Ana içeriğe atla

15 Temmuz'un Makarnacıları



Melih Aşık, 13 Temmuz 2017 tarihli "Açık Pencere" adlı Milliyet'te yer alan köşe yazısında:

15 Temmuz işgâl hareketinin olduğu o uğursuz gecenin başarısızlıkla sonuçlanmasında, camilerden okunan selâların hiçbir etkisi olmadığını buyurmuş.

Bu konu sosyolojik kavramlar ve pozitif bilimlerle açıklanması mümkün olmayan, mânâ âlemine karşılık gelen îtikâdi bir detay olduğundan buradan izaha yeltenmeyeceğim.

Çünkü ona bunu anlatmaya çalışmak, örneğin bir Amerikalıya "gönül" kelimesinin İngilizce karşılığını anlatmak için uğraşmaya benzer.

Ancak uğraşmaya hiç gerek yoktur. Çünkü ne anlama geldiğini ancak bizden olanların çok iyi bilebildiği "gönül" kelimesinin o dilde bir karşılığı yoktur. Klişe ifadeyle;  anlatılmaz, yaşanır.

Bitmedi.

Aynı yazıda, 15 Temmuz'u kendi ifadesiyle "askere vurma günü" olarak da tanımlamış yazarımız.

Bu ne demek?

Yani güya 15 Temmuz gecesi yaşanan işgâl girişimine karşı duran direniş hareketinin taraftarları, bugünlerde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne vurmaya çalışıyormuş !

Ne o gece ülkesi uğruna toprağa düşenlerin, ne de onlara saygı duyan bizlerin, bundan sonraki 15 Temmuzları, "askere vurma günü" olarak görmediği zaten biliniyor.

Anlayacağınız, Melih Aşık, bu noktada da yanılgı içerisinde.

Peki bitti mi?

Hayır.

Gelelim aynı yazıdaki son bombasına.

Bu sefer dayanamayacağım, yazısındaki o cümlesini aynen aktaracağım.

"Görünen o ki dinci cemaatin yaptığı darbeyi askerlerin üzerine yıkmak için engin bir gayret var." ( Bir Hüzün Günü!, Melih Aşık, Milliyet,13 Temmuz 2017)

Bu cümleyi nasıl oldu da kaleme aldı anlamadım ancak, inanın bana, FETÖ'nün yaptığı bu alçaklığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne mal etmeye, onların üzerine yıkmaya çalışan bir kahpeye hiçbir yerde rastlamadım.

Kendisine son sözüm:

Evine makarna bırakılan insana makarnacı denmez.

Peki kime makarnacı denir?

Vatan toprağının işgaline direnen inananların kafaları, F-16'ların bombardımanıyla gövdelerinden ayrılırken, marketlerde makarna almak için kuyruğa girenlere makarnacı denir.

Sabrın sonu ile

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye'nin yeminli düşmanları ve Türk halkının kurmay zekâsı

Bir tâcir.
Parmağı kesilse, yaraya nasıl müdahale  etmesi gerektiğini bile bilmeyebilir.  Ancak, ticâri  zekâsı sayesinde bir bakarsınız, özel  hastane  açmıştır.
Bu sâyede de, serum sistatin C’nin,  kreatinin klirensine alternatif olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bile yorum yapabilecek çok sayıda tıp doktorunun patronu olmuştur.
Bir  vatandaş.
Yüksek tahsilli olmayabilir.  Uluslararası ilişkilerde yüksek lisans derecesi de almamıştır.
Siyaset bilimi ile ilgili tarihî kitaplar okumamış, idâre hukuku konusunda hiç donanım sahibi de değildir.
Ama, ama !
Basireti, vizyonu, sezgileri, zekâsı, ön  görüleri, gözlem, sentez ve mukayese yeteneği sayesinde siyasî atmosferi koklamayı çok iyi biliyordur.
Bu sayede, memleketinin, ülkesinin, vatanının  dostunu,  düşmanını  çok iyi kavramıştır.
Yaşadığı ülkenin gerçek dostu kim, gerçek düşmanı kim?
Hain nedir, ekmek yediği kaba  pislemek nedir? Bunları cevaplamak için tereddüt duymaz. Hedefi on ikiden vurur.
Bu kişi hele bir de  yaşadığımız  coğr…

BUGÜN AREFE ( Mİ ) ?

Arefe günü, müslümanlar için dini bayramlarımızdan, yani ramazan ve kurban bayramından bir önceki güne verilen addır.
Hatta duvar takvimlerinden, basın yayın organlarına kadar, ramazan bayramından bir önceki güne de arefe günü dendiğini biliriz.
Ancak, islam dinine göre, arefe günü, aslında yalnızca kurban bayramından bir önceki güne denir.

Yani, ramazan bayramından bir önceki güne denmez.
Yanlış duymadınız.
Biraz açarsak ;
İslam inancına göre, Mekke'nin güneydoğusundaki Arafat Dağı, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde ilk buluştukları yerdir.
Kurban bayramında ifa edilen hac ibadetinin tam olarak yerine getirilebilmesi için ise, hacıların Arafat Dağı'nda topluca ibadet etmesi ve tıpkı mahşer gününü yaşar gibi o an orada bulunmaları gerekmektedir.
Bunu da arefe günü, anlayarak, hissederek yapmaları gerekmektedir.(Arefe : kelime anlamı itibariyle, anladı, kavradı, bildi demektir)
İşte en genel anlamıyla, Allah'ı anlamak, kavramak, kendine yakın hissetmek, bilmek, anlamına ge…

EMNİYET KEMERİNİN ZARARLARI

Emniyet kemerinin faydalarını çok dinledik. Peki emniyet kemeri zarar verebilir mi ? Evet, adli tıpta emniyet kemerinin zararlarından da bahsediliyor. Ancak "emniyet kemeri zararlıdır, sakın kullanmayın" gibi komik bir şey söylemiyorum elbette... Sadece emniyet kemerinin olası zararlarını bilimsel bir şekilde anlatmaya çalışalım. Emniyet kemeri kullanılması durumunda çok seyrek de olsa yaralanmalar yani vücuda zararlar olabilmektedir. Bilindiği gibi, emniyet kemeri kullanılmaması durumunda, çarpma anında vücudunuzdaki iç organlarınızdan dalak, karaciğer gibi organlar,çarpmanın etkisiyle patlayabiliyor, yırtılabiliyor. Emniyet kemeri bu noktada anılan iç organların yırtılmasını engelliyor. Ancak dikkat; ince bağırsak, kalın bağırsak gibi organlar, emniyet kemeri kullanıldığında daha fazla tahrip oluyor. Verilere göre, emniyet kemeri kullanımlarında bu içi boş organların yaralanmaları daha fazla artmış. Sebebi ise: çarpma anında, karın duvarı yani karnımızın dış yüzeyi ve adları ge…