155 polis imdat telefonuna ihbar geldiğini…” söyledi. Ona, terör örgütü konusundaki düşüncelerimin gâyet net olduğunu, bunun ihbar değil iftira olduğunu söyledim. N. ve F.  PKK masasına bakan oldukça profesyonel iki  polisti.
N. çok değil, yaklaşık 5-10 dk. sonra bana “bir gönül ilişkin var mı?” diye sordu. Önce anlam verememiştim.
PKK ? gönül ilişkisi? Ne demek istiyordu acaba? Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne ifade vermeye gittiğimde ise olay çözülmüştü.
Kahpenin biri, bana duyduğu  şahsî bir hazımsızlığından dolayı  155 polis imdatı arayıp bu iftirayı atmış.  Polis N.’nin söylediğine göre, bazı hanımlar bu aşağılık yola tevessül edebiliyormuş.
Yani; bir dönem ilişki yaşadıkları  Doğu veya Güneydoğu  nüfusuna kayıtlı bir erkekten ayrılmışlarsa ya da o yörenin bir insanıyla  bir husumet yaşamışlarsa, onu mağdur etmek için bu yolu çok sık deniyorlarmış.
Ama Allah’tan bana gelen ekip tecrübeli polislerden oluşuyordu. İfadeler alındı, mesele kapandı.
FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016 işgal girişiminden sonra devlet yetkilileri ihbar mekanizmasının çalıştırılması için çağrı yaptılar.
Elbette, FETÖ mensubu olduğuna dair ciddî  ve  makûl şüpheleriniz olan kişiler için bu mekanizma işletilmelidir.
Ama, bazı ahlaksız ve alçalmış insanların, ihbar adı altında arsız ve hayasızca atacağı kirli iftiralara karşı, emniyet güçlerimizin eskiden olduğu gibi bugünde  hassas davranacağına olan inancım tamdır.
Bu arada N. ve  F. teşkilattan emekli oldular. F. ile hâlâ  görüşüyoruz.
Sabrın sonu ile
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…