Ana içeriğe atla

Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın Birinci Oturumu: TYT (Temel Yeterlilik Testi) Örnek Soru Kitapçığı Yayımlandı




Yeni adıyla Yükseköğretim Kurumları  Sınavı’nın, yani YKS’nin  ilk oturumunun adı Temel Yeterlilik Testi (TYT) oldu. Önceki yıla kadar biz buna YGS diyorduk.

Yeni adıyla TYT olan o meşhur üniversite sınavımızın örnek TYT soru kitapçığı da, ÖSYM’nin  resmî internet sitesinden az önce nihayet yayımlandı.

Oturup ayrıntılı tetkik edildikçe, geçmiş yıllardaki sorularla  karşılaştırmalı bir analiz yapıldıkça hiç şüphesiz çok farklı bulgulara ulaşılacaktır.

Ayrıca bu soruların isabetliliği "müfredat referans alınarak" bugünden sonra zaten mutlaka araştırılacaktır.

Türkçe ve Matematik soruları için yaptığım ilk incelemede benim ulaştığım sonuçlar ise aşağıdaki şekildedir.

YGS’ye göre soru sayıları aynı. Her iki testten de  yine kırkar tane soru var. Son iki yılın (2016 ve 2017 YGS) Türkçe testleri ile az önce yayımlanan TYT örnek Türkçe testini karşılaştırdığımda ise dikkat çeken hayatî bir detay var.

Nedir o?

Türkçe dilbilgisi sorularına ÖSYM’nin çılgınca bir önem vermesi !  2016 YGS’ de 40 soruda 6 adet olan dilbilgisi soru sayısı, 2017 YGS’ de  9’a çıkmıştı.

Vee, sıkı durun ! ÖSYM’nin internet sitesinden az önce yayımlanan TYT (Temel Yeterlilik Testi) örnek Türkçe soru kitapçığında  bu sayı 13’e çıkmış ki bu; basit, hafife alınacak  bir artış değil. Yani  ÖSYM, Türkçe dilbilgisi konusuna ne kadar önem verdiğinin mesajını ve sinyalini tüm Türkiye’ye bu örnek soru kitapçığı aracılığı ile vermeye çalışmış.

Bu arada Türkçe TYT  (Temel Yeterlik Testi) soru kitapçığında bir soru gördüm ki şapka çıkardım diyebilirim. Çünkü halk arasında şehir efsanesi gibi dolaşan, bilen bilmeyen, ağzı olan olmayan herkesin  uluorta  konuştuğu şu meşhur  ^   (düzeltme) işaretinin hiçbir zaman kalkmadığını vurgulayan bir soru var  kitapçıkta.

Kimilerinin şapka dediği, "şapka kalktı mı kalkmadı mı?" diye sunî gündemlerin oluşturulduğu bir konuya ÖSYM kudretli bir hamleyle gönderme yaparak son noktayı koymuş. Bu sayede de, şapkanın aslında hiçbir zaman kalkmadığına vurgu yapmış. 

Hatta bu işaretin sadece "inceltme" amaçlı değil  "uzatma"  amaçlı da kullanıldığını vurgulayan bir şıkkı da  soruya eklemiş ki,  gerçekten  takdire şâyan bir girişim. ( bkz.ÖSYM TYT 2017 Türkçe örnek soru kitapçığı 19.soru  d şıkkı :  “Resmî…” sözcüğüyle başlayan şık. Burada  î    inceltme değil uzatma amacıyla kullanılmıştır. )

Hiç değilse bu soru sayesinde, 1940’lardan beri kullanımda olan; kimisine göre şapka, kimisine göre inceltme işareti olarak isimlendirilen; gerçek adı düzeltme işareti olan; üstüne geldiği harfte bazen inceltme bazen de uzatma işine yarayan o meşhur  ^  işaretinin hiçbir zaman kalkmadığını tüm Türkiye  resmî ağızdan görmüş oldu.

Matematik testine gelince:  oradaki dönüşüm ve farklılaşma Türkçe’dekinden çok daha ve hatta çok çok daha keskin olmuş.

Önceki yıllardaki YGS  Matematik sorularına baktığımızda hemen fark edilir ki, ÖSYM  birinci basamak sınavında her zaman üslü, köklü sayılara, bölünebilme kurallarına ve genel olarak sayılar konusuna müthiş önem verirdi. Bu konulara hâkim öğrenciler,  sadece bu bilgisiyle 40 soruda 10-12 tane net çıkartabilirdi.

Ancak ÖSYM   matematik konusunda sahiden de coşmuş. İşi zorlaştırmış. İşlem bilgisi gerektiren yukarıdaki konulardaki soru sayısı  bu örnek kitapçıkta  4-5 taneyi bile zor buluyor. Bu ne demek ?

Sırf bunlara yaslanarak  birinci basamak sınavında 10-12 net artık cepte değil gibi görünüyor. Rutin olmayan problem tiplerine yönelmek  ise şimdilik tek kurtuluş gibi  !


Sabrın sonu ile
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

HADİSE AYNI ANDA HEM ÖNDEN HEM DE ARKADAN VERMİŞ !

21 Haziran 2014 tarihli      milliyet.com.tr      nin  aşağı sayfalarına indiğinizde bir başlık göreceksiniz. Şarkıcı Hadise'nin kastedildiği haberin başlığı şöyle:   "Seksi şarkıcının talihsiz anları."
Hatta  gazetemiz Milliyet, “talihsiz anları” ifadesinin altını bile çizmiş. İhtimâldir, haberi hazırlayanlar   Hadise adına çok üzülmüşler. Öyle ya, talihsiz anlar dediklerine göre…
Devam edelim; haberin metni şöyle :
"Dar, mini bir elbise giyen şarkıcının dans ederken hem önden hem arkadan verdiği frikikler ise talihsiz bir iş kazası oldu. " (Anlatım bozukluğu, haber metnini yazana aittir)
Vay be, sen hem dar bir mini elbise giy, yetmezmiş gibi hem önden hem de arkadan ver. Frikik de olsa, vermek zor iş. Hem de aynı anda. Zaten olayın hukuki bir boyutu da var . Niye mi?
Çünkü gazetemizin haberine göre yaşanan olay bir iş kazası. Tabii iş güvenliği uzmanları o esnada saz mı çalıyorlarmış, yoksa  ayva bahçelerinde elma toplama işleriyle mi meşgullermiş bilinmez.
Benim …