Ana içeriğe atla

Waze Vize Aldı




Kullanım gelirlerinin haçlı-siyonist ittifakına ya da Türkiye karşıtlarına gideceği gerçeğinden hareketle bazı ürünlerin boykot edilmesi gerektiğine dair muhafazakâr kesimde gelişmiş olan alışveriş refleksini hepimiz biliriz.

Dönem dönem  mail gruplarında ya da haber sitelerinde bu konuyla ilgili bilgilendirme, halkı bilinçlendirme amaçlı yazılar göze çarpar.

Hattâ bugün kullandığımız ve hayatımıza giren birçok ticarî ürünün bırakın  şirket şirket isimlerinin verilmesini, logolarını da gösteren renkli çarşaf çarşaf sayfalar hazırlanır. Genel olarak hangi ürünlerden bahsettiğimi zâten anladınız.

Hayatın hangi alanında olursa olsun, insanın inandığı değerler için reaksiyon gösterip tavır alması güzel bir şey. Ancak her şeyde olduğu gibi, tepkilerin de  rasyonel ve ayakları yere basar tepkiler olması en sağlıklı olandır.

İsrailli mühendislerce geliştirilmiş bir navigasyon uygulaması var. İsmi Waze. Trafiğin durumuna göre sizi gideceğiniz yere en kısa yoldan ulaştırıyor.

Bu uygulama İran’da  2017 Mart ayında yasaklanmıştı. Aynı yılın Eylül ayında ise serbest bırakılıp Ekim ayında ise yine yasaklanmıştı.

İranlı hükümet yetkilileri ile İran gizli haber alma örgütü SAVAMA’nın, İsrailli mühendislerce geliştirilen Waze adlı uygulamadan neden rahatsız olduğunu anlamak hiç de zor değil.

İşin içinde MOSSAD parmağı olması ihtimali bile, İran’ın sınırlarını oldukça zorlayan bir ulusal test anlamına geliyor.

Ancak hepimizin bir kez daha şahit olduğu gibi, teknoloji sınır tanımıyor ve her türlü coğrafî sınırı aşarak kendisine yaşam alanı buluyor.

Gerçek İslâmı yaşamayan bir ülke bile olsa İran gibi muhafazakâr bir toplum ve hattâ yöneticileri, teknolojik bu gelişmelere mukavemet gösteremedi ve aslında gülünç duruma düştü.

Gülünç bir durum çünkü Waze İran’dan tekrar vize aldı.

İsrail’in geliştirdiği  uygulama Waze, İran’da serbest oldu.[1]

Yasağın kalktığı haberi ise İsrail devletinin Farsça resmî Twitter  hesabından alaysamalı bir üslupla dünyaya duyuruldu.

Şahsî  kanaatim, Tahran’ın bu konudaki tavrının başından beri amatörce olduğudur.

Şîa rejimini diğer İslâm ülkelerine ihraç etmeye çalışırken vâkit harcayacaklarına; hükümet, dinî liderler, SAVAMA yetkilileri  ayrıca İran Bilim ve Teknoloji Bakanlığı bu konuda ortak bir çalışma yapsalardı bu tarihî ve  trajikomik tabloyla karşılaşmazlardı.

Sabrın sonu ile

 



[1] Şalom Gazetesi, 18.01.2018
Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ERKEKLERİN KADIN ZAFİYETİ VE ANNE OĞUL İLİŞKİSİ ( II )

Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık. En önemlisi ; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.
Altını önemle çizmekte fayda var.
Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık :

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…
Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu : babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.
Bu görüşe katılıyoruz.
Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.
Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.
Birbirinin muadili (dengi) bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.
Dikkat ediniz,…

DAMAR ÇATLAMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortalama bir insan bedenindeki kılcal damarların toplam uzunluğu 40 bin kilometre civarındadır. Tam da ekvatorun çevresinin uzunluğuna eşit. 
‘Her insan ayrı bir dünya’ sözüne ne kadar da denk düşüyor bu sayısal tevâfuk. 
Yani vücudumuzun her yerinde kılcal damarlar var dersek, mübâlağa etmemiş oluruz. 
Sadece kılcal da değil. Bunun toplardamarı var, atardamarı var. Kirli kanı taşıyanı var, temiz kanı taşıyanı var. 
Hepsinin yanında tıp kitaplarında adı geçmeyen bir de ar damarı var. 
Bilimsel ve akademik tıp ne kadar terakkiperver bir seyir izlerse izlesin, ar damarının insan bünyesindeki yeri tam olarak tespit edilememiştir. 
Hoş bunu tespit etmek için hassaten bir çaba gösterildiği de söylenemez ya. 
İnsan vücudunda bulunan toplar, atar ya da kılcal damarlarda görülen marazi bir durum, sözgelimi bir damar çatlağı, üzerinde taşındığı bünyeyi hastalığa dûçâr eder.
Tedavi edilmezse, hastalık sahibine ciddi zararlar getirebilir. Ancak önemlidir ki; insan vücudundaki yaşamsal da…

NARGİLEYE SON...

Beş yıl önce her şey güzel başlamıştı. Eve getirdi ve dedi ki; artık tophanelerde sürünmemize gerek yok...
Nargile içelim güzelleşelim demiştik.
Bizim bağlılığımızda işte böyle tutkuyla olurdu.
Beş yıldır hemen hemen her gün beraberdik çünkü o tütün, ateş ve kömürle...

Keyifte, üzüntüde...
Klavyenin her tuşuna dokunduğumda, erkanda da o meşhur ve yoğun dumanları tüterdi...
Artık zaman dolmuştu.
Bırakmalıydım nargileyi...
İçilirdi elbet ama her gün de olmazdı ki...
Sabah işe gitmeden önce, ya da akşam yatmadan önce...
Muhtemelen vücut alması gereken zararı bu beş yıl içinde almıştır...
Ama bundan sonrası için buna fırsat vermeyeceğim...
Duyardım ya, nargile sigaradan zararlı diye. Ama işime gelmez kulak tıkardım.
Artık tıkamayacağım.
Bir dostumu da böyle kaybettim.
Yıllar önce onun küçük kardeşi sigaraya veda ettiğim ve bir daha hiç aramadığım gibi.
Belki nargileyi hayatımdan çıkarmadım ama hergün değilse de en azından haftada ya da onbeş de bir içeceğim.
Son bir kare görüntü ve...
Selâmetle...