Ana içeriğe atla

Darbe Günlüğüm 28


Gündemi kaçıranlar olabilir, bir iki cümle ile değinelim. 
Adil Öksüz. Yalın hâliyle  sadece bir isim…Ama aslında, askerî  darbe görünümlü,  15 Temmuz 2016 Türkiye’yi  işgâl hareketi gecesi Ankara’daki  Akıncı Hava Üssü’nde yakalanan tek sivil.

Yakalandıktan sonra,  savcının daha sonradan "Nasıl olur da serbest bırakırsınız?" şeklindeki itirazına rağmen, davaya bakan hâkimler Köksal Çelik ve Çetin Sönmez tarafından 20 dk. içinde  serbest bırakıldı Adil Öksüz.

Elini, kolunu, kıçını, başını sallayarak  adliyeyi hem de jandarmaların arasında terk etti. İstihbarat uzmanlarına göre Adil Öksüz, CIA orijinli FETÖ/PDY (Paralel Devlet Yapılanması) işgâl girişiminin Türkiye’deki bir numarası.

Ne iş mi yapıyor?  Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde  yardımcı doçent unvanında bir akademisyen.

Ülkece ilkleri değil, ilkoğluilkleri  iliklerimize kadar yaşıyoruz ya…Benim takip edebildiğim kadarıyla, aranan bir şahsı bulmak için ilk kez bir bölgede geçici karakol kuruluyor.

Elde edilen istihbaratlara göre Adil Öksüz şu anda Sakarya ili Akyazı ilçesi Acella  yaylası civarında... İşte bu yüzden ;

"Adil Öksüz’ü  yakalamak için Sakarya Valisi  Hüseyin Avni Coş’un talimatı ile Acella Yaylası’nda bir bina geçici karakola  çevrildi. Karavanlar getirilerek, binaya  elektrik tesisatı çekildi. 24 saat esasına göre çalışılırken, karakolda 17 jandarma ve 10 polis görevlendirildi. " (Milliyet 19.08.2016 )

Adil Öksüz öyle böyle değil, tahmin ettiğinizden çok daha mühim bir kilit isim. Neden mi?

Sanık, mahkemeye çıkmadan önce, hâkimlerle bir odada baş  başa görüşmediğine göre...

Onu serbest bırakan iki hâkim  Köksal Çelik ve Çetin Sönmez, sadece o çok önemli  Adil Öksüz” ismini bildiği için  onu serbest bırakmış olabilir. Bu bile Adil Öksüz’ün aslında gerçekten de  1 numara” olduğunu delillendirmeye yetiyor bence.
Ya da o hâkimler bırakın ismini bilmeyi,  o şahsı önceden belki de tanıyordu.

Veya Adil Öksüz gözaltına alınır alınmaz, bir yerlerden gelen bir emir üzerine “bırakılması” talimatını  da almış olabilirler.

Hiçbiri mi?

O zaman Acella yaylası  şu anda didik didik nasıl aranıyorsa, mahkeme tutanakları da aynı titizlikle incelenmelidir.

Şâyet onu serbest bırakan hâkimler Köksal Çelik ve Çetin Sönmez ile Adil Öksüz birbirini tanımıyorsa…

Mahkeme karar vermeden önce  o hâkimlere  serbest bırak” talimatı gelmediyse…

Hâkimler Köksal Çelik ve Çetin Sönmez ile  sanık  mahkemeden önce baş başa görüşmedilerse…

Aralarında mutlaka ama mutlaka hem de  mahkeme devam ederken  kriptolu, şifreli bir konuşma geçmiştir…

Mahkeme zabıtlarındaki  minik detaylar  bu yüzden çok önemlidir.  Bu saydığım ihtimâller zincirinin dışında bir olasılık daha tabiî  ki var:  O da,  hâkimler diplomayı ya sahaflardan almış ya da bunlar FETÖ’cü olmayan ama buna rağmen darbesever  kanattan olan iki isim

Hâni bugünlerde  darbeye de karşıyız ama diktaya da…” diyen zımnî darbeseverler var ya, işte     onlardan ! 
Adil Öksüz meselesi,  mevzunun özellikle sivil çekirdeğini hayatî şekilde teşkil ettiğinden, işlemeye devam edeceğiz.

Sabrın sonu ile


Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…